Ramazan davulu, şekersiz sakız ve Bülent Ersoy- can dundar [Arşiv] - FrmPaylas.Com | Paylaşım, Film, Dizi, Müzik, Program, Oyun, Sinema, Video, Komik

PDA

Orijinalini görmek için tıklayınız : Ramazan davulu, şekersiz sakız ve Bülent Ersoy- can dundar


ANUBİS
09-01-2007, 11:46
Saat gecenin ikisi...
Yorgun bir işgününün gecesi...Uykusuzluktan gözleriniz kapanıyor. Gözkapaklarınızda birkaç tonluk kurşun balyaları asılı...
Loş odalarda yeni doğmuş bebekler ağlıyor. Çocuk çığlıkları çınlıyor geceyarısı karanlığında... Dalıp gitmeler en küçük bir çıtırtıyla feryada dönüşüyor.
Karşı komşuda ağır hastalar dinleniyor. Zehir­lenmiş midelerin yıkandığı zorlu kabus geceleri... Sayıklamalar, iniltilere karışıyor.
Sabah yeni bir maraton başlayacak ve siz küçük bir kestirmeye hasretsiniz. Evin içinde burcu değişmiş astroloji bağımlıları gibi şaşkın dolanıp duruyorsunuz.
Bebek ve hasta nihayet uyudular gibi... Birkaç da­kikalık sükut... ve... birden gecenin zifirini döven tam­tamlar... Sessizliği yırtıp odanın içine dolan tokmak sesi, saatlerdir kuyudan çektiğiniz o derin sükuneti buruşturup atıyor. Beşikte bir bebek feryadı, karşı komşuda bilinçsiz sıçrama­lar... karanlık pencerelerden öfkeli homurtular.
Ama hayır... gitmiyor. Yanmayan ışıklara inat, bir Siyu büyücüsü gibi ısrarlı ve bir Zulu dansçısı kadar şehvetle çalıyor davulu... Gece saat 02.45... Hala dinliyoruz bu sevimsiz soloyu...

***

"Neydi o eski ramazanlar nostaljisi"mi?
En çok ben severim geçmişin o huzur veren hatıralarını... ama ancak "huzur verirse"... sıcak pide kokusu... neşeli iftar sohbetleri... lezzetli sahur ye­mekleri... hepsine varım...
Ama "davul terörüne hayır" diyorum.
Size sempatik gelmese de devir çalar saat devri... Hatta saat ayarıyla devreye giren radyolar devri... Büyüklerimizin her fırsatta öğündükleri "enformasyon devrimi" size telefonla uyandırma servislerinin lüksünü yaşatıyor. Bilmeyen varsa söyleyeyim: 135'i çeviriyor ve kaçta uyanmak istediğinizi söylüyorsunuz. Küçük bir bedel karşılığı o saatte telefonunuz çalıyor... Ucuzundan bir çalar saat de aynı işlevi görüyor.
Zahmetsiz, gösterişsiz ve gürültüsüz...
Tabii amacınız uyandırmak değil, uyanmaksa...



***

Din İşleri Yüksek Kurulu'ndan bir üye geçen haf­ta şekersiz sakızın oruç bozmayacağını açıkladı. Ağız çalkalamak ye diş fırçalamak da oruç
bozmuyormuş. Diyanet İşleri, çağlar ötesinden öngörülemeyecek yenilikleri İslam'ın çerçevesi için oturtmaya çalışıyor. Yeni çağ, dinleri değişime zorluyor.
Kim derdi ki günün birinde Allah vergisi bir er­kek, kendi isteğiyle ve tıp desteğiyle kadın olacak ve muhteşem sesiyle ezan okumaya niyetlenecek... Haydi bakalım, gelin çıkın işin içinden... İstanbul Müftülüğü'ne sorarsanız "kadın ezan okuyamaz". Ama Bayan Ersoy'un adı Bülent ve yaradılış itiba­riyle de bir erkek. Şimdi doğum raporu mu geçerli sayılacak, ameliyat raporu mu? Halkın bu kadar sevdiği bir ses, bu kadar inanarak ve güzel söylenen bir ezan, küçük bir ameliyatla eksiltilen bir gereksiz uzva feda mı edilecek?
Sırada başka sorular da var. Mesela geceyarısı ayakta olanlar müftülüğü arayıp soracaklar: "Zap yapıyordum, karşıma Yıldo çıktı, acaba orucum
bozuldu mu?
Bence bu şekerli sakız çiğnemekten daha tehlike bir durum. Hele Yıldo'dan "Ay İnanmıyorum" şarkısını istemişseniz. Peki yarın hızlı trenle Ankara Eskişehir arası 15 dakikaya inince yolcular seferi sayılacak mı 900'lü hatları arayanların, Madonna'nın "Erotic" albümünü dinleyenlerin, bilgisayarında erotik oyun oynayanların abdesti bozulacak mı? Bence uyandırma servislerinin ve saat ayarlı radyoların ramazan davullarını bertaraf ettiği çağı­mızda bunlar da acilen yanıt bekleyen sorular...

***

Nehir Dergisi Editörü Arif Çankırılı geçen gün Yeni Yüzyıl’ın "Perspektif sayfalarında islam'ın vandalist bir din olmadığını, sanatın İslam'a aykırı olamayacağını anlatıyor, "ancak Müslümanların bazı sanatlarla uğraşmamaya ve onlardan hoşlan­mamaya hakkı vardır" diyor ve nü resimleri örnek veriyordu.
Bu hakka yüzde yüz saygı duyuyorum. Dahası bir cami avlusuna çıplak heykel kondurma hevesinde olanlar varsa, bunu inançlara saygısızlık sayıyorum. Herkesin başkalarının fikir ve inançlarına saygı duyacağı ve birbirini zedelemeden bir arada varolabileceği bir toplumsal düzenin özlemini duyuyorum.
Ama o düzende ben de oruç tutmuyorsam, ayıp­lanmamak, zorlanmamak istiyorum.
Ramazanın gelişi, kamu yemekhanelerinde sahte restorasyonlara yol açmasın, kablolu televizyonumdaki yayın akışını değiştirmesin istiyorum.
Nü resimleri, Bülent Ersoy'un sesini, şekerli sa­kızları ve uyandırma servislerini seviyorum. Bunları sevmediği halde, sevenlere saygı duyanları da seviyorum.
Onların inançlarına saygı duyuyorum.
Ama ben nü resimlerimi evimde saklar, ramazanda Bülent Ersoy kasedinin sesini kısarken, geceyarıları "vandal" tamtamlarla uyandırılmamayı talep ediyorum.
Diyanet' ten acilen bir "çalar saat meşrudur" açıklaması bekliyorum.

Kartal Busbey
06-29-2008, 08:15
Tesekkurler..;)