Geη©eßaY
09-01-2007, 12:44
Nurculuğun Yakın Geçmiş Tablosunun Sosyal Analizi:
1960-1970 yıllarda dünyada hippilik akımları esmektedir.Ekonomik özgürlüklerini kazanan Avrupa,Amerika gençlikleri "dinsiz,sınıfsız,savaşsız"dünya için hippi akımını başlatırlar.
Bu sırada ise Türkiye'de çok farklı şeyler olmaktadır.Türkiye de TV yoktur,gazeteler sınırlı sayıda ve sadece büyük yerleşim yerlerinde bulunabilmektedir.İnsanların çoğu köylerde sadece karnını doyurarak yaşamaktadır,dünyadan haberleri yoktur.
Derken köy ve kasabalardan çıkıp büyük şehirlere üniversite okumaya giden anadolu gençliği orada çok farklı bir dünya ile karşılaşır.
O zamanlar şehirlerde ne gecekondu vardır,ne arabesk vardır ne de lümpen kitle ne de lümpen kitlenin pop şarkıcıları.
Şehirler "şehir"gibidir,düzgün giyimli insanlar,kültürel faliyetler,tiyatrolar,operalar..
Anadoludan şehre üniversite okuyup doktor,mühendis,avukat olmak için gelen kitle için bu çok farklı bir dünyadır.
Uyum sağlayamaz,yabancıdır.Ne Pink Floyd'dan haberi vardır,ne John Lennon'ın "dinsiz dünya yaratmayı amaçlayan parçalarından"
Yalnız kalır genç,ama bir şeye tutunmak,bir sosyal grubun içine girmek zorundadır.
Köyden,kasabadan aklında kalan tek sosyallik dindir,dine sarılır.Bu sayede kendini bir sosyal grubun içinde bulup kendini "güvende"hissedecektir.
Kendilerini aynı durumda hissedenler bir araya gelirler,o zaman fabrikasyon giyim yaygın olmadığından sokakta yürüyen insanların sosyal sınıfları hemen belli olurdu.Kılık kıyafetlerinden birbirlerinin aynı sosyal sınıfa dahil olduklarını anladılar,bir araya geldiler.
Beraber camiye gittiler,kesmedi.Bir boşluk vardı.
Anne babaları da camiye gidiyordu,farklı birşeyler olmalıydı.Bu arayış sonunda Said Nursi'nin eserleri ve "abileri" tanıştılar.
Üstelik hiç bilmedikleri tiyatro,resim,opera gibi "şehirli"insanların dünyasına da karşı çıkıyordu bu Said Nursi,hem de Demokrat partinin devamı olan Adalet Partisinin çoban başkanı Süleyman Demirel'de onlara sıcak bakıyor,köylü şivesi ile CHP'nin temsil ettiği modern sosyal sınıflara kafa tutuyordu.
Kendilerine şehirde sığınacak sosyal sınıf arayanların böylece tutunacak iki dalları birden olmuştu,Said Nursi ve siyaset.
Said Nursi'nin esas kökeninin ne olduğunu,ne yapmaya çalıştığını aslında hiçbirisi bilmiyordu,tıpkı Almanların başlangıçta Hitleri tam olarak tanımaması gibi.
Risalelerde sanki büyük mucizeler varmış gibi kendilerinden geçerek okudular,dağıttılar.Çünkü ağır dille yazılmış,anlaşılamayan şeylerde mutlaka üstün birşeyler olmalıydı.
Bu eskiden gelen bir gelenekti.Bir insan ne kadar anlaşılamayacak şeyler yazar ve konuşursa o kadar üstün sayılıyordu.Osmanlı'nın ileri gelenleri de böyle değil miydi,ya da Süleyman Demirel?
Kendi aralarında başlattıkları oyun tutmuş,Nurcuların sayısı artmıştı.Tatil zamanlarında kasabalarına,köylere dönen öğrenciler Anadolu'daki anne ve babalarının,kardeşlerinin müslümanlıklarını yetersiz buldular.
Onlara nur risalelerini gösterdiler,akrabaların çoğu bunları red ederek kendi bildikleri islamı yaşamaya devam ettiler,aralarında çatışmalar çıktı,kimi nurcu kendi ailesini inkar etti,kimi aileler çocuklarını evlattıktan red ettiler...
Birinci kuşak,ikinci kuşak ve üçüncü kuşak(şu andaki üniversitede okuyan nurcular 3.kuşaktır) tıpkı kulaktan kulağa oyunu oynuyorlardı.
Abilerinin şehirde kendilerine sosyal sınıf bulma ve yaratma için sorgulamaksızın peşine düştükleri nurculuk 3.kuşak döneminde artık nerdeyse Kuran'dan ayrı bir din haline gelmişti!
"History became legend,legend became history"(Yüzüklerin efendisi filminden alıntı)yani tarih efsane,efsane tarih oldu!
Şimdi nurcular 3 gruba bölünmüş bir şekilde kendilerine yarattıkları hayal dünyasında bir o partinin,bir diğer partinin oy deposu olarak kullanılmaktadır.İki önemli gazeteleri vardır,bir de televizyon kanalları:
Zaman Gazetesi,Samanyolu TV:Fettullahçı çizgide,ılıman,daha açık fikirli(takiye)
Yeni Asya Gazetesi:En radikal nurcu grubu,zaman bu gurup için durmuştur,570'li yıllar ile 2000'li yıllar arasında hiç bir fark yoktur.
CultureClub 23 Haziran 2005
1960-1970 yıllarda dünyada hippilik akımları esmektedir.Ekonomik özgürlüklerini kazanan Avrupa,Amerika gençlikleri "dinsiz,sınıfsız,savaşsız"dünya için hippi akımını başlatırlar.
Bu sırada ise Türkiye'de çok farklı şeyler olmaktadır.Türkiye de TV yoktur,gazeteler sınırlı sayıda ve sadece büyük yerleşim yerlerinde bulunabilmektedir.İnsanların çoğu köylerde sadece karnını doyurarak yaşamaktadır,dünyadan haberleri yoktur.
Derken köy ve kasabalardan çıkıp büyük şehirlere üniversite okumaya giden anadolu gençliği orada çok farklı bir dünya ile karşılaşır.
O zamanlar şehirlerde ne gecekondu vardır,ne arabesk vardır ne de lümpen kitle ne de lümpen kitlenin pop şarkıcıları.
Şehirler "şehir"gibidir,düzgün giyimli insanlar,kültürel faliyetler,tiyatrolar,operalar..
Anadoludan şehre üniversite okuyup doktor,mühendis,avukat olmak için gelen kitle için bu çok farklı bir dünyadır.
Uyum sağlayamaz,yabancıdır.Ne Pink Floyd'dan haberi vardır,ne John Lennon'ın "dinsiz dünya yaratmayı amaçlayan parçalarından"
Yalnız kalır genç,ama bir şeye tutunmak,bir sosyal grubun içine girmek zorundadır.
Köyden,kasabadan aklında kalan tek sosyallik dindir,dine sarılır.Bu sayede kendini bir sosyal grubun içinde bulup kendini "güvende"hissedecektir.
Kendilerini aynı durumda hissedenler bir araya gelirler,o zaman fabrikasyon giyim yaygın olmadığından sokakta yürüyen insanların sosyal sınıfları hemen belli olurdu.Kılık kıyafetlerinden birbirlerinin aynı sosyal sınıfa dahil olduklarını anladılar,bir araya geldiler.
Beraber camiye gittiler,kesmedi.Bir boşluk vardı.
Anne babaları da camiye gidiyordu,farklı birşeyler olmalıydı.Bu arayış sonunda Said Nursi'nin eserleri ve "abileri" tanıştılar.
Üstelik hiç bilmedikleri tiyatro,resim,opera gibi "şehirli"insanların dünyasına da karşı çıkıyordu bu Said Nursi,hem de Demokrat partinin devamı olan Adalet Partisinin çoban başkanı Süleyman Demirel'de onlara sıcak bakıyor,köylü şivesi ile CHP'nin temsil ettiği modern sosyal sınıflara kafa tutuyordu.
Kendilerine şehirde sığınacak sosyal sınıf arayanların böylece tutunacak iki dalları birden olmuştu,Said Nursi ve siyaset.
Said Nursi'nin esas kökeninin ne olduğunu,ne yapmaya çalıştığını aslında hiçbirisi bilmiyordu,tıpkı Almanların başlangıçta Hitleri tam olarak tanımaması gibi.
Risalelerde sanki büyük mucizeler varmış gibi kendilerinden geçerek okudular,dağıttılar.Çünkü ağır dille yazılmış,anlaşılamayan şeylerde mutlaka üstün birşeyler olmalıydı.
Bu eskiden gelen bir gelenekti.Bir insan ne kadar anlaşılamayacak şeyler yazar ve konuşursa o kadar üstün sayılıyordu.Osmanlı'nın ileri gelenleri de böyle değil miydi,ya da Süleyman Demirel?
Kendi aralarında başlattıkları oyun tutmuş,Nurcuların sayısı artmıştı.Tatil zamanlarında kasabalarına,köylere dönen öğrenciler Anadolu'daki anne ve babalarının,kardeşlerinin müslümanlıklarını yetersiz buldular.
Onlara nur risalelerini gösterdiler,akrabaların çoğu bunları red ederek kendi bildikleri islamı yaşamaya devam ettiler,aralarında çatışmalar çıktı,kimi nurcu kendi ailesini inkar etti,kimi aileler çocuklarını evlattıktan red ettiler...
Birinci kuşak,ikinci kuşak ve üçüncü kuşak(şu andaki üniversitede okuyan nurcular 3.kuşaktır) tıpkı kulaktan kulağa oyunu oynuyorlardı.
Abilerinin şehirde kendilerine sosyal sınıf bulma ve yaratma için sorgulamaksızın peşine düştükleri nurculuk 3.kuşak döneminde artık nerdeyse Kuran'dan ayrı bir din haline gelmişti!
"History became legend,legend became history"(Yüzüklerin efendisi filminden alıntı)yani tarih efsane,efsane tarih oldu!
Şimdi nurcular 3 gruba bölünmüş bir şekilde kendilerine yarattıkları hayal dünyasında bir o partinin,bir diğer partinin oy deposu olarak kullanılmaktadır.İki önemli gazeteleri vardır,bir de televizyon kanalları:
Zaman Gazetesi,Samanyolu TV:Fettullahçı çizgide,ılıman,daha açık fikirli(takiye)
Yeni Asya Gazetesi:En radikal nurcu grubu,zaman bu gurup için durmuştur,570'li yıllar ile 2000'li yıllar arasında hiç bir fark yoktur.
CultureClub 23 Haziran 2005