a_sari
09-02-2007, 10:51
Küçük Farklılıklar
S. SERVER
Yavuz SELİMOĞLU
Nokta kadar bir renk, benek benek lekeler, kırıklar, kusurlar, yanlışlıklar, kazalar, istisnalar ve intizamsız gibi görünen hadiseler aslında kâinattaki nizamın birer inceliğidir.
İlim anlayışına giden yol, küçük kabullerle tamamlanmıştır. Antimaddenin varlığı ilk defa fizikçi Paul Dirac tarafından, denklemde unutulan eksi (—) işaretini koymasıyla ortaya çıkmıştı. Elektrik motor prensipleri, bir sınıf müzakeresinde, yüksek okul hocası Hans Christian Orstedin akım taşıyan bir kablonun manyetik alana doğru bir hareketini görmesiyle başlamıştı.
Küçük farklılıklar ilim anlayışında büyük değişiklikler yaptığı gibi, bunlar tabiatta da tesirlerini icra eder. Atomun dış çeperindeki tek elektron değişikliği, Sodium ile Neon arasındaki farkı meydana getirir. Işık dalgasının bir dakikalık gecikmesi, mavi rengi mor renge çevirir. Moru camdan geçirdiği gibi ultraviyoleyi geçirmez.
İnsan ve bitkinin hayat suyu yalnız bir tek atomun farklı olması ile değişir. Klorofil 136 tane hydrogen, carbon, oxygen ve nitrogenin halka şeklinde, magnesium etrafında sıralanması ile oluşur. Hemoglobin de 136 adet hydrogen, carbon, oxygen ve nitrogen atomundan meydana gelmiştir. Fakat bunlar yine halka şeklinde ancak bir demir atomunun etrafında dizilmişlerdir. Bir genetikçinin ifadesine göre, normal bir virüs ile öldürücü bir virüs arasında 5 milyonda sadece 3 atom değişikliği vardır.
Gözümüzün önünde cereyan eden birçok hadiseleri göremeyişimizin sebebi, göz ve kulaklarımızın işleyiş biçimine bağlıdır. Herhalde bahçede gezen bir karıncanın ayak seslerini duymayı veya çorbamızdaki binbir çeşit bakterinin yüzmeye çalıştığını seyretmeyi istemezdik. Sinir sistemimiz öyle ayarlanmıştır ki; biz, çok büyük olduğu halde, bazı farklılıkları küçük bir şekilde görürüz. Mesela güneş aydan yüzbin defa daha parlak olduğu halde biz oniki defa daha parlakmış gibi görürüz. Duyma işi de aynı şekildedir. 4 richter ölçeğinde bir deprem 3 olarak ölçülenkinden 10 defa daha şiddetlidir. 5 olarak ölçülen 4 olarak ölçülenden 10 defa fazla olduğu halde 3 richter ölçeğinkinden de 100 defa daha şiddetlidir. Halbuki arada 2 sayı farkı vardır. İşte küçük bir fark...
İnsanoğlu pek düşünmediği zamanlarda çevresindeki hadiseleri basit görür, hafife alır. Aslında girift, kompleks yapılara sahip fakat birbirini tamamlayan pekçok tezat arasında yaşıyor. Kâinatta kurulu olan nizam öylesine dikkate değer ki birlik gösteren herşey sanki birliğini ispatlarcasına bir yandan da gayrılık gösteriyor. İnsanların hepsinde göz, kulak, burun olması, fakat hiçbirinin diğerine benzememesi gibi...
İnsanoğlu bütün bunları düşünmeli ve bu mükemmel nizamı, harika yapıları, hakiki sahibine müteveccih bir bakışla değerlendirmelidir.
S. SERVER
Yavuz SELİMOĞLU
Nokta kadar bir renk, benek benek lekeler, kırıklar, kusurlar, yanlışlıklar, kazalar, istisnalar ve intizamsız gibi görünen hadiseler aslında kâinattaki nizamın birer inceliğidir.
İlim anlayışına giden yol, küçük kabullerle tamamlanmıştır. Antimaddenin varlığı ilk defa fizikçi Paul Dirac tarafından, denklemde unutulan eksi (—) işaretini koymasıyla ortaya çıkmıştı. Elektrik motor prensipleri, bir sınıf müzakeresinde, yüksek okul hocası Hans Christian Orstedin akım taşıyan bir kablonun manyetik alana doğru bir hareketini görmesiyle başlamıştı.
Küçük farklılıklar ilim anlayışında büyük değişiklikler yaptığı gibi, bunlar tabiatta da tesirlerini icra eder. Atomun dış çeperindeki tek elektron değişikliği, Sodium ile Neon arasındaki farkı meydana getirir. Işık dalgasının bir dakikalık gecikmesi, mavi rengi mor renge çevirir. Moru camdan geçirdiği gibi ultraviyoleyi geçirmez.
İnsan ve bitkinin hayat suyu yalnız bir tek atomun farklı olması ile değişir. Klorofil 136 tane hydrogen, carbon, oxygen ve nitrogenin halka şeklinde, magnesium etrafında sıralanması ile oluşur. Hemoglobin de 136 adet hydrogen, carbon, oxygen ve nitrogen atomundan meydana gelmiştir. Fakat bunlar yine halka şeklinde ancak bir demir atomunun etrafında dizilmişlerdir. Bir genetikçinin ifadesine göre, normal bir virüs ile öldürücü bir virüs arasında 5 milyonda sadece 3 atom değişikliği vardır.
Gözümüzün önünde cereyan eden birçok hadiseleri göremeyişimizin sebebi, göz ve kulaklarımızın işleyiş biçimine bağlıdır. Herhalde bahçede gezen bir karıncanın ayak seslerini duymayı veya çorbamızdaki binbir çeşit bakterinin yüzmeye çalıştığını seyretmeyi istemezdik. Sinir sistemimiz öyle ayarlanmıştır ki; biz, çok büyük olduğu halde, bazı farklılıkları küçük bir şekilde görürüz. Mesela güneş aydan yüzbin defa daha parlak olduğu halde biz oniki defa daha parlakmış gibi görürüz. Duyma işi de aynı şekildedir. 4 richter ölçeğinde bir deprem 3 olarak ölçülenkinden 10 defa daha şiddetlidir. 5 olarak ölçülen 4 olarak ölçülenden 10 defa fazla olduğu halde 3 richter ölçeğinkinden de 100 defa daha şiddetlidir. Halbuki arada 2 sayı farkı vardır. İşte küçük bir fark...
İnsanoğlu pek düşünmediği zamanlarda çevresindeki hadiseleri basit görür, hafife alır. Aslında girift, kompleks yapılara sahip fakat birbirini tamamlayan pekçok tezat arasında yaşıyor. Kâinatta kurulu olan nizam öylesine dikkate değer ki birlik gösteren herşey sanki birliğini ispatlarcasına bir yandan da gayrılık gösteriyor. İnsanların hepsinde göz, kulak, burun olması, fakat hiçbirinin diğerine benzememesi gibi...
İnsanoğlu bütün bunları düşünmeli ve bu mükemmel nizamı, harika yapıları, hakiki sahibine müteveccih bir bakışla değerlendirmelidir.