Cengiz Han
09-06-2007, 19:56
Hasip Öztürk
Sarıkamış Faciası
Kötü yönetimden dolayı tarihinde kara sayfaları olan bir ulusuz. Tarihin o kara sayfaları ya boş bırakılmıştır yada karanlık. Kime sorsanız olanlar hakkında yeterli bilgisi yoktur. 1914 kışında yaşanan Sarıkamış Faciası bunlara ağır bir örnektir.
Seksenbeşbin “Mehmetcik“ tek kurşun atmadan donarak şehit olmuştur. Kalanların çoğu kısmi donma sebebiyle sakat kalmıştır. Sarıkamış Şehitleri'nin anıldığı şu günlerde, azıcık aydınlık düşşün üstüne! Şehitlerimizin anısının doğru bilinmesi ruhlarına ferahlık verecektir.
Birinci Dünya Savaşı arifesidır. Enver Bey, Başkumandan Vekili ve Harbiye Nazırı'dır. O artık padişah damadı ve paşadır. Osmanlı Ordusu'nun ve Osmanlı'nın kaderi eline geçmiştir..Çok kısa bir sürede binbaşılıktan paşalığa atlayıvermiştir. Rütbelerini, birliklerin başında ve cephelerde kazanma-dığından, gerekli bilgi ve deneyimden yoksundur. İttiah ve Terakki Partisi'nin, ast-üst ilişkisini bozduğu bir tür fetret devrinin bir doğal ürünüdür..
Siyasete bulaşmış alt rütbeli subaylar, ordunun hiyerarşik düzenini boşmuştur. Partili astın, yüksek rütbeli üstüne hükmettiği garip bir dönemdrir yaşanan. Balkan Savışı'nda Edirne dahil Trakya topraklarını üçbuçuk Bulgar'a, Sırp'a kaptırıp aleme rezil olduğumuz (kara sayfalı) günlerdir.
Enver Bey, İttihat ve Terakki'nin iddialı, gözüpek, atak, hırslı bir üyesidir. Fırsatçı tutumuyla kısa sürede yükselir. Balkanlar'da dağa çıkıp kahraman olur. Edirne' ye ilk giren subay olmak için, görevi dışında Edirne'ye de ilk giren olur. Edirnne Fatihi olur..Osmanlı Hanedanı'ndan kız alıp Saraya damat da olur. Ne yapıp edip paşa olur, başkumandan vekili olur, Harbiye Nazırı olur; tek adam olur..
Almanlar, Osmanlı Ordusu'nu çoktan beri resmen ele geçirmiştir. Eğitmek bahanesiyle Alman generaller orduya fiilen hükmetmektedir. Almanya, Fransa, İngiltere ve Rusya'ya karşı savaşmaktadır. Kafkas petrolleriyle Bağdat petrolüne acil ihtiyacı vardır. Rus Ordusu'nun bir kesiminin Türkiye'ye karşı konuşlanması onun Doğu cep- hesini rahatlatacaktır. Osmanlı Mısır'a (Kanal'a) göstermelik saldırısı bile İngilizi oraya asker yığdıracaktır. Bunun için Osmanlı'nın iki cephede savaşa girmesi Alman'a nefes aldıracaktır..
Osmanlı'nin aklı başındaki yönetici kesimi bu siyaseti ve sonundaki felaketi açıkca görmektedir. Savaşa yanaşmazlar. Oldu bittiye karşı çıkarlar. Alman hayranı Enver Paşa, gururunu okşayan Almanlara ve kendisine vaadeilen Turan İmparatorluğu yemine balıklama atlamaya hazırdır. İş oldu bittiye kalmıştır..
Almanya iki zırhlısını, Akdeniz'den Marmara'ya sokar. Zırhlılar güya Osmanlı'ya sığınmıştır(!). Sonra da Osmanlı onları satın (!) almıştır. Amaç, Alman savaş gemilerini Karadeniz'e sokmaktır. Nitekim Amiral Şoşon, Yavuz ve Midilli adını alcak bu zırhlılarla, Karadenize çıkıp Rus Limanlarını bombalar. Savaş başlamış ve Osmanlı oldu bittiyle kendisini cehennemin ortasında buluvermiştir.
Rus Orduları Kafkaslardan Osmanlı topraklarına iniverir. Doğudan Erzurum-Çoruh hattına yüklenir. Bölge, ağır kış altındadır. Asker kaydırılması olanaksızdır. Kışlık giysi bile askere dağıtılmış değildir. Daha doğrusu kışlık donanım yoktur. Birlikler dağınık ve techizatları yetersizdir. Yiyecek depoları uzaktadır. Cephane yetersizdir. Taşıma olanağı zor ve araç yok gibidir.. Doğu'da demiryolu, karayolu henüz yoktur. Demiryolu Ulukışla'da bitmektedir. Sonrası, yaya veya at sırtında gidilecektir. Bulgaristan savaşa girmemiştir. Almanya ile Osmanlı arasında ulaşım düşman topraklarındadır...
Osmanlı Ordusu, olumsuzluklara karşın olması gereken yerde mevzilenir.Ruslar' ın ilerlemesini durdurur. Mevsim şartlarında Ruslar'ında ileri harekat yapma hevesi yoktur. İkibinbeşyüz-üçbin metre rakımda, karşılıklı mevzidedirler. Hatta bir ara Osmanlı Ordusu, karşı saldırıya geçip biraz ilerleme bile kaydeder.
Alman Genel Kurmayı, Alman subayları kışkırtarak Osmanlı
Ordusu'nun Kafkasyönünde Ruslara saldırıya geçmesini ister. Zira Almanlar Rus Cephesinde zoralanmaktadır. Bu saldırı Rusları Alman cep-hesinden kuvvet kaydırmaya zorlayacaktır. Kanal Seferi olursa, İngilizler de Avrupadan kuvvet çekmek zorunda kalacak; Almanın işi kolaylaşacaktır..
Enver Paşa' ya Kafkas Fatihi olma fırsatı doğmuştur. Mevzilenmiş Orduyu Ruslara karşı taarruza zorlar. Uygun yanıt alamayınca, kendisi gibi hızlı, atak, hırslı ve padişah damadı Hafız Hakkı Beyi gön-derir. Yerinde görme bahanesiyle kendisini Bölgeye tayin ettiren Hafız Hakkı, hızlı terfi ile yakında yarbay olmuştur. Tekrar rütbesinin paşalığa yükseltilmesini ve Bölgedeki orduların komutanlığını ister. Amacı Kafkas Fatihi olmak ve Enver'in önüne geçmektir..
Enver Paşa onu tümen komutanı yapar. Kendisi'de Erzurum'a gelerek orduların başına geçer. Kışın en ağır koşullarında yazlık giyimli askerleri saldırıya geçirirler. Ağır kış koşullarında seksenbeşbin mehmetçik, düşmana, neredeysi bir tek kurşun atmadan, dağların yamacında donarak telef olur. Kalanların çoğunluğu kısmen donarak sakat kalmışlardır. Tam bir facia yaşanmştır. Bugünlerde anılan şehitlerimiz onlardır. Enver Paşa olayın haber yapılmasını yasaklamıştır.Doğru dürüst bir resim bile yoktur. Resimler Rus ordusunun arşivinden alınmadır..
Şimdi, kar yağdı diye, modern taşıma olunaklarına, gerekli giyime karşın okulları tatil ediyoruz. Karayolları ve demiryolu ağıyla donanıma karşın ulaşımı zorlukla sürdürüyoruz. Çağdaş ve modern Türkiye imkanlarına rağmen kardan felç oluyor.
Eksi yirmi ile elli derecede, yeterli potini, kaputu, yiyeceği bulunmayan askeri Uludağın zirvesi (2.583 m.) rakımındaki dağlardan hücuma kaldıran kafa nasıl bir kafadır?. ikimetreyi aşan karda askeri toplu ölüme yolluyan komutanlar nasıl insanlardır?. Alman askeri ölmesin, işi kolaylaşsın diye Türk'e kıyan nasıl bir yönetimdir?
Türkiye'nin sorunu hep kötü yönetim olmuştur. Kifayetsiz muhterislerin elinde ülke perişan olmuştur. Bindokuzyüzondört yılının kışında, Allahüekber Dağlarında, hiç uğruna şehit edilen seksenbeşbin mehmedimizin anısı dağru bilinsin. Kötü yönetimin halkımıza reva gördüğü kara yazgı tanınsın!. Haber yapılması bile yasaklanmış belgeleri gizlenmiş bu olay bilinsin! Şehitlerimizin ruhu belki böyle şad olur!.
Sarıkamış Faciası
Kötü yönetimden dolayı tarihinde kara sayfaları olan bir ulusuz. Tarihin o kara sayfaları ya boş bırakılmıştır yada karanlık. Kime sorsanız olanlar hakkında yeterli bilgisi yoktur. 1914 kışında yaşanan Sarıkamış Faciası bunlara ağır bir örnektir.
Seksenbeşbin “Mehmetcik“ tek kurşun atmadan donarak şehit olmuştur. Kalanların çoğu kısmi donma sebebiyle sakat kalmıştır. Sarıkamış Şehitleri'nin anıldığı şu günlerde, azıcık aydınlık düşşün üstüne! Şehitlerimizin anısının doğru bilinmesi ruhlarına ferahlık verecektir.
Birinci Dünya Savaşı arifesidır. Enver Bey, Başkumandan Vekili ve Harbiye Nazırı'dır. O artık padişah damadı ve paşadır. Osmanlı Ordusu'nun ve Osmanlı'nın kaderi eline geçmiştir..Çok kısa bir sürede binbaşılıktan paşalığa atlayıvermiştir. Rütbelerini, birliklerin başında ve cephelerde kazanma-dığından, gerekli bilgi ve deneyimden yoksundur. İttiah ve Terakki Partisi'nin, ast-üst ilişkisini bozduğu bir tür fetret devrinin bir doğal ürünüdür..
Siyasete bulaşmış alt rütbeli subaylar, ordunun hiyerarşik düzenini boşmuştur. Partili astın, yüksek rütbeli üstüne hükmettiği garip bir dönemdrir yaşanan. Balkan Savışı'nda Edirne dahil Trakya topraklarını üçbuçuk Bulgar'a, Sırp'a kaptırıp aleme rezil olduğumuz (kara sayfalı) günlerdir.
Enver Bey, İttihat ve Terakki'nin iddialı, gözüpek, atak, hırslı bir üyesidir. Fırsatçı tutumuyla kısa sürede yükselir. Balkanlar'da dağa çıkıp kahraman olur. Edirne' ye ilk giren subay olmak için, görevi dışında Edirne'ye de ilk giren olur. Edirnne Fatihi olur..Osmanlı Hanedanı'ndan kız alıp Saraya damat da olur. Ne yapıp edip paşa olur, başkumandan vekili olur, Harbiye Nazırı olur; tek adam olur..
Almanlar, Osmanlı Ordusu'nu çoktan beri resmen ele geçirmiştir. Eğitmek bahanesiyle Alman generaller orduya fiilen hükmetmektedir. Almanya, Fransa, İngiltere ve Rusya'ya karşı savaşmaktadır. Kafkas petrolleriyle Bağdat petrolüne acil ihtiyacı vardır. Rus Ordusu'nun bir kesiminin Türkiye'ye karşı konuşlanması onun Doğu cep- hesini rahatlatacaktır. Osmanlı Mısır'a (Kanal'a) göstermelik saldırısı bile İngilizi oraya asker yığdıracaktır. Bunun için Osmanlı'nın iki cephede savaşa girmesi Alman'a nefes aldıracaktır..
Osmanlı'nin aklı başındaki yönetici kesimi bu siyaseti ve sonundaki felaketi açıkca görmektedir. Savaşa yanaşmazlar. Oldu bittiye karşı çıkarlar. Alman hayranı Enver Paşa, gururunu okşayan Almanlara ve kendisine vaadeilen Turan İmparatorluğu yemine balıklama atlamaya hazırdır. İş oldu bittiye kalmıştır..
Almanya iki zırhlısını, Akdeniz'den Marmara'ya sokar. Zırhlılar güya Osmanlı'ya sığınmıştır(!). Sonra da Osmanlı onları satın (!) almıştır. Amaç, Alman savaş gemilerini Karadeniz'e sokmaktır. Nitekim Amiral Şoşon, Yavuz ve Midilli adını alcak bu zırhlılarla, Karadenize çıkıp Rus Limanlarını bombalar. Savaş başlamış ve Osmanlı oldu bittiyle kendisini cehennemin ortasında buluvermiştir.
Rus Orduları Kafkaslardan Osmanlı topraklarına iniverir. Doğudan Erzurum-Çoruh hattına yüklenir. Bölge, ağır kış altındadır. Asker kaydırılması olanaksızdır. Kışlık giysi bile askere dağıtılmış değildir. Daha doğrusu kışlık donanım yoktur. Birlikler dağınık ve techizatları yetersizdir. Yiyecek depoları uzaktadır. Cephane yetersizdir. Taşıma olanağı zor ve araç yok gibidir.. Doğu'da demiryolu, karayolu henüz yoktur. Demiryolu Ulukışla'da bitmektedir. Sonrası, yaya veya at sırtında gidilecektir. Bulgaristan savaşa girmemiştir. Almanya ile Osmanlı arasında ulaşım düşman topraklarındadır...
Osmanlı Ordusu, olumsuzluklara karşın olması gereken yerde mevzilenir.Ruslar' ın ilerlemesini durdurur. Mevsim şartlarında Ruslar'ında ileri harekat yapma hevesi yoktur. İkibinbeşyüz-üçbin metre rakımda, karşılıklı mevzidedirler. Hatta bir ara Osmanlı Ordusu, karşı saldırıya geçip biraz ilerleme bile kaydeder.
Alman Genel Kurmayı, Alman subayları kışkırtarak Osmanlı
Ordusu'nun Kafkasyönünde Ruslara saldırıya geçmesini ister. Zira Almanlar Rus Cephesinde zoralanmaktadır. Bu saldırı Rusları Alman cep-hesinden kuvvet kaydırmaya zorlayacaktır. Kanal Seferi olursa, İngilizler de Avrupadan kuvvet çekmek zorunda kalacak; Almanın işi kolaylaşacaktır..
Enver Paşa' ya Kafkas Fatihi olma fırsatı doğmuştur. Mevzilenmiş Orduyu Ruslara karşı taarruza zorlar. Uygun yanıt alamayınca, kendisi gibi hızlı, atak, hırslı ve padişah damadı Hafız Hakkı Beyi gön-derir. Yerinde görme bahanesiyle kendisini Bölgeye tayin ettiren Hafız Hakkı, hızlı terfi ile yakında yarbay olmuştur. Tekrar rütbesinin paşalığa yükseltilmesini ve Bölgedeki orduların komutanlığını ister. Amacı Kafkas Fatihi olmak ve Enver'in önüne geçmektir..
Enver Paşa onu tümen komutanı yapar. Kendisi'de Erzurum'a gelerek orduların başına geçer. Kışın en ağır koşullarında yazlık giyimli askerleri saldırıya geçirirler. Ağır kış koşullarında seksenbeşbin mehmetçik, düşmana, neredeysi bir tek kurşun atmadan, dağların yamacında donarak telef olur. Kalanların çoğunluğu kısmen donarak sakat kalmışlardır. Tam bir facia yaşanmştır. Bugünlerde anılan şehitlerimiz onlardır. Enver Paşa olayın haber yapılmasını yasaklamıştır.Doğru dürüst bir resim bile yoktur. Resimler Rus ordusunun arşivinden alınmadır..
Şimdi, kar yağdı diye, modern taşıma olunaklarına, gerekli giyime karşın okulları tatil ediyoruz. Karayolları ve demiryolu ağıyla donanıma karşın ulaşımı zorlukla sürdürüyoruz. Çağdaş ve modern Türkiye imkanlarına rağmen kardan felç oluyor.
Eksi yirmi ile elli derecede, yeterli potini, kaputu, yiyeceği bulunmayan askeri Uludağın zirvesi (2.583 m.) rakımındaki dağlardan hücuma kaldıran kafa nasıl bir kafadır?. ikimetreyi aşan karda askeri toplu ölüme yolluyan komutanlar nasıl insanlardır?. Alman askeri ölmesin, işi kolaylaşsın diye Türk'e kıyan nasıl bir yönetimdir?
Türkiye'nin sorunu hep kötü yönetim olmuştur. Kifayetsiz muhterislerin elinde ülke perişan olmuştur. Bindokuzyüzondört yılının kışında, Allahüekber Dağlarında, hiç uğruna şehit edilen seksenbeşbin mehmedimizin anısı dağru bilinsin. Kötü yönetimin halkımıza reva gördüğü kara yazgı tanınsın!. Haber yapılması bile yasaklanmış belgeleri gizlenmiş bu olay bilinsin! Şehitlerimizin ruhu belki böyle şad olur!.