Bir Yolculuğun Öyküsü [Arşiv] - FrmPaylas.Com | Paylaşım, Film, Dizi, Müzik, Program, Oyun, Sinema, Video, Komik

PDA

Orijinalini görmek için tıklayınız : Bir Yolculuğun Öyküsü


Cell o
09-15-2007, 13:41
Bu satırların yazarını yakından tanıyanlar,onun atlas kurcalamayı ne kadar sevdiğini bilirler.Bundan dolayı da coğrafi genel kültürüm gayet iyidir.Birçok bilinmedik ülkenin başkentini,yerini filan bilirim.Türkiye'de de üç sene öncesine kadar,yerini bilmediğim şehir yok zannederdim.Meğer varmış!
Dört sene önceydi. Ağabeyim nişanlanacaktı. Nişan,kız tarafının memleketi olan Balıkesir'in Ayvalık ilçesinde yapılacaktı.O yüzden bütün aile efradı olarak Ayvalık'a gidecektik.Ben hariç...Ben o sırada İstanbul'da mutat göz muayenesindeydim.Muayene,her zamanki gibi iki günde bitince,ailem tarafından eve çağrıldım ilk önce.Ancak nişana anneannemin ve dayımın kızının da bizim arabayla gitmek istemesi üstüne bana tek bir alternatif kaldı:Ayvalık'a İstanbul'dan gitmek.Bu da İstanbul'da birkaç gün daha geçirmem demekti.Bu iş beni çok sevindirmişti.Gönlümce gezdim.Henüz lise ikinci sınıfa geçmiştim ama kararım kesindi:Üniversiteyi burada okumalıydım.
Yolculuk günü gelmişti.Biletimi,otobüs şirketinin Beşiktaş'taki bürosundan aldığım için otobüse Beşiktaş'tan binecektim.İETT otobüsünden güzelim Boğaz'ı seyrede seyrede Beşiktaş'a geldim.oradan da Ayvalık'a doğru yola çıktık.Otobüsün radyosundan yükselen nağmeler,adeta hislerime tercüman oluyordu:
“Canımın İstanbul köşesi”
“Gel de gelsin neşesi gönlümün...”
Topçular'a kadar normal geçen yolculuk,Topçular'dan sonra benim için farklılaştı.İzmit Körfezi'ni geçmek için otobüsle feribota bindik.Yıllar önce Çanakkale'de Gelibolu'dan Lapseki'ye de feribotla geçmiştim.O aklıma geldi.Ama bu daha uzun sürdü.Bu süre de benim deniz aşkımı iyice gözler önüne sermişti.Deniz ve İstanbul... “İyi ki İstanbul'da deniz var” diye saf saf düşünmekten kendimi alamadım.
Karamürsel'de karaya çıktıktan sonra ilk Osmanlı başkenti Bursa'ya vardık.Bursa'da geçirdiğimiz zaman müthiş sinir bozucuydu.Otobüs bir türlü Bursa'dan çıkmıyordu.Ha babam dolanıp duruyorduk Bursa'nın içinde.Saat 01:30 civarında Bursa'dan ayrıldık ve Ayvalık'a doğru yola koyulduk.Bu sırada bir yolcu muavine ne kadar yol kaldığını sordu.Muavin saatine baktı,düşündü,düşündü ve “Üç buçuk saat” dedi.Sonradan öğrendim ki,bir aracın Ayvalık-Bursa arasını üç buçuk saatte alması için şoförün Michael Schumacher olması lazımmış!
Yolculuk,Bursa çıkışındaki duble yolda bizim otobüsle başka bir firmaya ait otobüsün yarışması dışında olaysız geçiyordu.Beni,her zamanki gibi yine uyku tutmamıştı.Aslında bu durumun tedirginlikten kaynaklandığını düşünüyorum şimdi.Çünkü otobüsün son durağı Dikili'ydi ve ben uyuya kalıp Dikili'de uyanmaktan korkuyordum.Sağa sola dönüyor,bir türlü uyuyamıyor,Mercedes 0403'ü “En rahat otobüs” diye yere göğe koyamayanlara bol bol selam gönderiyordum!Nasıl olduysa bir ara dalmışım.Kendime geldiğimde günün ilk ışıkları uykulu gözlerimi kamaştırdı.Otobüs durmuştu.İçindeki yolculardan ayaklananlar vardı.Bir anda doğruldum ve saatime baktım:05:15 idi saat.O anda kafam (adeti olmadığı üzere) deli gibi işlemeye başladı:Muavinin sözleri geldi usuma.01:30'da Bursa'dan çıkarken üç buçuk saat yol kaldığını söylemişti ve saat 05:15 idi.Bu da bizim Ayvalık'a gelmiş bulunduğumuza işaretti.Bu düşünce de beni ayıltmaya yetti.Hemen tek parça eşyamı alıp inmeye davrandım.Muavinle burun buruna gelmiştim.Tedbir amacıyla nerede olduğumuzu sordum ama o uykulu halimle iki kelimecik anlayabildim:“Gelmek” ve “Ayvalık” kelimelerini...Kim bilir belki de adamcağız bana “Ayvalık'a gelmedik henüz” demişti ama benim gibi biri için o kadar bilgi yeterliydi.Derhal aşağı indim.Ben cep telefonumu açana kadar da otobüs tozu dumana katarak yok oldu.Akşam,otobüse binmeden önce ağabeyimle konuşmuştum.Bana iner inmez arayıp geldiğimi bildirmemi söylemişti.O yüzden hemen telefona sarıldım.Telefon açıldıktan kısa bir süre sonra yerel bilgi mesajı geçti ekrandan:BURHANİYE... Ben hala uyanmamıştım anlaşılan ve kendi kendime “Allah Allah!Ayvalık'ta baz istasyonu mu yok ki Burhaniye yazıyor telefonda?” diye mırıldandım.Ama esas bomba sonraki düşüncemdi:“Haaa,anladım!Demek ki Ayvalık'ın diğer adı Burhaniye!!!”
Neyse...Bunların sırası değildi şimdi.Derhal ağabeyimi aradım.Garibim,ben aradığımda kaçıncı uykusundaydı kim bilir.Telefondaki sesi sayıklar gibiydi:
“-Halooğğ”
“-Ağabey ben geldim.Terminaldeyim.Bekliyorum.”
Bu üç cümlelik kısacık konuşmam,ağabeyimin ayılmasına yetmişti.
“-Tamam.Bir yere ayrılma.Geliyoruz.”
Telefon kapandığında ise bana sadece beklemek kalmıştı.Etrafa bakınmaya başladım.Kendimi hala Ayvalık'ta sandığım için alaycı bir havayla “Meşhur Ayvalık burası mıymış?” diye söylendim.Halbuki etrafıma dikkatli baksam,burnumun dibindeki çöp bidonunda “BURHANİYE BELEDİYESİ” diye sırıtan yazıyı görecek ve YANLIŞ YERDE İNDİĞİMİ nihayet anlayacaktım.Sabahın köründe yavaş yavaş işine gücüne gitmeye başlayan insanlardan birini çevirip sorsam,alacağım yanıt şu olacaktı:
“-Sen yanlış inmişsin delikanlı.Burası Burhaniye.Ayvalık 40 km. ileride!”

Dinçer Bilgener

Kartal Busbey
06-28-2008, 09:27
Tesekkurler..;)