Cell o
09-15-2007, 13:41
Ürkek ve çekingen adımlarla yürüdüm köprübaşından çarşıya doğru. Gecenin zifiri karanlığında bir dost bakışı, sıcak bir merhaba aradım. 1983.yılında ayrıldığım Ardahan'a 20 yıl sonra dönmenin buruk sevinci ile.
Sabah olduğunda millet bahçesinin çevresinde dolaştım. Eski garajlarda, lise yolunda, Kars köprüsüne giden yollarda aradım sizi.
Neredesiniz.?
Ey dostlarım, canlarım neredesiniz…?
Yaşam mücadelesi yaşıtlarımı bir yerlere dağıtmış, yirmi yaşlarında olanları ben tanımıyorum. Yaşıtlarım tarlada, çayırda ya da gurbete gitmişler.
Ardahan'ın sokaklarında yalnızlık çektim. Yoktunuz siz yoktunuz.
Dostlarım siz yoktunuz.
Gurbete gidenler, Ardahan'da kalanlar,
Beni tanırmısınız.?
Ekmeğim ben, evlerin avlularında kurulmuş fırınlarda komşu kadınların bir araya gelip ortaklaşa yaktıkları ateşte piştim.
Buğdayım ben, bin bir emekle ambarlara, ya da kuyulara doldurduğumuz, Ot yığınlarıyım, keskilerle kesip mereklerin damlarından aşağı döktüğünüz.
Deniz Gezmiş'in idama giderken sevgiyle bakışı, Çe'nin Bolivya ormanlarında ayak izleriyim. Üzerine yürüyen tanklara rağmen onurlu duruşunu bozmayan Çin'li direnişçi, Yılmaz Güney'in sürü filmindeki haki kabanı, başındaki elde dokuma yeşil külahıyım.
Nazım Hikmet'in ‘‘Anadolu'da ki Çınar ağacı'' şiirini okuyan Türkeş'in saf ve temiz Türk olmak idealiyim.
Sömürüye, Kapitalizm'e, faşizm'e karşıyım. İnsanı dışlayan, sevgisiz ve ruhsuz yaşamlar direten sistemler yerine bir yaşlının dayandığı baston, yetim bir kız çocuğunun baba özlemi, rahmet ve bereket bekleyenin içten duasıyım.
Ben toprağım, alın teriyim, Tarlada çalışan köylünün nasırlı elleri, fabrika da tütün saran kızların al yazmasıyım.
Beni tanırmısınız..?
Kısır çekişmeler, kavga yerine sevgi istiyorum. Bizim birbirimizle kavgamız olmamalı. Zaten sistemle, doğayla, yaşamla kavgalıyız.
Yalnız olmuyor dostlar, el ele verelim. Haziran ayında Ardahan'a doğup büyüdüğümüz topraklarımıza gidelim. İstanbul'dan, Ankara'dan, İzmir'den velhasıl her yerden turlar düzenleyelim.
Dağlarımızda gezelim, yaylalara çıkalım. Çıldır Gölünde balık, ekmek yiyelim, Yanlızçam ormanlarında soğuk sular içelim.
Yaşlı olanların ellerini öpelim, çocukların saf ve masum bakışlarında bir sakız, bir çikolata olalım. Derneklerimizi bu yönde harekete geçirelim.
Hay di Ardahan'a, Göle'ye, Çıldır'a velhasıl ekmek kaygısıyla ayrıldığımız topraklarımıza birkaç günlüğüne de olsa gidelim.
Sahi beni tanıdınız mı.?
Ben yüreğinizdeki Siz'im.
Engin Kasap
Sabah olduğunda millet bahçesinin çevresinde dolaştım. Eski garajlarda, lise yolunda, Kars köprüsüne giden yollarda aradım sizi.
Neredesiniz.?
Ey dostlarım, canlarım neredesiniz…?
Yaşam mücadelesi yaşıtlarımı bir yerlere dağıtmış, yirmi yaşlarında olanları ben tanımıyorum. Yaşıtlarım tarlada, çayırda ya da gurbete gitmişler.
Ardahan'ın sokaklarında yalnızlık çektim. Yoktunuz siz yoktunuz.
Dostlarım siz yoktunuz.
Gurbete gidenler, Ardahan'da kalanlar,
Beni tanırmısınız.?
Ekmeğim ben, evlerin avlularında kurulmuş fırınlarda komşu kadınların bir araya gelip ortaklaşa yaktıkları ateşte piştim.
Buğdayım ben, bin bir emekle ambarlara, ya da kuyulara doldurduğumuz, Ot yığınlarıyım, keskilerle kesip mereklerin damlarından aşağı döktüğünüz.
Deniz Gezmiş'in idama giderken sevgiyle bakışı, Çe'nin Bolivya ormanlarında ayak izleriyim. Üzerine yürüyen tanklara rağmen onurlu duruşunu bozmayan Çin'li direnişçi, Yılmaz Güney'in sürü filmindeki haki kabanı, başındaki elde dokuma yeşil külahıyım.
Nazım Hikmet'in ‘‘Anadolu'da ki Çınar ağacı'' şiirini okuyan Türkeş'in saf ve temiz Türk olmak idealiyim.
Sömürüye, Kapitalizm'e, faşizm'e karşıyım. İnsanı dışlayan, sevgisiz ve ruhsuz yaşamlar direten sistemler yerine bir yaşlının dayandığı baston, yetim bir kız çocuğunun baba özlemi, rahmet ve bereket bekleyenin içten duasıyım.
Ben toprağım, alın teriyim, Tarlada çalışan köylünün nasırlı elleri, fabrika da tütün saran kızların al yazmasıyım.
Beni tanırmısınız..?
Kısır çekişmeler, kavga yerine sevgi istiyorum. Bizim birbirimizle kavgamız olmamalı. Zaten sistemle, doğayla, yaşamla kavgalıyız.
Yalnız olmuyor dostlar, el ele verelim. Haziran ayında Ardahan'a doğup büyüdüğümüz topraklarımıza gidelim. İstanbul'dan, Ankara'dan, İzmir'den velhasıl her yerden turlar düzenleyelim.
Dağlarımızda gezelim, yaylalara çıkalım. Çıldır Gölünde balık, ekmek yiyelim, Yanlızçam ormanlarında soğuk sular içelim.
Yaşlı olanların ellerini öpelim, çocukların saf ve masum bakışlarında bir sakız, bir çikolata olalım. Derneklerimizi bu yönde harekete geçirelim.
Hay di Ardahan'a, Göle'ye, Çıldır'a velhasıl ekmek kaygısıyla ayrıldığımız topraklarımıza birkaç günlüğüne de olsa gidelim.
Sahi beni tanıdınız mı.?
Ben yüreğinizdeki Siz'im.
Engin Kasap