Cell o
09-15-2007, 13:42
Gönlü geniş sabahlara gebe gecelerde başladı suskunluğum..Ne kadar susmalıydım ve ne derece sessiz kalmalıydım, bilinmiyordu belki.. belki ben kendim olmaktan çoktan çıkmıştım.. ama gönlü geniş sabahlara karanlık kala başladı suskunluğum.. ben sustukça gece sustu, ay sustu.. ve ben yine sustum!
Acıyordu bir yerler, kanıyordu en karasından.. kime ve neye aktığı belli olmayan yaşlarımdı susmama sebep.. onlarsın konuşamıyordum, zaten ben hiç konuşamıyordum! Yıldızsız ayazlara hasret yüreğimde karlar yağıyordu, beyaz çarşafıma çamur damlıyordu hain kalplerden..üşüyordum rutubet kokan gecelerde, yağmur örtüyordu üstümü inceden inceden.. kan kustuğunun perdesiydi sonu bilinmez yolların kahvesi..suskunluğumun tek ilacını saklamışlardı yolun sonuna ve ben koşmaktan yorgun susuyordum, susuyordum yorgun yorgun, ilacım susuyordu…
Ağlıyordu birileri, etrafımda olmayan sesler duyuyordum en kısığından.. ağlıyordu bir bebek, gizli kalmış parçalarda yazılı hayallerini unutarak.. geleceğin yorgun gözlerinde hissediyordum bensizliği, sessizliği hissediyordum kahrolmuş günlerimin aydınlığında.. silinmez lekeler bırakmış bir nar tanesiydi umutlarımın katili..suskunluğuma ağlıyordu bir bebek, ben susuyordum, bebeğim ağlıyordu..!
Dövüyordu yarınlarımı bir zamanlar.. kanayan yaralarını saramıyordum… acı çekiyordu çaresiz bulutların altında kimsesizlikten, sağır edici sessizlik dökülüyordu gözlerinden yarınlarımın..Bir dünüm vardı elimde hatırladığım bir de bugünüm en ücra kentinden gelen yalnızlığımın..Hasret sıkıyordu boğazını kefen kokan düşlerimin, özlem bırakmıyordu peşini kurdu olmanın kan kırmızı bir elmanın! Soğuk seherlere gebe gecelerde başladı suskunluğum, ölüm gelmek bilmediğini bağırırken şehrin tepesinde, geleceğinin sinyaliydi hayasız yaşananlar..sisli günlerin ardında yok olmaya yüz tutmuş okyanustum, susuyordum ölümüne, ölüme susuyordum…ben sustukça ölüm sustu, hayat sustu… ve ben yine sustum!
Hülya Korkut
Acıyordu bir yerler, kanıyordu en karasından.. kime ve neye aktığı belli olmayan yaşlarımdı susmama sebep.. onlarsın konuşamıyordum, zaten ben hiç konuşamıyordum! Yıldızsız ayazlara hasret yüreğimde karlar yağıyordu, beyaz çarşafıma çamur damlıyordu hain kalplerden..üşüyordum rutubet kokan gecelerde, yağmur örtüyordu üstümü inceden inceden.. kan kustuğunun perdesiydi sonu bilinmez yolların kahvesi..suskunluğumun tek ilacını saklamışlardı yolun sonuna ve ben koşmaktan yorgun susuyordum, susuyordum yorgun yorgun, ilacım susuyordu…
Ağlıyordu birileri, etrafımda olmayan sesler duyuyordum en kısığından.. ağlıyordu bir bebek, gizli kalmış parçalarda yazılı hayallerini unutarak.. geleceğin yorgun gözlerinde hissediyordum bensizliği, sessizliği hissediyordum kahrolmuş günlerimin aydınlığında.. silinmez lekeler bırakmış bir nar tanesiydi umutlarımın katili..suskunluğuma ağlıyordu bir bebek, ben susuyordum, bebeğim ağlıyordu..!
Dövüyordu yarınlarımı bir zamanlar.. kanayan yaralarını saramıyordum… acı çekiyordu çaresiz bulutların altında kimsesizlikten, sağır edici sessizlik dökülüyordu gözlerinden yarınlarımın..Bir dünüm vardı elimde hatırladığım bir de bugünüm en ücra kentinden gelen yalnızlığımın..Hasret sıkıyordu boğazını kefen kokan düşlerimin, özlem bırakmıyordu peşini kurdu olmanın kan kırmızı bir elmanın! Soğuk seherlere gebe gecelerde başladı suskunluğum, ölüm gelmek bilmediğini bağırırken şehrin tepesinde, geleceğinin sinyaliydi hayasız yaşananlar..sisli günlerin ardında yok olmaya yüz tutmuş okyanustum, susuyordum ölümüne, ölüme susuyordum…ben sustukça ölüm sustu, hayat sustu… ve ben yine sustum!
Hülya Korkut