İmtihan gereksiz değildir [Arşiv] - FrmPaylas.Com | Paylaşım, Film, Dizi, Müzik, Program, Oyun, Sinema, Video, Komik

PDA

Orijinalini görmek için tıklayınız : İmtihan gereksiz değildir


ölüm var ölüm
09-17-2007, 08:54
İmtihan gereksiz değildir
Sual: Ateistler (Melek, cin, şeytan gibi varlıkları göremiyoruz. Görülmeyen şeye inanmak uygun olur mu) diyorlar. Bir de şöyle diyorlar: Madem Allah, insanların Cennete veya Cehenneme gideceğini kesin olarak biliyor. Niye onu imtihan ediyor? Bilinen şeyi imtihan etmek abes değil mi?
CEVAP
Allahü teâlâ, Bekara suresinin başında gayba imanı, yani görmeden inanmamızı emretmiştir. İyi ile kötünün, inananla inanmayanın ayırt edilmesi için bir imtihan gerekir.

Allahü telâlâ imtihan etmeden de kullarının ne yapacağını, suç, günah işleyeceğini elbette bilir. İmtihanı kendisi için yapmıyor, insanlar için yapıyor. Bir ateisti, sen zaten inanmayacaktın onun için seni Cehenneme attım deseydi, ateist, (Suçum yokken, imtihan edilmeden, beni cezalandırmak adalete uygun mu) diyecekti. Suçlu ile suçsuzun, iyi ile kötünün belli olması gibi sebeplerle, insanlar imtihan ediliyor. Söz dinleyenle dinlemeyen belli olsun diye, bazı yasaklar konmuş, bazı ibadetleri yapma mecburiyeti getirilmiştir. Mesela (Domuz eti veya besmelesiz kesilen kuzu eti niye haram) diye soruluyor. Etin mutlaka bir zararı olduğu için değil, emri dinleyenle dinlemeyenin belli olması için haram edilmiş olamaz mı?

Bu öyle bir imtihan ki sorular da, cevaplar da bellidir. Kabirde ne sorulacak, ahirette ne sorulacak hepsi bellidir. Ben soruları ve cevapları bilmiyordum diye hiç kimse itiraz edemeyecektir.

Cin, şeytan, nazar, Cennet, Cehennem gibi şeylerin görülmemesi de bir imtihandır. Görüldükten sonra imtihanın ne önemi kalır? Çok çalışkan ve bilgili bir öğrenci ile çok tembel ve cahil bir öğrenci imtihana girse, sorular ve cevaplar belli olsa, ikisi de aynı şeyi yazacak, o zaman çalışkan talebe ile tembel olan ayrılmayacaktır. Bilenle bilmeyenin ayrılması için bir imtihan gerekmez mi?

Sual: Bir ateist diyor ki:
Allah kendisi gibi her şeye gücü yeten bir Allah yaratabilir mi?
CEVAP
Sitemizde, İman itikad maddesi, Amentü kısmında bu sualin detaylı açıklaması vardır. Burada iki şeyi açıklayalım:
1- Allah bir değil, bir çok ilah yaratabilir ama iki ilah olmaz. Çünkü Kur'an-ı kerimde iki ilah olursa, yerin göğün nizamının bozulacağı bildirilmektedir. (Enbiya 22)
Her şeyi yaratmaya gücü yetenin ikinci bir ilaha ihtiyacı olmaz. İki veya daha çok ilah olunca arada anlaşmazlıklar çıkar. İki başlı idare yürümez. İki amir olmaz. İnsanlar bile tecrübeleriyle bunu tespit edip, veciz sözlerle itiraf etmişlerdir. Bu konudaki atasözlerinden bazıları şöyledir:
Bir küllükte bir horoz olur.
Bir gemide iki kaptan olmaz.
Bir gemiyi iki kaptan batırır.
Bir tahta iki padişah sığışmaz.
İki karılı ev süpürülmeden kalır.
İki aslan bir posta sığmaz.
İki cambaz bir ipte oynamaz.
Dokuz derviş bir kilimde uyur da, iki padişah bir iklime sığmaz.

2- Yaratılan şey mahluk [yaratık] olur. Allah ise mahluk değildir.
Ateistin maksadı bir şey öğrenmek değil, müslümana cevap veremeyecek soru bulmaktır.

İslam filozofu olmaz
Sual: Büyük İslam Filozofu Farabi “Aristo ve Eflatun’un fikirleri körü körüne inanılan İslam dogmalarından (naslardan) daha değerlidir” diyor. Bu söze ne dersiniz? Görmeden, tecrübe etmeden körü körüne inanmak yanlış değil mi?
CEVAP
İslam filozofu tabiri yanlıştır. Çünkü dinimizde felsefe yoktur. İmam-ı Gazali ve imam-ı Rabbani hazretleri buyuruyor ki: İslamiyet’te felsefe yoktur. Farabi ve benzerleri Yunan felsefecileri gibi düşünerek küfre girmişlerdir. Dogmalara [Naslara] körü körüne inanmak tabiri de çok yanlıştır. Önce imanın tarifini yapalım:

İman, Muhammed aleyhisselamın, peygamber olarak bildirdiği emir ve yasakların hepsini, tahkik etmeden, akla, tecrübeye ve felsefeye danışmaksızın, tasdik ve itikad etmektir, inanmaktır. Akla uygun olduğu için tasdik ederse, aklı tasdik etmiş olur, resulü tasdik etmiş olmaz. Veya, resulü ve aklı birlikte tasdik etmiş olur ki, o zaman peygambere itimat tam olmaz. İtimat tam olmayınca, iman olmaz. İman, Amentüdeki altı esasa körü körüne inanmaktır. Çünkü Kur’an-ı kerimde, iyiler övülürken, (Onlar gayba inanırlar) buyuruluyor. (Bekara 3)

İmanın altı esası da gayba inanmaktır:
Allah’a, Meleklere, Kitaplara, Peygamberlere, öldükten sonra dirilmeye, ahiret hayatına görmeden inanırız. Yine görmeden kaderin, hayrın ve şerrin Allah’tan olduğuna inanırız. Eğer Farabi yukarıda bildirdiğiniz sözü söylemişse, sırf bu söz yüzünden küfre girmiştir. Dogma yani nass, âyet ve hadis demektir. Kur’anın bildirdiklerine samimiyetle yani tam teslimiyetle inanmayacak mıyız? Hâşâ, acaba bu âyet yanlış mı diye düşüneceğiz?


Sual: Polonyalı bir genç biraz evvel Kelime-i Şehadet getirdi ve ilk olarak bunu benimle paylaştı. İsmini Tarık aldı. Ve "şimdi ne yapmam gerekiyor? Bana yasak olanlar ne? Neye dikkat etmem gerekiyor? Domuz etinden ve alkolden başka haram olan yiyecekler var mı? Yeni Müslüman oldum. Fazla bir şey bilemiyorum. Benim Müslüman olarak ne bilmem gerekiyor? Ben günlük hayatımda Müslüman olarak nasıl yaşamalıyım?" diye soruyor.
CEVAP
İlk iş, guslü, abdesti ve namazı öğrenmesi lazım. Şimdilik bunların da farz olanını öğrenmesi yeter. Mesela; yıkanırken ağza, buruna su verip her yeri yıkamak yeter. Namaz kılması şart. İlkönce fatihayı öğrenmelidir. Haram olan başka şeyler azdır. Zamanla öğrenir. Müslüman olarak imanın altı şartını bilmesi gerekir. Amentü’yü bilmesi gerekir. Şimdilik bu kadarı yeter.

Sual: Yeni Müslüman oldum, fıkıh bilgilerim yok sayılır, her şeyi yeni öğreniyorum, küfre sebep olan şeylerin hepsini de bilmiyorum. Bilmeyerek küfre düşürecek bir şey yaparsam veya söylersem, benim durumum o zaman ne olur? Bilmeyerek yaparsam imanımı kaybetmiş olur muyum?
CEVAP
Hayır imanınızı kaybetmiş olmazsınız. Polonya gibi bir yerde, yeni müslüman olmuş bir kimse, elbette küfre düşüren bir çok şeyi bilemez. Bilmediği için de hemen ona küfre düştün denmez. Peki ne yapmalı? (Allahü teâlâya ve Resulüne ve Onun Allahü teâlâdan getirdiklerinin hepsine inandım, beğendim, kabul ettim. Allahü teâlânın ve Resulünün dostlarını severim ve düşmanlarını sevmem demek kâfidir.) Dinimizin bildirdiği bir şeyde şüpheye düşen kimse, (Allahü teâlâ ve Onun Peygamberi, bu şey ile neyi bildirmek istemiş ise, öylece iman ettim, inandım) demelidir.


En lüzumlu iman bilgileri
Sual: Yeni Müslüman olmuş bir kimse için bilmesi gereken iman bilgileri pratik olarak nelerdir?
CEVAP
İlk önce Amentü’deki altı esası bilmek gerekir. Bu altı esastan birini kabul etmeyen Müslüman kabul edilmez. İmanın altı şartı şunlardır:
1- Allah’a iman,
2- Meleklere iman,
3- Kitaplara iman,
4- Peygamberlere iman,
5- Ahiret gününe iman,
6- Kadere, hayrın ve şerrin Allah’tan olduğuna iman.

Bu bildirilenlere nasıl inanmak gerekir? Bunları da kısaca arz edelim:
1- Allah’a iman:
Allah vardır, birdir, ortağı yoktur. Her şeyi bilir. Her şeyi görür. Her şeyi işitir. Her şeye gücü yeter. İstediğini yaratır. Ezeli ve ebedidir. Yarattıklarına asla benzemez.

2- Meleklere iman:
Meleklerde erkeklik dişilik yoktur. Yiyip içmezler. Günah işlemezler.

3- Kitaplara iman:
Allah’ın peygamberlerine gönderdiği kitaplara inanmak gerekir. Bunların yüz tanesi küçük, dört tanesi de büyük kitaptır. Büyük olanlar: Zebur, Tevrat, İncil ve Kur’an-ı kerim.

4- Peygamberlere iman:
Allah’ın gönderdiği bütün peygamberlere inanmak şarttır. Birisini bile inkâr eden Müslüman olamaz. İlki Âdem aleyhisselam sonuncusu Muhammed aleyhisselamdır. Ondan sonra peygamber gelmeyecektir.

5- Ahiret gününe iman:
Ölüme, öldükten sonra dirilmeye, Cennete, Cehenneme, hesaba, mizana inanmaktır. Günahkâr Müslümanlar ya günahlarının cezasını çektikten sonra veya affa, şefaate kavuştuktan sonra Cennete girer. Gayri müslimler ise ebedi olarak Cehennemde kalır.

6- Kadere, hayrın ve şerrin Allah’tan olduğuna iman:
Kader, Allahü teâlânın ezelî ilmi ile, insanların ve diğer mahlukatın yapacağı işleri bilmesi ve bu bilgisinin bir kitaba [levh-i mahfuza] yazılması demektir. Hayrı da şerri de yaratan Odur. Bir insana bir bela gelirse bu işlediği günahlar yüzündendir. Allah hiç kimseye zulmetmez, haksız yere hiç kimseyi cezalandırmaz, ona bela göndermez.

İslam’ın beş şartı
Bunlara inandıktan sonra İslam’ın beş şartını bilmek farzdır. Bunlar kelime-i şehadet söylemek ve buna inanmak, namaz kılmak, [zengin ise] zekat vermek, [ramazan ayında] oruç tutmak ve ömründe bir kere imkanı varsa hacca gitmek. Kelime-i şehadet Allah’tan başka tanrı olmadığını ve Muhammed aleyhisselamın Onun son peygamberi olduğunu söylemek ve buna inanmaktır. İlk fırsatta namaz kılmayı öğrenip hemen namaza başlamalıdır. Bu hususlarla ilgili geniş bilgi, İman itikad maddesinde, amentü kısmında vardır.


Sual: İslam Ahlakı kitabının, Cennet Yolu ilmihali kısmında, (Bir kimse, kıbleye karşı ayağını uzatıp yatmak veya tükürmek gibi bir mekruhu işlese, ona bu yaptıkların mekruhtur, işleme deseler, o da, her günahımız bu kadar olsa dese, küfründen korkulur. Yani, mekruhu önemsiz bir şey saydığı için) deniyor. Bizim caminin düzgün itikatlı imamı, minbere çıkılan basamağa secde ediyor. Kendisine, “Bu mekruh değil mi niye secde ediyorsunuz” dediğimiz zaman, (Bu kadar haram ve bid’at işliyoruz, mekruha sıra mı gelir) dedi. Mekruhu önemsiz saydığı için bu imam küfre girdi mi? Arkasında namaz kılmak caiz mi?
CEVAP
Sözü uygun değildir, yaptığı da yanlıştır. Ancak, düzgün itikadlı bir müslümana hüsnü zan edilir. Tevbe etmiş olabilir. İmam olduğuna göre namaz kılıyor, harama mekruha dikkat ediyordur. O mekruhu işlemesinde bir mazereti olduğunu düşünmeli, iyiye yorumlamalıdır.

Sual: Bir zatın, 4 bin hadisten birini seçip onunla amel ettiğini duydum. Bu hadis nasıldır?
CEVAP
Ebu Bekr-i Şiblî hazretleri, 400 hocadan ders alıp onlardan öğrendiği 4 bin hadisin içinden şunu seçip onunla amel etmiştir:
1- Dünya için, dünyada kalacağın kadar çalış!
2- Ahiret için orada kalacağın kadar çalış!
3- Allah’a muhtaç olduğun kadar itaat et!
4- Ateşe dayanabileceğin kadar günah işle.

Sual: Herkesin rabbi olan Allah niye bütün insanları Cennete göndermeyip de, imtihana tabi tutup kazanamayanları Cehenneme gönderiyor? Hiç dünyayı yaratmayıp hepsini Cennete gönderseydi daha uygun olmaz mıydı?
CEVAP
Allahü teâlânın yaptığı iş için, (Daha uygunu şöyledir) demek çok yanlıştır. Çünkü Allah’ın işini beğenmemek olur ki, maazallah çok kötüdür. Allahü teâlânın verdiği söz şöyledir:
(Biz dileseydik, bütün insanları hidayete eriştirirdik. Fakat Cehennemi [kâfir olan] cin ve insanla tamamen dolduracağıma söz verdim.) [Secde 13]

(Allah isteseydi sizleri, tek bir ümmet [hepsini Müslüman] yapardı. Fakat, imtihan edip itaat edeni isyan edenden ayırmak istedi.) [Maide 48]

Demek ki, Allahü teâlâ insanları imtihan etmektedir. Onlara akıl gibi büyük silah verip, en mükemmel bir rehber olan Kur’an-ı kerimi ve en büyük yol gösterici olarak son Peygamberini göndermiş, emir ve yasaklarını bildirmiş, bunlara göre hareket etmeleri için de, insanlara irade ve ihtiyar vermiştir. Bir âyet meali şöyledir:
(De ki: Ey insanlar, size Rabbinizden hak [Kur’an] gelmiştir. Artık hidayeti kabul eden, ancak kendi faydası için kabul etmiş, sapıtan da, kendi aleyhine sapıtmış olur.) [Yunus 108]

Sual: Kitaplarda imanın gitmesine sebep olan şeylerden bahsedilirken, dokuz azasını doğru yoldan çıkarmak olduğu bildiriliyor. Bu dokuz aza nelerdir?
CEVAP
İnsanın bütün uzuvlarıdır. Her uzvu yaratılış gayesine uygun olarak kullanmalı, haram işlerde kullanmamalı. Bazı âlimler, 8, bazıları 9, bazıları da 10 uzuv olarak bildirmişlerdir.
1- El: (Haram olan şeyleri tutmamalı)
2- Dil: (Yalan söylememeli ve kötü şeyler konuşmamalı)
3- Göz: (Haram olan şeylere bakmamalı)
4- Mide: (Haram olan şeyleri mideye sokmamalı)
5- Kalb: (Kibir, ucup, suizan gibi şeylerden kaçmalı)
6- Kulak: (Haram şeyleri dinlememeli)
7- Ayak: (Kötü yerlere gitmemeli)
8- Ferc: (Zina ve Livatadan uzak durmalı)
9- Burun: (Haram şeyler koklamamalı)
10- Setr-i avret: (Erkekler göbek ile diz arasını, kadınlar el, yüz hariç her yerini kapatmalı)