ölüm var ölüm
09-17-2007, 08:55
Nefs Cennete girmez
Sual: Cennette nefs olmadığı bildiriliyor. Halbuki (Ey mutmaine olan nefs! Sen ondan, o da senden razı olarak rabbine dön! Benim kullarımın arasına katıl, Cennetime gir! Fecr 27-30) mealindeki âyet, nefsin de Cennete gireceğini göstermiyor mu? Bir de Allah ne diye benim kullarım diyor? Allah’tan başkasının da mı kulu var? Nefsin Allah'tan razı olması ne demek?
CEVAP
Nefs, kelimesinin bir çok manası var. Burada ruh, can, insan anlamındadır. Bildiğimiz nefs değildir. Bunun için doğru anlamı şöyle olur:
(Ey huzura kavuşan ruh, sen ondan, o da senden razı olarak rabbine dön! Benim [salih] kullarımın arasına katılıp Cennetime gir!) [Fecr 27-30]
(Sen ondan, o da senden razı olarak) demek, imanlı olduğun için Allah senden razıdır. Sana da Cennette öyle nimetler verecek ki sen de Allah’tan razı olacaksın demektir.
Benim kullarım ifadesi bir tabirdir. Benim adamım, benim sağ kolum gibi. Cenab-ı Hak, şeytana diyor ki: (Benim kullarıma senin hakimiyetin yoktur.) [İsra-65]
İyiler de kötüler de Allahü teâlânın kulu olduğu halde salih kimseler için (Benim kulum) buyuruyor. Demek ki Rabbimizin (Benim kulum) dediği salih kimselerdir. Paraya, kötü arzularına kul olanlar için de buyuruyor ki: (Hevasını ilah edinenler...) [Casiye 23]
Cenab-ı hak bunlar için benim kulum buyurmuyor, bunlar hevasının kulu buyuruyor. Onları Allah yarattığı halde başkalarını ilah edinmiş, onlara tapıyorlar. Bunlar nefs-i mutmaine değildir.
Sual: Tam ilmihalde, "Belli bir kâfirin kâfir kalacağını, Allahü teâlânın bildiğini kimse söyleyemez" deniyor. Bu cümlede sanki Allah bilmez gibi anlaşılmıyor mu?
CEVAP
O konu hatta o paragraf tamamen okunursa öyle bir şey anlaşılmaz. Tek cümle alınınca yanlış anlaşılabilir. Ondan bir önceki cümle ise şöyledir:
“Belli bir kâfirin ebedi kâfir kalıp kalmayacağını Allahü teâlâ bilir.”
Demek ki, Allahü teâlâ biliyor ki, bu kâfir ebedi kâfir kalacaktır diye kimse söyleyemez. Çünkü Allah’ın takdirini hiç kimse bilemez. Yani Allah indinde, o kimse kâfir olarak mı ölecek, yoksa imanlı mı ölecek bunu kimse bilemez denmek isteniyor.
Sual: Bütün meallere baktım, Araf suresinin 51. âyetinde, Allahü teâlâ, su ve yiyecek isteyen Cehennemdeki kâfirlere, (Onlar dünyada bugünleri unuttukları gibi, biz de bugün onları unuturuz) buyuruyor. Allah unutur mu?
CEVAP
Hâşâ Allahü teâlâ unutmaz. (Taha 52)
Böyle âyetler çoktur. Mesela Kur’an-ı kerimde mealen buyuruluyor ki:
(Allah’a yardım ederseniz, O da size yardım eder.) [Muhammed suresi 7]
(Biz de bugün sizi unuttuk.) [Secde suresi 14]
Kur'an tercümelerinden, meallerden din öğrenilmez. Yanlış anlamalara sebep olur. İslam âlimlerinin açıklaması ile birlikte okumalıdır. Fıkıh kitapları Kur'an-ı kerimin tefsirleridir. Allah’a yardım demek, Allah’ın dinine yardım, yani İslamiyet’e hizmet demektir. İslamiyet’e hizmet ise, Allahü teâlânın, Resulünün ve âlimlerin bildirdiği şekilde yapılırsa hizmet olur.
Sorduğunuz âyetteki unutmak ise, unutulmuş muamelesi görürsünüz, size yardım edilmez anlamındadır.
Sual: Seyyid Emir Gilal hazretleri "Hiçbir ibadet, Allah korkusundan daha tesirli değildir. Allah'tan korkandan korkun. Allah’tan korkmayandan korkmayın" buyuruyor. Halbuki biz, "Kork Allah’tan korkmayandan, korkma Allah’tan korkandan" diye biliyoruz. Bizim bildiğimiz mi yanlış acaba?
CEVAP
Sizin bildiğiniz de yanlış değildir. Sizinki de doğrudur. Kur’an-ı kerimde mealen buyuruluyor ki:
(Eğer iman etmişseniz, onlardan değil benden korkun!) [Al-i İmran 175]
(İnsanlardan korkmayın, benden korkun!) [Maide 44]
(Allah indinde en kıymetliniz, Ondan en çok korkanınızdır.) [Hucurat 13]
(Allah’tan korkun ki, kurtuluşa eresiniz.) [Maide 100]
(Allah’tan korkup sakınan kurtuluşa erer.) [Nur 52]
(Allah’tan nasıl korkmak gerekiyorsa, öylece korkun.) [Al-i İmran 102]
(Sizden öncekilere de, size de Allah’tan korkmanızı tavsiye ettik.) [Nisa 131]
Hadis-i şeriflerde buyuruldu ki:
(Allah korkusu her hikmetin başıdır.) [Taberani]
(Allah’tan hakkıyla korksaydınız, cehilsiz ilme kavuşurdunuz.) [İbni Sünni]
(Allah’tan korkandan, her şey korkar. Korkmayan ise, her şeyden korkar.) [Ebu-ş-şeyh]
Allah’tan korkmak, bir zalimden korkmak gibi sanılmamalıdır. Bu korku, saygı ve sevgi ile karışık olan bir korkudur. Allah sevgisini kaybetmekten, Onu üzmekten çok korkmak gerekir.
Kişinin, bilmediği şeyi gereği gibi sevmesi ve ondan korkması mümkün değildir. Allah’ı çok seven ve Onu iyi tanıyan, Allah’tan çok korkar. Allah’ı en iyi tanıyan da Peygamber efendimiz olduğuna göre, en çok korkan da elbette Odur. Peygamber efendimiz buyuruyor ki:
(İçinizde Allah’tan en çok korkan benim.) [Buhari]
Peygamber efendimizden sonra Allah’tan en çok korkan elbette Onun ilimdeki vârisleridir. Yani Ehl-i sünnet âlimleridir. Kur’an-ı kerimde mealen buyuruluyor ki:
(Allah’tan, kulları içinde, ancak âlimler [gereği gibi] korkar.) [Fatır 28]
Emir Gilal hazretlerinin ifadesi bu âyet ve hadislere dayanmaktadır. Allah adamlarını, yani Allah’tan korkan salihleri üzmekten, onların sevgisini kaybetmekten çok korkmak lazımdır. Allah’tan korkmayan bizi sevse ne çıkar, sevmese ne kaybetmiş oluruz? Yani onu kaybedeceğiz diye fazla bir endişemiz olmaz.
Kork Allah’tan korkmayandan, korkma Allah’tan korkandan sözü de, çok kıymetlidir. Allah’tan korkmayandan her türlü kötülük beklenebilir, onun bir zararı dokunmasın diye böyle kimselerden korkmak gerekir. Allah’tan korkandan ise ne bize ne başkalarına zarar gelir. Ondan bir zarar gelecek diye asla korkmayız. Malımızı çalmaz, hakkımızı yemez, ırzımıza göz dikmez, çünkü Allah’tan korkar.
Görüldüğü gibi iki söz birbirine zıt değildir. Yani Allah’tan korkan salih Müslümanları üzmekten korkacağız, Allah’tan korkmayan fasık ve zalimlerden ise, bize zararları dokunur diye korkacağız. Allah’tan korkanların bize zararları dokunmayacağı için onlardan korkmayız. Allah’tan korkmayanların ise sevgilerini kaybedeceğiz diye bir korkumuz olmaz.
Sual: Farzı inkâr gibi mütevatir hadisi de inkâr küfürdür. Ama Vacip sünnetten daha kuvvetli olduğu halde vacibin vacipliğini inkâr eden, kâfir olmuyor, sebebi nedir?
CEVAP
Mütevatir hadisi inkâr Peygamber efendimizi inkârdır. Bu ise küfürdür. Ama ictihadla bulunan farzı veya vacibi inkâr küfür olmaz. Örnek verelim:
Kurban kesmek vaciptir, ama diğer üç mezhep sünnettir. Onlara siz sünnet demekle, vacibi inkâr ettiniz denebilir mi? Ama bir Hanefi vacibi inkâr ederse mezhepsiz olur. Çünkü kendi mezhebini beğenmemiş olur.
Gusülde ağzın içini yıkamak Hanefi’de farz, Maliki ve Şafii’de sünnettir. Onlar farzı inkâr etmiş olmuyor. Ama bir Hanefi bunu inkâr ederse, kendi mezhebinin hükmünü inkâr etmiş olur. Kendi mezhebinin hükümlerini beğenmeyen de en azından mezhepsiz olur. Küfre kadar gidebilir.
Dört şeyin kıymeti
Sual: Teke riayet etmek sünnettir. Ama tek olmayan kıymetli olmaz mı?
CEVAP
Teke riayet etmek ayrı, kıymetli şeylerin tek ve çift olması ayrıdır. Dört şey ile ilgili çok husus vardır. Birkaçı şöyledir:
Yer yeryüzünün düzeni dört şey iledir: Toprak, su, ateş ve rüzgar.
Tabiatın düzeni dört şey iledir: Sıcaklık, soğukluk, nem ve kuraklık.
Dinin salahı dört şey iledir: Namaz, zekat, oruç ve hac.
İnsanın salahı dört şey iledir: Yemek, içmek, giyinmek ve barınmak
Dört kitap: Tevrat, İncil, Zebur ve Kur'an-ı kerim.
Dört melek: Cebrail, Mikail, İsrafil ve Azrail (Aleyhimüsselam)
Dört halife: Ebu Bekir, Ömer, Osman, Ali (radıyallahü anhüm)
Dört mezhep: Hanefi, Maliki, Şafii ve Hanbeli.
Dört mevsim: İlkbahar, yaz, son bahar, kış.
Sual: Cennette nefs olmadığı bildiriliyor. Halbuki (Ey mutmaine olan nefs! Sen ondan, o da senden razı olarak rabbine dön! Benim kullarımın arasına katıl, Cennetime gir! Fecr 27-30) mealindeki âyet, nefsin de Cennete gireceğini göstermiyor mu? Bir de Allah ne diye benim kullarım diyor? Allah’tan başkasının da mı kulu var? Nefsin Allah'tan razı olması ne demek?
CEVAP
Nefs, kelimesinin bir çok manası var. Burada ruh, can, insan anlamındadır. Bildiğimiz nefs değildir. Bunun için doğru anlamı şöyle olur:
(Ey huzura kavuşan ruh, sen ondan, o da senden razı olarak rabbine dön! Benim [salih] kullarımın arasına katılıp Cennetime gir!) [Fecr 27-30]
(Sen ondan, o da senden razı olarak) demek, imanlı olduğun için Allah senden razıdır. Sana da Cennette öyle nimetler verecek ki sen de Allah’tan razı olacaksın demektir.
Benim kullarım ifadesi bir tabirdir. Benim adamım, benim sağ kolum gibi. Cenab-ı Hak, şeytana diyor ki: (Benim kullarıma senin hakimiyetin yoktur.) [İsra-65]
İyiler de kötüler de Allahü teâlânın kulu olduğu halde salih kimseler için (Benim kulum) buyuruyor. Demek ki Rabbimizin (Benim kulum) dediği salih kimselerdir. Paraya, kötü arzularına kul olanlar için de buyuruyor ki: (Hevasını ilah edinenler...) [Casiye 23]
Cenab-ı hak bunlar için benim kulum buyurmuyor, bunlar hevasının kulu buyuruyor. Onları Allah yarattığı halde başkalarını ilah edinmiş, onlara tapıyorlar. Bunlar nefs-i mutmaine değildir.
Sual: Tam ilmihalde, "Belli bir kâfirin kâfir kalacağını, Allahü teâlânın bildiğini kimse söyleyemez" deniyor. Bu cümlede sanki Allah bilmez gibi anlaşılmıyor mu?
CEVAP
O konu hatta o paragraf tamamen okunursa öyle bir şey anlaşılmaz. Tek cümle alınınca yanlış anlaşılabilir. Ondan bir önceki cümle ise şöyledir:
“Belli bir kâfirin ebedi kâfir kalıp kalmayacağını Allahü teâlâ bilir.”
Demek ki, Allahü teâlâ biliyor ki, bu kâfir ebedi kâfir kalacaktır diye kimse söyleyemez. Çünkü Allah’ın takdirini hiç kimse bilemez. Yani Allah indinde, o kimse kâfir olarak mı ölecek, yoksa imanlı mı ölecek bunu kimse bilemez denmek isteniyor.
Sual: Bütün meallere baktım, Araf suresinin 51. âyetinde, Allahü teâlâ, su ve yiyecek isteyen Cehennemdeki kâfirlere, (Onlar dünyada bugünleri unuttukları gibi, biz de bugün onları unuturuz) buyuruyor. Allah unutur mu?
CEVAP
Hâşâ Allahü teâlâ unutmaz. (Taha 52)
Böyle âyetler çoktur. Mesela Kur’an-ı kerimde mealen buyuruluyor ki:
(Allah’a yardım ederseniz, O da size yardım eder.) [Muhammed suresi 7]
(Biz de bugün sizi unuttuk.) [Secde suresi 14]
Kur'an tercümelerinden, meallerden din öğrenilmez. Yanlış anlamalara sebep olur. İslam âlimlerinin açıklaması ile birlikte okumalıdır. Fıkıh kitapları Kur'an-ı kerimin tefsirleridir. Allah’a yardım demek, Allah’ın dinine yardım, yani İslamiyet’e hizmet demektir. İslamiyet’e hizmet ise, Allahü teâlânın, Resulünün ve âlimlerin bildirdiği şekilde yapılırsa hizmet olur.
Sorduğunuz âyetteki unutmak ise, unutulmuş muamelesi görürsünüz, size yardım edilmez anlamındadır.
Sual: Seyyid Emir Gilal hazretleri "Hiçbir ibadet, Allah korkusundan daha tesirli değildir. Allah'tan korkandan korkun. Allah’tan korkmayandan korkmayın" buyuruyor. Halbuki biz, "Kork Allah’tan korkmayandan, korkma Allah’tan korkandan" diye biliyoruz. Bizim bildiğimiz mi yanlış acaba?
CEVAP
Sizin bildiğiniz de yanlış değildir. Sizinki de doğrudur. Kur’an-ı kerimde mealen buyuruluyor ki:
(Eğer iman etmişseniz, onlardan değil benden korkun!) [Al-i İmran 175]
(İnsanlardan korkmayın, benden korkun!) [Maide 44]
(Allah indinde en kıymetliniz, Ondan en çok korkanınızdır.) [Hucurat 13]
(Allah’tan korkun ki, kurtuluşa eresiniz.) [Maide 100]
(Allah’tan korkup sakınan kurtuluşa erer.) [Nur 52]
(Allah’tan nasıl korkmak gerekiyorsa, öylece korkun.) [Al-i İmran 102]
(Sizden öncekilere de, size de Allah’tan korkmanızı tavsiye ettik.) [Nisa 131]
Hadis-i şeriflerde buyuruldu ki:
(Allah korkusu her hikmetin başıdır.) [Taberani]
(Allah’tan hakkıyla korksaydınız, cehilsiz ilme kavuşurdunuz.) [İbni Sünni]
(Allah’tan korkandan, her şey korkar. Korkmayan ise, her şeyden korkar.) [Ebu-ş-şeyh]
Allah’tan korkmak, bir zalimden korkmak gibi sanılmamalıdır. Bu korku, saygı ve sevgi ile karışık olan bir korkudur. Allah sevgisini kaybetmekten, Onu üzmekten çok korkmak gerekir.
Kişinin, bilmediği şeyi gereği gibi sevmesi ve ondan korkması mümkün değildir. Allah’ı çok seven ve Onu iyi tanıyan, Allah’tan çok korkar. Allah’ı en iyi tanıyan da Peygamber efendimiz olduğuna göre, en çok korkan da elbette Odur. Peygamber efendimiz buyuruyor ki:
(İçinizde Allah’tan en çok korkan benim.) [Buhari]
Peygamber efendimizden sonra Allah’tan en çok korkan elbette Onun ilimdeki vârisleridir. Yani Ehl-i sünnet âlimleridir. Kur’an-ı kerimde mealen buyuruluyor ki:
(Allah’tan, kulları içinde, ancak âlimler [gereği gibi] korkar.) [Fatır 28]
Emir Gilal hazretlerinin ifadesi bu âyet ve hadislere dayanmaktadır. Allah adamlarını, yani Allah’tan korkan salihleri üzmekten, onların sevgisini kaybetmekten çok korkmak lazımdır. Allah’tan korkmayan bizi sevse ne çıkar, sevmese ne kaybetmiş oluruz? Yani onu kaybedeceğiz diye fazla bir endişemiz olmaz.
Kork Allah’tan korkmayandan, korkma Allah’tan korkandan sözü de, çok kıymetlidir. Allah’tan korkmayandan her türlü kötülük beklenebilir, onun bir zararı dokunmasın diye böyle kimselerden korkmak gerekir. Allah’tan korkandan ise ne bize ne başkalarına zarar gelir. Ondan bir zarar gelecek diye asla korkmayız. Malımızı çalmaz, hakkımızı yemez, ırzımıza göz dikmez, çünkü Allah’tan korkar.
Görüldüğü gibi iki söz birbirine zıt değildir. Yani Allah’tan korkan salih Müslümanları üzmekten korkacağız, Allah’tan korkmayan fasık ve zalimlerden ise, bize zararları dokunur diye korkacağız. Allah’tan korkanların bize zararları dokunmayacağı için onlardan korkmayız. Allah’tan korkmayanların ise sevgilerini kaybedeceğiz diye bir korkumuz olmaz.
Sual: Farzı inkâr gibi mütevatir hadisi de inkâr küfürdür. Ama Vacip sünnetten daha kuvvetli olduğu halde vacibin vacipliğini inkâr eden, kâfir olmuyor, sebebi nedir?
CEVAP
Mütevatir hadisi inkâr Peygamber efendimizi inkârdır. Bu ise küfürdür. Ama ictihadla bulunan farzı veya vacibi inkâr küfür olmaz. Örnek verelim:
Kurban kesmek vaciptir, ama diğer üç mezhep sünnettir. Onlara siz sünnet demekle, vacibi inkâr ettiniz denebilir mi? Ama bir Hanefi vacibi inkâr ederse mezhepsiz olur. Çünkü kendi mezhebini beğenmemiş olur.
Gusülde ağzın içini yıkamak Hanefi’de farz, Maliki ve Şafii’de sünnettir. Onlar farzı inkâr etmiş olmuyor. Ama bir Hanefi bunu inkâr ederse, kendi mezhebinin hükmünü inkâr etmiş olur. Kendi mezhebinin hükümlerini beğenmeyen de en azından mezhepsiz olur. Küfre kadar gidebilir.
Dört şeyin kıymeti
Sual: Teke riayet etmek sünnettir. Ama tek olmayan kıymetli olmaz mı?
CEVAP
Teke riayet etmek ayrı, kıymetli şeylerin tek ve çift olması ayrıdır. Dört şey ile ilgili çok husus vardır. Birkaçı şöyledir:
Yer yeryüzünün düzeni dört şey iledir: Toprak, su, ateş ve rüzgar.
Tabiatın düzeni dört şey iledir: Sıcaklık, soğukluk, nem ve kuraklık.
Dinin salahı dört şey iledir: Namaz, zekat, oruç ve hac.
İnsanın salahı dört şey iledir: Yemek, içmek, giyinmek ve barınmak
Dört kitap: Tevrat, İncil, Zebur ve Kur'an-ı kerim.
Dört melek: Cebrail, Mikail, İsrafil ve Azrail (Aleyhimüsselam)
Dört halife: Ebu Bekir, Ömer, Osman, Ali (radıyallahü anhüm)
Dört mezhep: Hanefi, Maliki, Şafii ve Hanbeli.
Dört mevsim: İlkbahar, yaz, son bahar, kış.