Kara Kedi [Arşiv] - FrmPaylas.Com | Paylaşım, Film, Dizi, Müzik, Program, Oyun, Sinema, Video, Komik

PDA

Orijinalini görmek için tıklayınız : Kara Kedi


TÜRK
09-22-2007, 18:13
KARA KEDİ

Benim oturduğum semtte bir ciğerci vardır semtin en kaliteli ciğerini satan.Bu ciğerci, yan tarafında bir pasaj olan ufak bir dükkandır.Yanındaki pasaj ki buradaki dükkan sahiplerinin birisinin dükkanında beslediği bir kara kedi vardır. Adını bilmem, yani hiç onu yakından tanıyıp sevme imkanım olmamıştır. Ancak buna karşın bu hayvanın yemyeşil gözleriyle, burnunu cama dayayıp içerideki ciğerlere hasretle bakması ilgimi çeker hep. İçimi burar. Ciğercinin ona ara sıra ciğer verdiğini bilirim. Sahibinin de onu aç bırakmadığını bilirim gözlemlerimden. Fakat bu kara kedi, uslanmaz bir çocuk şımarıklığıyla yine de içerideki ciğerlere hasretle bakar durur. İçinde çocuksu bir açgözlülük, bir doyumsuzluk vardır sürekli. Aslında bu kediye ilgi ve buruk bir sevgi duymamın başka bir nedeni de vardır. Bu, çocukluğumdan beri gelen, çocukluğumu bir iflah olmaz çıban gibi kaplayan buruk bir anıdır. Babamla ilgili acı bir anı... Bu kedi, bana genç yaşta ölen babamı hatırlatır. Onun bu masum ve sevgi dolu, hasretli bakışlarını... Babam veremdi. Genç yaşta ölen bir veremli... Annemle beraber onu ziyarete gittiğimiz günlerdi çocukluğumu çıban gibi kaplayan. Hastanede onu karantinada tutarlardı. Hastalığı diğer insanlara da zarar verirdi. Ona dokunan, onu seven insanlara. Bu yüzden hiç babamla yan yana gelemedi beş yaşındaki çocuk yüreğim. Savaş yıllarında askere giden talihsiz bir babanın talihsiz bir oğlu olarak babama hiç yaklaşamamıştım. Dört yıl boyunca savaşan babamın genç fakat yorgun bedeni bir rahatsızlığa tutulmuştu. Tıp biliminin elleri ve kolları bağlıydı bu adı verem olan haine karşı. Zavallı babam da bu amansız hastalığın pençesine savaş yıllarında askerdeyken düşmüş ve kısa bir zaman sonra da ölmüştü. İşte hayatımı acıyla kaplayan bu kısa zamanlardı. Babam ömrünün son demlerini geçirirken küçük camlı bir odada, biz de onun ömrüne ömür katmaya çalışırdık acemice. Babamı hep bir camın arkasından gördüm. Nasıl ülkeler arasında dikenli teller varsa benim babamla aramda da böyle bir şey vardı. İnce ama bir aileye sınır koyabilen camlar. Belki aynalara nefretim bundandır. Bakmam, bakamam yüzlerine çoğu zaman. Sanki babamın soluk yüzüne yeniden görecekmiş, onun hasretli bakışlarını yeniden üzerimde hissedecekmiş gibi bir duygu kaplar içimi. Mecbur olmadıkça bakmam onlara. Zaten o aramızdaki camı da kaldırırdım mecburiyet olmasa. Mecburiyet, bazen insana düşmanlarını bile sevdiriyor. Sevmek zorunda bırakıyor. Babam hiçbir zaman bana yaklaşamadı, ben de ona. Bana o ince camın ardından sevgi dolu öpücükler gönderirdi. Ben de ona aynı karşılığı verirdim çocuk saflığıyla. İşte babam bana ben de ona bu kara kedinin ciğerlere hasretle ve çocuksu bir açgözlülükle baktığı gibi bakardık. Ancak bir fark vardı bu bakışmalar arasında. Bizimki hiç elde edilememiş bir açgözlülüktü oysa kara kedininki daha fazlasını elde etme açgözlülüğüydü. Babama, baba sevgisine hep aç kaldım. Hep baba sevgisine erişilmez bir duyguyla açgözlü oldum. Ama hiçbir zaman bu isteğimi elde edemedim. Ben ve babam birbirimiz için birer kara kediydik. Ben onun için bir karakedi, oda benim için... Aslında ortak noktamız çok acıydı. Ayrılıktı bizim babamla ortak noktamız. Belki başkaları da vardı fakat ben bunu bilmiyor bilemiyordu. Çünkü babamla hiçbir zaman biraraya gelemedim, soğuk bedenine başımı yaslayıp ağladığımdan başka... Babam artık bize ayrılıkların en uzununu yaşatmıştı. Bu ayrılığın adı ölümdü. Hayatımı vuran iki şeyin de bir adı vardı. Verem ve ölüm... Babamı morga koyduklarında önce annem bana baktırmak, çocuk yüreğimi yaralamak istememişti. Ancak morgun içine annemden gizli giripte annemi babamın bedenine yaslanmış ağlarken görünce annem benim de onun gibi ağlamamı engelleyecek bir harekette bulunamadı. Sadece ve sadece ağladı... İşte bu dükkana ne zaman giripte cama yaslanmış karakediyi görsem çocukluğumun bu acı anısı gelir aklıma. O kedi ciğerlere hasretle baktıkça, ben de bana hasretle bakıp doyamadan kara toprağın bağrına giden genç babamı anımsarım hep...

Abdurrahman ÇELİKOK

Kartal Busbey
07-02-2008, 07:34
Tesekkurler..;)

ЯαiDєη
07-02-2008, 07:48
Teşekkürler...;)