Kutuda Keman [Arşiv] - FrmPaylas.Com | Paylaşım, Film, Dizi, Müzik, Program, Oyun, Sinema, Video, Komik

PDA

Orijinalini görmek için tıklayınız : Kutuda Keman


TÜRK
09-23-2007, 00:09
KUTUDA KEMAN

ilkin yağmurlu geceler kaçamağıydı zaman!



Yıllarca serili bir şekilde geldi oturdu zaman zaman. Uzunca sohbetler ettik geceler boyu. İyice demlenmiş porselen demlik çayı eşliğinde, yolları konuştuk biraz. . Uzatan, yakınlaştıran, yoran, savuran yolları. . Tıpkı kökü belirsiz bir ağaç gibi, dalbudak salan…….



Alışkın değildi kapının böyle sık aralıklarla çalınılmasına. Açmasıyla boyunu aşan bir gölgenin içeri patlarcasına girdiğini farketti. Sendeleyince duvar boyunca uzayan kalorifer borusuna tutundu. Bunca rahat bir içeri girişe karşın, ilk çekingenliğini hemen atamadi. Uzun bir sohbet yaptılar yaşam tadında. . Belli bir rakamı aşınca yelkovan, hoşçakal dediler birbirlerine.



Kapıyı açtı ve gölge dışarı çıktı. Ardından usulca kapı kapandı ve kılıt sesiydi apartman koridorunda yankılanan. Işığı söndürdü misafirin ardından. Perdeyi açtı, pencerenin ardından bahçe boyu yürüyüşünü, arabasının kapısını açışını, kontağı çevirip bujileri ateşlemesini gördü ve içinde hissetti. Ardından far ışığında karşı apartmanın kapısı aydınlandı bir an ve yeniden karanlığa gömüldü sokak. . Gitmişti! Perdeyi kapattı. Abajuru yakmadı. Gözleri birkaç dakika sonra karanlığa alıştı. Perdenin kenarından sızan cılız bir ışık düşmüş, önce sehpayı sonra halıyı yalıyordu. Odadaki havada tuhaf bir koku vardı. Dumanlar yayılmıştı perde perde. . Umut duvardaki gitarın perdesinde. . Nikotin kokusu değildi oysa yayılan. Gitarda umuda ilişkin bir parça değildi çalan. . Koltukta oturduğu çukurluğa baktı. Nasıl bir zamandı bu? Ki kemanlar akortsuz bir gıygıdı çalıyordu. Oysa dün gitar ve kemanı birleştirip ırksız bir konçertoydu denedikleri. Hiç de fena değildi aslında. . Ama bu gece keman yayını! , gitar penasını kaybetmişti bir yerlerde. .



Nasıl bir zamandı ki bu; havada özlem tadında bir lezzet vardı. Karmakarışık bir hava! Ama bir o kadar da Anadolu şehirlerindeki sabaha karşı koklanılan dinginlik! Keman susmuş, anlaşılan bir daha hiç çıkmayacak kırmızı kadife kaplı deri kutudan. . Hani son kapatıştaki dinginlik gibi. . Biraz buruk bir gülümseme, belki bir okşayış, kutunun üzerinde hafif bir el gezdirme. .



Hani asfalt yol gündüz güneşten kavrulur da sabaha karşı serinler. Coğunluk dağ etegine paralel gider. Öyle bir dağdır ki ancak başını kaldırınca görürsün gökyüzünü. . Uzaktan tek tük kamyon farları. . Kimi küçük kır kahvelerinde sarı ampuller yanar. Sarı’ya döner pervaneler. . Senin kemanına inat Gencebay şarkıları çalınır. Ve sen o çok sevdiğin kemanını kutusuna koyar bağaja yerleştirirsin. . Gülerek! Herkes gibi köşedeki televizyona bakarsın. . Ruhundur aslında dokunduğun bu açık sessizlikte, havadır bir de içine çektiğin. . Karakış’sa eğer; asfalt parlar. Dağ etekleri sabaha yakın ince bir tabaka buz tutar. Basarsan kolayca kırılır. Yürek gibi! Kemandaki tellerden birinin bir konçertoda, ansızın kopup yüzüne fırlaması gibi. . Hava donuk bir açıklıktaysa, ay’ın gölgesi düşer, asfalt üzeri bir gümüş yol! Uzaktan yüklü kamyonların tekerine takılı zincirlerin ezdiği buz sesi. . Balata sesleri karışır geceye. . Ve sen ilk solo konserine çıkarken yaptığın ilk! bozuk akortları hatırlarsın gülerek! Mola yerindeki lokantaya bakarsın. Camlar buhar. . Yüzler bulanık. . İçeride simit floresanlar. . Senin ilk solonda yüzüne vuran spotlar. . Ve göğsünün arasından sızan terin yarattığı kaşıntı. . Hiçbir şey yapamaman. . Sahne teslimiyeti! Tek yapabildiğin seyircinin kendine sandığı oysa senin kendi haline gülümsemelerin. . Lokantaya yönelir ayakların. . Kapıyı açıp girmeye çalışırsın. . Oysa girdiğin ilk başarını arkadaşlarınla kutladığın Mulkiyeliler Lokali. . Yüzünde bir haşlama kokusu. . İçerisi sıcak ve duygan. . Gülerek oturduğun sandalyede başında bitiveren garson! Söylediğin bir tabak pilav üzeri kuru! Hafif sulu. . Mulkiyenin kızarmış pacanga böreklerine inat plastik sepetlerde serin ekmekler. . Düz beyaz muhtemelen palaks ! marka kırılmaz cam bardak suyunu içtiğin. . Su dediğin Taşdelen. . Uzun boyunlu şişede. . Gümüş rengi, yumuşak metalimsi kapaklı çok zaman elinde oynayıp yuvarlacık ettiğin. . Masa üzerinde muşamba örtü. . Çatallar karavana tipi. . Seninse ağzın küçücük. . Kaç kez batırmışlığın var dikkatsizce diş etine. . Gitarı kaç kez dikkatlice duvara vurup parçalamışlığın var!. . Ah o çok sevdiğin düz beyaz kürdanlar! Kaç kez doğru bir –do- yakalamak için ayna karşısında ağzına koyup, çalıştığın…. Ve her seferinde seyrek ön dişlerinin arasına kayıp konsantreni bozan! Yemek üzeri demli bir çay. . Kırmızı beyaz damalı çay tabağında. Kulis arkası gülmelerin elindeki müzikli kupayla. . İçindeki demli çay. . Tavşan kanı. . Boğazın lazım sana! Üşütmemelisin. . Dışarı bakınca masadan, biraz karanlık. . M. A. N kamyonlar aynı yerlerinde. . Ortalarda değil asla! ya su vanasının ya da hava pompasının yanında. . Asla ortada olmaz nefes alan, harareti henüz soğumamış terli M. A. N’lar…Hiçbir zaman yok, ortada olmuşluğun. . Sololar dışında. . Soğuk! İnsanı elleyen bir soğuk! Catı katı soğuk! Catı katın’daki keman, kutusunda soğuk! Yuvarlak teras penceresinin yanında kimliksiz bir pena. .



……….



Böyle dingin elle tutulur bir hava odadaki! Nasıl bir zaman? Bir yağmur kaçamağında böyle insana dokunup kaçan! Kalıcı bir lezzetle, odaya sızan. . Gitar ve kemanı yalayan. . İnsanı düşünceye, insanı yollara savuran. . Saldırır gibi. . Çok sıkılmış bir kemerde tıkalı kalıp dışarı çıkmaya çalışan bir nefes gibi. . Hiçbir zaman okuyamadığın -pes- gibi. Kilitli sandıkta saklı kurutulmuş bir sarı gül gibi. Botlarını sıkıca bağladı ilkin! Yatak odasından şapkasını vestiyerden gocuğunu aldı. Bir sigara yaktı. Üzeri resimlerle dolu pembe sokak kapısını açtı. Yol resimlerine baktı ayak üstü. . Uzun apartman koridorunu geçti hızla. . Merdivenleri ikişer ikişer indi. Gıcırdayan apartman kapısını açtı. Nasılsa arabada antifriz vardı. Dışarı çıktı. Arka sol lastik biraz kabaktı! Az ötede parkedilmiş arabasına yöneldi. Yine aralık kalmıştı cam! Kapıyı açtı!

içeride bir solo vardı.

Deniz GÜNEY

Kartal Busbey
06-28-2008, 09:56
Tesekkurler..;)