TÜRK
09-24-2007, 18:53
Nasıl adını koymuştu eylülün kendince
o ağacın altına gittiğinde
hatırlar gibi oldu
Belki zamanın birinde
hiç susmayan şarkılar bestelemişlerdi
hiç susmayacak şarkıları bestelemek içinse
zamana çağrıda bulunmuşlardı şimdi
beklemede
yitip gidenler
Kaldırım boyu uzanan böğürtlen çalıları ile
salkım selvi nedimeler
hiç kutlanmamış bir düğünün eğlentisinde
çengiler
zil takıp oynardı zamanın en içinde
Bir tutturulmuş ıslık dökülürdü
birileri gelir
birileri geçerdi
o tablonun içinde eski mi eski
bir şal titrerdi
Ağlamadığını söyleyen bir hadım
kapı ardında
ve sabahlara değin gecelerde
giremediği yatakların gözyaşını dökerdi
Her ayrılığın ardında
acının zakkumi tadı
damaklarda zamanlarca mesken tutar
sular yosun kokulu sevdalar sunardı
Bitmeyecek dediği aslında bir yalan
bitecek dediği fasafiso
vazonun kırılgan nazında parıltılı
tılsımların cümbüşünde heyheylenen bir
gemici narasında sükunet vardı
Az söylemedim sana
kulaklarımdaki çın seslerinin bir melodi
bir oyun gibi geçici olmadığını
Ahlanmanın da başbaşa veriştirdiği anıları
yarım kalmışlığı olası yitik denzileri
belki ülkeleri belki atlantis’i
vardı
Yok yok dinlemeyeceksin aşk fısıltısını o çatı
kedisinden
zaten kovulmuş değil mi idi
O eylül başka eylüllerin de adını hatırlattı
dedi
Nermin BARLA
o ağacın altına gittiğinde
hatırlar gibi oldu
Belki zamanın birinde
hiç susmayan şarkılar bestelemişlerdi
hiç susmayacak şarkıları bestelemek içinse
zamana çağrıda bulunmuşlardı şimdi
beklemede
yitip gidenler
Kaldırım boyu uzanan böğürtlen çalıları ile
salkım selvi nedimeler
hiç kutlanmamış bir düğünün eğlentisinde
çengiler
zil takıp oynardı zamanın en içinde
Bir tutturulmuş ıslık dökülürdü
birileri gelir
birileri geçerdi
o tablonun içinde eski mi eski
bir şal titrerdi
Ağlamadığını söyleyen bir hadım
kapı ardında
ve sabahlara değin gecelerde
giremediği yatakların gözyaşını dökerdi
Her ayrılığın ardında
acının zakkumi tadı
damaklarda zamanlarca mesken tutar
sular yosun kokulu sevdalar sunardı
Bitmeyecek dediği aslında bir yalan
bitecek dediği fasafiso
vazonun kırılgan nazında parıltılı
tılsımların cümbüşünde heyheylenen bir
gemici narasında sükunet vardı
Az söylemedim sana
kulaklarımdaki çın seslerinin bir melodi
bir oyun gibi geçici olmadığını
Ahlanmanın da başbaşa veriştirdiği anıları
yarım kalmışlığı olası yitik denzileri
belki ülkeleri belki atlantis’i
vardı
Yok yok dinlemeyeceksin aşk fısıltısını o çatı
kedisinden
zaten kovulmuş değil mi idi
O eylül başka eylüllerin de adını hatırlattı
dedi
Nermin BARLA