ρυяєgση
09-26-2007, 00:13
Evet ne zamandır aklımdaydı.Bu yazıyı yazmak kısmet bu güne imiş.
Konu Orhan Pamuk isimli Nobel ödüllü yazarın İstanbul-Hatıralar ve şehir isimli eserinden bir bölüm olan DİN konusunda bahsettikleri...
Evet kitabın Din isimli bölümünde yazar nelerden bahsediyor bakınız.
Yazdığına göre dindar bir aileden gelmiyor,Pamuk.Zengin bir aile ve çok kültürlü olduklarından ,aynı zamanda batıcı olmasından dolayı Atatürkçü ve laik olduklarından bahsediyor.(?)...
Küçüklüğünde çok sevdiği bir dadısı varmış Pamuk'un.Dindar bir kadınmış.Evde namaz kılarmış.Orhan bunu hep kıskanırmış.Tanrı yı bize tercih ediyor diye.O namaza durunca hemen annesine şikayet eder ve ondan bir şey istemesini söylermiş.Acaba namazı bozacak mı diye....
Bu olmazsa kadının odasına girerek,baş örtüsünü çeker,saçıyla falan oynarmış.Kadın namazı bozmak zorunda kalınca Allah seni seni taş yapar uyarılarından ise ürksede hiç bir şey olmadığını görünce yapmaya devam edermiş.Öyle ki pencerede ki sineğin vızıltısı ile kadının dudaklarından dökülen dua mırıltısı karışınca hiç çekilmez olurmuş ve bundan nefret edermiş.
Ona gör İslam fakir dini imiş.Fakir olan ve ulaşamadıkları para,zenginlik ve başka şeyler için elden bir şey gelmediğinden bu durumu taktir-i ilahi ile açıklamaya çalışan insanların dini...
Pamuk'a göre de kendileri ,Tanrı ya ihtiyaç duymayacak kadar zenginmişler.
Ailesinden hiç kimse oruç tutmazmış.Ama namaz olayında ki gibi tutanada hizmetçi de olsa karışmazlarmış Allah var.
Bir gün ilkokul öğretmeni orucun faydalarından uzun uzun bahsetmiş derste.Orucun vucudu dinlendirmesi,bir nevi perhiz olması Orhan'ı etkilemiş ve ben de tutabilirim diye düşünmüş.Bu kadar zor olsa arkadaşlarım tutamazdı diye düşünmüş.Nitekim bir gün oruç tutmayı başarmış ama bunu müslümanlar gibi Allah rızası içinde yapmamış.Kendisiyle boy ölçüşmesi demekmiş bu.
Ramazan ayında kimse oruç tutmadığı halde iftar vakti geldiğinde babaannesi kumar masasını toplatır,radyoyu açar ve ney müziği eşliğinde İftar anonsunun yapılmasını beklerlermiş.Anons yapıldıktan sonrada bir kaç dakika oruç tutan hizmetlilerin atıştırmasını bekleyerek tıka basa yerlermiş.
O günlerden kalan bir alışkanlık olsa gerek bu gün dahi Orhan Pamuk'un ney sesi duyunca ağzı sulanırmış.Bende bunu okuyunca Pavlovun deney köpeği geldi aklıma haksız mıyım...???
ALINTIDIR
Konu Orhan Pamuk isimli Nobel ödüllü yazarın İstanbul-Hatıralar ve şehir isimli eserinden bir bölüm olan DİN konusunda bahsettikleri...
Evet kitabın Din isimli bölümünde yazar nelerden bahsediyor bakınız.
Yazdığına göre dindar bir aileden gelmiyor,Pamuk.Zengin bir aile ve çok kültürlü olduklarından ,aynı zamanda batıcı olmasından dolayı Atatürkçü ve laik olduklarından bahsediyor.(?)...
Küçüklüğünde çok sevdiği bir dadısı varmış Pamuk'un.Dindar bir kadınmış.Evde namaz kılarmış.Orhan bunu hep kıskanırmış.Tanrı yı bize tercih ediyor diye.O namaza durunca hemen annesine şikayet eder ve ondan bir şey istemesini söylermiş.Acaba namazı bozacak mı diye....
Bu olmazsa kadının odasına girerek,baş örtüsünü çeker,saçıyla falan oynarmış.Kadın namazı bozmak zorunda kalınca Allah seni seni taş yapar uyarılarından ise ürksede hiç bir şey olmadığını görünce yapmaya devam edermiş.Öyle ki pencerede ki sineğin vızıltısı ile kadının dudaklarından dökülen dua mırıltısı karışınca hiç çekilmez olurmuş ve bundan nefret edermiş.
Ona gör İslam fakir dini imiş.Fakir olan ve ulaşamadıkları para,zenginlik ve başka şeyler için elden bir şey gelmediğinden bu durumu taktir-i ilahi ile açıklamaya çalışan insanların dini...
Pamuk'a göre de kendileri ,Tanrı ya ihtiyaç duymayacak kadar zenginmişler.
Ailesinden hiç kimse oruç tutmazmış.Ama namaz olayında ki gibi tutanada hizmetçi de olsa karışmazlarmış Allah var.
Bir gün ilkokul öğretmeni orucun faydalarından uzun uzun bahsetmiş derste.Orucun vucudu dinlendirmesi,bir nevi perhiz olması Orhan'ı etkilemiş ve ben de tutabilirim diye düşünmüş.Bu kadar zor olsa arkadaşlarım tutamazdı diye düşünmüş.Nitekim bir gün oruç tutmayı başarmış ama bunu müslümanlar gibi Allah rızası içinde yapmamış.Kendisiyle boy ölçüşmesi demekmiş bu.
Ramazan ayında kimse oruç tutmadığı halde iftar vakti geldiğinde babaannesi kumar masasını toplatır,radyoyu açar ve ney müziği eşliğinde İftar anonsunun yapılmasını beklerlermiş.Anons yapıldıktan sonrada bir kaç dakika oruç tutan hizmetlilerin atıştırmasını bekleyerek tıka basa yerlermiş.
O günlerden kalan bir alışkanlık olsa gerek bu gün dahi Orhan Pamuk'un ney sesi duyunca ağzı sulanırmış.Bende bunu okuyunca Pavlovun deney köpeği geldi aklıma haksız mıyım...???
ALINTIDIR