Anayasa Tartişmalari [Arşiv] - FrmPaylas.Com | Paylaşım, Film, Dizi, Müzik, Program, Oyun, Sinema, Video, Komik

PDA

Orijinalini görmek için tıklayınız : Anayasa Tartişmalari


Kaptan-ı Derya
09-27-2007, 10:58
ANAYASA TARTIŞMALARI


Cihan TÜRKER

Siyasi partilerin anayasaları olmaz. Tüzükleri, programları olur. Bu tüzük ve programlarında Anayasa'ya aykırılık olmayacağı gibi, siyasi parti olarak sistemi zedelememek kaydıyla ileriye yönelik olarak anayasaya ilişkin görüş ve düşüncelerini de belirtebilirler.
Siyasi partiler kendi tüzüklerini, veya programlarını milletin anayasa metinleri haline getiremez.
Ama siyasi partiler anayasa taslağı hazırlayabilir, anayasaya ilişkin eleştirilerde bulunabilir, değiştirilmesi gereken maddelerle ilgili öneriler getirebilir. Bunları yaparken de mevcut anayasada ifade olunan esas ve usule ilişkin hususlara riayet etmek zorundadır.
Aksi takdirde sistem derin bir yara alır. Devlet hukukun üstünlüğü çizgisinden uzaklaşır, bu arada her şey birbirine karışır.
Şayet maksadımız anayasa değişikliği ise bunun yolu bellidir.
Bu parlamento içindeki gücü, sayısı ne olursa olsun bir siyasi partinin yönetim kadrosunun kafasından geçenlerle sınırlı bir yaklaşımı ihtiva ederse ona anayasa değişikliği denmez; anayasa diktesi denir ki, sonrası diktatoryaya gider. Allah böyle bir gidişten milletimizi muhafaza buyursun.
Yok eğer geniş bir uzlaşma ve zamanın baskı aracı ve sorun haline getirilmediği akıllı bir tartışma ortamı oluşturularak bir hazırlık yapılırsa ki o zaman memleketin hayrına olur.
Yıllardan beri 12 Eylül Darbesi'nin vesayetinin anayasa üzerindeki ağırlığının ve nahoş kokusunun kaldırılması yolunda yazıp çizenlerin işte bu noktada dikkatli olması lazımdır.
Henüz Hükümet tarafından ortaya konan metin yoktur. Sızdırmalar, duyumlar yoluyla millet birkaç nokta üzerinde şartlandırılmaktadır. Ancak gerçekte ne tür bir çaba ve performans gösterildiğine dair bilgilerimiz ancak magazinel boyutlarda kalmaktadır. Bu ortamda ne yazık ki bazı odaklar sözümona "ciddi" değerlendirmeler yaparmış gibi, sulandırmaktan ve milleti kanıksatıp işin ehemmiyetine yüz çevirtmekten öte gitmeyecek tartışmalar geliştirmektedir...
Bu tartışmaların kuşkusuz ki en mantık dışı olanı "Kurucu Meclis" anayasa yapar türünden yaklaşımları içerenlerdir.
Kurucu Meclis ne demektir?
Kurucu Meclis 23 Nisan 1920 Meclisi'dir. Ondan başka kuran yoktur.
1960 Darbesi'ndeki Kurucu Meclis ve 1980 Darbesi'ndeki Danışma Meclisi atanmışlar meclisidir. Seçim yoktur, millet yoktur. Seçenler sadece atayanlardır. Bunların anayasa yapabilme selahiyetine, yetkisine "evet" deyip, milletin seçtiklerinin anayasa değiştirmesine "hayır" demek ciddi bir zihinsel erozyona işaret eder.
Mamafih hal böyle iken başta CHP'nin tavrı ile ortalık yine AKP'nin tam da istediği gibi bir kıvama girmektedir. AKP zaten bu ülkede bütün mazarratlıklarının millet nezdinde kabul görmesini CHP'nin bu gayrı mantıki ve dayatmacı tavrına borçludur. CHP muhalefet etmek için sebep, gerekçe, izah edilebilir vaziyetler aramadığı için Millet zannetmektedir ki CHP her neye muhalifse o doğrudur.
Şimdi de Anayasa değişiklikleri tartışmalarında yine aynı manzara doğmuştur. Daha içeriği bile açıklanmayan bir çalışmadan ötürü CHP'nin erken çığırtkanlığı ile AKP yol almaktadır.
Burada MHP aklıselimi korumakta ve millet nezdinde de tek temsilcisi olmaya devam etmektedir. Muhtemeldir ki, öncelikle metnin ortaya çıkmasını beklemekte ve eleştirilerini niyet edilene göre yapmayı tercih etmektedir. Bizce de doğrusu budur.
Bir de MHP Genel Başkanı Bahçeli'nin bu noktada önemsediğimiz bir çağrısı olmuştur. Hükümetin mutlaka dikkate alması lazımdır. Hazırlıkların önce siyaset kurumu ile, meclis ile paylaşılması lazımdır, yabancı misyonla, şununla bununla görüşülüp tartışıldıktan sonra milletin huzuruna çıkarmanın doğru bir tarafı yoktur.
Bu bağlamda sayın Bahçeli'nin Parlamento içinde bir hazırlık komisyonu marifetiyle bu çalışmaların yürütülmesi çağrısı da işin zaten olması gereken tarafıdır. Anayasal zorunluluğudur. Başta da söylediğimiz gibi AKP şayet millete anayasa dayatmak gibi bir arzu içinde değilse başvurması gereken tek yol Bahçeli'nin söylediği biçimde bir yaklaşımı benimsemesidir.
Dediğim dedik, çaldığım düdük tarzı ile yol alınmaz