Kirli Olan Şirket mi, AB-D'mi? [Arşiv] - FrmPaylas.Com | Paylaşım, Film, Dizi, Müzik, Program, Oyun, Sinema, Video, Komik

PDA

Orijinalini görmek için tıklayınız : Kirli Olan Şirket mi, AB-D'mi?


Kaptan-ı Derya
09-27-2007, 11:02
Yetkililerimizin büyük kısmının Stratejik ortak kabul ettiği AB-D’ nin , gerçek ve kirli yüzünü göstermek için birçok kişi gibi bizler de bugüne kadar çok konuştuk ve çok yazdık.

Her şey ortada olmasına ve Türk İnsanı’nın nerede ise tamamının bu ülkenin kalleşliği ve iki yüzlülüğünü anlamasına rağmen, stratejik ortağa bir türlü tavır konulmaması bizleri de yıldırdı ve bıktırdı.

Kirli Olan Şirket mi, AB-D'mi?

Ali İhsan Gürcihan


Yıllardır bilinen ve pislik kokan tüm gerçeklere rağmen, üstü kapalı bir iki laf etmekten ve sözüm ona uyarıda bulunmaktan başka, AB-D’ye karşı milli ve ulusal bir duruş gösterilmemesi, egemenliğimiz konusunda endişelerimizi arttırmaktadır.

Bu suskun ve duyarsız şartlarda,stratejik ortakların hiddeti ile gelişigüzel bir oyuna getirilmemek için ne yazık ki biz de,AB-D aleyhine yazıp çizmeyi bir süredir bırakmıştık.

Hatta olumlu bir şeye rastlayıp stratejik ortağımızın lehine bir şeyler yazalım da yöneticilerimiz ve halkımız moral kazansın diye fırsat kollamaya bile başlamıştık.

Başbakan’ın son gezisinde, Bush’la kol kola çektirecekleri bir fotoğraftan istifade ile yorum yaparak, ortaklığın çok iyi bir istikamette geliştiğini ve ziyaret sırasında PKK’yı da terör örgütü kabul ettiklerini yazıp ortağımızın yanlış anlaşılmasını da önlemek istiyorduk.

Ancak,B..ush denen üçüncü bin yılın (Milenyum) canisi haydut, Başbakan’a randevu vermeyince, bizim gibi saf ve acemilerin bu hayalleri de maalesef suya düştü.

Diplomasi alanında söylenen stratejik ortaklık filan bir yana, şunu hepimiz bilmeliyiz ki; AB-D denen ve kendi amaçlarına ulaşmak için terörü bir yöntem olarak kullanan bu ülkenin,geçmişte olduğu gibi bu günde birçok ülkede kirli ve örtülü faaliyetler yürüttüğü Irak’taki olaylarla tüm açıklığı ile ortaya çıkmaktadır.

Özel kuruluş gibi gözüken şirketlerini,ya da yardım faaliyetlerinde bulunuyormuş gibi gözüken bazı insani yardım kuruluşlarını ( NGO ) ve sivil toplum örgütlerini, gizli ve kirli faaliyetlerini yürütecek şekilde hedef ülkeler üzerinde büyük bir ustalıkla ve küstahlıkla çalıştırdığı anlaşılmaktadır.

Sözde özel denen bu kurumların legal ve masum gözüken faaliyetler maskesi altında, istedikleri her yerde istihbarat çalışmaları yapabilecek, kirli bilgiler kullanarak basını,ticareti, borsayı, hatta siyaseti yönlendirebilecek,bilimsel çalışmaları kontrol altına alabilecek,etnik ve dini propaganda faaliyetlerinde bulunarak toplumsal hassasiyetler ve hareketler yaratabilecek beceriye sahip oldukları anlaşılmaktadır.

Daha kirli işlerde ise, özel gözüken şirketlerini de garantiye almak için, bir veya iki alt uzantı olarak mahalli taşeronlar ve tetikçiler kullanıldığı görülmektedir.

Kimi soyguncu,kimi kaçakçı,kimi katil,kimi meczup bu kiralık kişilerle, silah satışından tutun imha operasyonları dahil insanlık dışı birçok faaliyeti rahatlıkla,hiçbir riske girmeden ve çok ucuza yürütme imkanı bulmaktadırlar.

Bizim ülkemizde de birçok olayın bu nedenle meçhul kalma ihtimali olduğu gibi,AB-D’nin bölgemizde ve ülkemizde devam eden etkinliği nedeni ile bu ucuz ve kirli yöntemin bugün bile büyük bir tehlike olduğunu gözden uzak tutmamamız gerekir.

Geçmişte AB-D ile bir şekilde ilişkiye girmiş birçok ülkede sonradan ortaya çıkarılmış rezaletler, şu anda da nerede AB-D varsa orada gizli ve kirli bir oyunun yürütüldüğünün en önemli kanıtıdır.

Kanımca ülkemizde haksız yere yapılan derin devlet suçlamalarını bir kenara koyup, meçhul faaliyetlere DERİN STRATEJİK ORTAK yaklaşımı ile bakmamız daha sağlıklı ve daha sonuç alıcı bir yaklaşım olacaktır.
AB-D denen devlet şu an için Irak’ta ortaya çıkan bu yöntemleri kullanarak her türlü caniliği yaparken sözüm ona devletin temiz ellerini de görüntüde pisliğe bulaştırmamakta ve riske girmemektedir.

Pisliğin ortaya çıktığı ve kokunun önlenemediği durumda da,bu özel gözüken kurumlardaki birkaç kişiyi harcayıp işi kapamakta ve kendini masum göstermektedir.

Hatta büyük bir pişkinlikle, suç işleyenlere gerekeni yapan demokrat ve hukuk devleti tavrı ile bizlere de insanlık dersi vermeye çalışmaktadır.

Yetkililerimizden stratejik ortaklığı benimseyen bazıları,geniş tecrübeleri, engin görüş ve ufukları nedeni ile gerçekten bu masala inanmaktadır.

Bir kısmımız da, bireysel veya kurumsal olarak bu kirli oyunlardan birinde canını,malını,çıkarını veya stratejik konumunu kurban etmemek için masala inanır numarası ile ya suskun kalmakta ya da işbirliği yaparak,gerçekte ihaneti oynamaktadır.

Hatta bazıları, inanmaktan da öte masalın bir parçasında rol almayı bile kabullenmektedir.

Kısacası bu kirli oyunları görünürde kim yaparsa yapsın, bu işlerin asıl sahibi özel şirket filan değil, AB-D’nin ta kendisidir.

Dün Hitler’in doğrudan yaptığı katliamı,bugün AB-D daha geniş çapta ama serbest piyasada ihale ederek taşeronlara yaptırmaktadır.

Ülkemizde,yıllardır hepimizi üzen ve yoran PKK ve ILIMLI İSLAM masalının sahibinin de, işbirlikçileri ile birlikte AB-D’ nin ta kendisi olduğu açıkça ortadadır.

Büyük Orta Doğu projesinin küçük bir kesiti olarak yürütülen bu oyunu çok iyi çözmenin ve maskelerini düşürerek AB-D’ ne artık dur, bundan böyle eşit şartlarda yeni bir pazarlık yapmamız gerekir demenin zamanı gelmiş ve de geçmek üzeredir.
( Not : Bu konuda,Ali İhsan GÜRCİHAN’ın 26 Şubat 2007 tarihli ‘ABD SİLAHLARI ve KİRLİ OYUNLAR başlıklı yazısını okumak için tıklayın ([Yalnızca kayıtlı Üyeler Linkleri Görebilirler.] 6374))
[Yalnızca kayıtlı Üyeler Linkleri Görebilirler.]