Orijinalini görmek için tıklayınız : Malatya
BU BÖLÜMDE MALATYA LİNKLERİ, RESİMLER, MALATYA TÜRKÜLERİ (mp3), MALATYALI ÜNLÜLER, MALATYA'NIN DELİLERİ, MEŞHUR ŞEKER HOCAMIZ, MALATYA MUTFAĞI, MALATYA EFSANELERİ, MALATYA BELGESELİ (video) MALATYA İLE İLGİLİ KİTAP TANITIMI VE MALATYA İLE İLGİLİ BİRÇOK KONUYU BULABİLİRSİNİZ.
[Yalnızca kayıtlı Üyeler Linkleri Görebilirler.]
[Yalnızca kayıtlı Üyeler Linkleri Görebilirler.]
Malatyamızdan Resimler
Battalgazi
[Yalnızca kayıtlı Üyeler Linkleri Görebilirler.] d/Battalgazi/battalgazi_001.JPG
Arapgir
[Yalnızca kayıtlı Üyeler Linkleri Görebilirler.] d/Arapgir/01barajaynalisazan.jpg
Arguvan
[Yalnızca kayıtlı Üyeler Linkleri Görebilirler.] d/Arguvan/arguvan_etkinlik_001.jpg
Darende
[Yalnızca kayıtlı Üyeler Linkleri Görebilirler.] d/Darende/darende012.jpg
Doğanşehir
[Yalnızca kayıtlı Üyeler Linkleri Görebilirler.] d/Dogansehir/dogansehir_019.JPG
Doğanyol
[Yalnızca kayıtlı Üyeler Linkleri Görebilirler.] d/Doganyol/doganyol_002.jpg
Hekimhan
[Yalnızca kayıtlı Üyeler Linkleri Görebilirler.] d/Hekimhan/29.jpg
Kale
[Yalnızca kayıtlı Üyeler Linkleri Görebilirler.] d/Kale/kale009.jpg
Kuluncak
[Yalnızca kayıtlı Üyeler Linkleri Görebilirler.] d/Kuluncak/Kuluncak10.JPG
Yazıhan
[Yalnızca kayıtlı Üyeler Linkleri Görebilirler.] d/Yazihan/yazihan_0003.JPG
Yeşilyurt
[Yalnızca kayıtlı Üyeler Linkleri Görebilirler.] d/Yesilyurt/yesilyurt_002.JPG
[Yalnızca kayıtlı Üyeler Linkleri Görebilirler.] d/Yesilyurt/yesilyurt_003.JPG
[Yalnızca kayıtlı Üyeler Linkleri Görebilirler.] d/Yesilyurt/yesilyurt_007.JPG
Yeşilyurt'a biraz iltimas gösterdik malum Şeytandereliyiz [Yalnızca kayıtlı Üyeler Linkleri Görebilirler.]***********/images/smilies/smile.gif
ve şimdi Malatya Merkez
[Yalnızca kayıtlı Üyeler Linkleri Görebilirler.] d/Merkez/merkez01.jpg
[Yalnızca kayıtlı Üyeler Linkleri Görebilirler.] d/Merkez/merkez02.jpg
[Yalnızca kayıtlı Üyeler Linkleri Görebilirler.] d/Merkez/merkez08.jpg
[Yalnızca kayıtlı Üyeler Linkleri Görebilirler.] d/Merkez/merkez10.jpg
[Yalnızca kayıtlı Üyeler Linkleri Görebilirler.] d/Merkez/merkez11.jpg
[Yalnızca kayıtlı Üyeler Linkleri Görebilirler.] d/Merkez/merkez15.jpg
[Yalnızca kayıtlı Üyeler Linkleri Görebilirler.] d/Merkez/merkez14.jpg
[Yalnızca kayıtlı Üyeler Linkleri Görebilirler.] d/Merkez/merkez20.jpg
[Yalnızca kayıtlı Üyeler Linkleri Görebilirler.] d/Merkez/merkez16.jpg
[Yalnızca kayıtlı Üyeler Linkleri Görebilirler.] d/Merkez/merkez24.jpg
[Yalnızca kayıtlı Üyeler Linkleri Görebilirler.] d/Merkez/merkez23.jpg
[Yalnızca kayıtlı Üyeler Linkleri Görebilirler.] d/Merkez/merkez25.jpg
[Yalnızca kayıtlı Üyeler Linkleri Görebilirler.] d/Merkez/merkez26.jpg
[Yalnızca kayıtlı Üyeler Linkleri Görebilirler.] d/Merkez/merkez35.JPG
[Yalnızca kayıtlı Üyeler Linkleri Görebilirler.] d/Merkez/merkez31.jpg
[Yalnızca kayıtlı Üyeler Linkleri Görebilirler.] d/Nemrut/nemrut004.jpg
Malatya Malatya Bulunmaz eşin
Beydağı'ndan doğar ayla güneşin
Al al olmuş kaysı gibi beneklimisin
Derme gibi akışın var 'Kernek'limisin ..
Aman Aman Aman Aman Kerneklimisin
Kerneğe gelmeye yeminlimisin.
Malatyalı Ünlüler
[Yalnızca kayıtlı Üyeler Linkleri Görebilirler.] e7ac524aae27b22ac0de1f13dd9560
[Yalnızca kayıtlı Üyeler Linkleri Görebilirler.] 43571fd011bb4caa40fefd16ba77f0
[Yalnızca kayıtlı Üyeler Linkleri Görebilirler.] ccc3bc0b6c353c6354ebd8de01bec0
[Yalnızca kayıtlı Üyeler Linkleri Görebilirler.] 3bd542b08419ee5d4f92692a14cd40
[Yalnızca kayıtlı Üyeler Linkleri Görebilirler.] e3806b78be3473c0e8a5586f8d95c0
[Yalnızca kayıtlı Üyeler Linkleri Görebilirler.] 2b71bca8fe5b1a2c69973c2b2dc25b0
Kenan Işık
Birçoğunun Resmini Bulamadım Şimdilik İdare Edelim Arkadaşlar İlerde Tamamlarız İnşallah
Turgut Özal
Battalgazi
Ismet Inönü
Kemal Sunal
Niyazi Misri
Hüsnü Dogan
Ilyas Salman
Yusuf Kamil Pasa
Hikmet Tanriverdi
Gani Savata
Yasemin Yalçin
Genç Osman
Erdal Inönü
Kenan Isik
Abdulvahabi Gazi
Recai Kutan
Selahattin Alpay
Örüskülü Ali Efendi
Ahmet Özal
Ahmet Kaya
Hayri Ögüt Baba
Esref Bitlis
Belkis Akkale
Abdullah Cevdet
Emin Cankurtaran
Sabahattin Ali
Eflatun Cem Güney
Korkut Özal
Mehmet Ali Agca
Adnan Sezgin
Raga Oktay
Ömer Lütfü Topal
Oguzhan Asiltürk
Zerrin Özer
Gökan Evliyaoglu
Cemali
Kenan Işık
Turan Emeksiz
Hüseyin Üzmez
Seyfi Oktay
Turan Çevik
Çetin Alp
Ünal Küpeli
Selçuk Ural
Said Çekmegil
Bülent Korkmaz
Oral Çelik
Hüseyin Inan
Mihri Belli
Cüneyt Gökçer
Bülent Çaparoglu
Adem Gürses
Zeki Yavuztürk
Turhan Feyzioglu
Mustafa Necati
Celal Karahan
Zehra Bilir
Selçuk Alagöz
Tülay Özer
Fehmi Gür
Mehmet Sevigen
Kemal Özkan
Udi Nevres
Gülistan Sayin
Defne Sezer
Alev Sayin
Taner Sener
Metin Emiroglu
Ayhan Firat
Necdet Öztorun
Rana Alagöz
Vasfi Riza Zobu
Nazlı Ilıcak
Kemal Yamak
Sair Semsi Belli
Naci Eksi
Tahir Abaci
Arslan Kafaoglu
Önder Firat
Necati Güngör
Orhan Türkdogan
Adnan Baser Kafaoglu
Fahri Kayahan
Galip Demirel
Yüksel Çengel
Sami Kasap
Fahri Kayahan
Abuzer Ugurlu
Kerem Kirçuval
Ibrahim Aksoy
Füsun Önal
Nurettin Soykan
Metin Kaya Çaglayan
Nurettin Güven
Ahmet Yaras
Ercan Vuralhan
Osman Zekai Orhan
Izzettin Dogan
Sahin Özer
Mevlüt Aslanoglu
Necati Çetinkaya
Miraç Akdogan
Fikret Karapekmez
Sitki Arslan
Yasar Canbay
Avukat Ismail Yamak
Teslim Töre
Melike Zobu
Ibrahim Hakki Akin
Mesut Parlak
Okan Merzeci
Mehmet Gültekin
Nevzat Çobanoglu
Gazi Barut
Tarih boyunca önce Danisment Beyligine ardindan da Osmanli Devletine mekanlik eden Malatyada siyasetten sanata birçok ünlü sima dogdu.
Malatya'nin yeni ünlülerinin yanisira, tarih olmus eski ünlüleri de bulunuyor. Bunlarin arasinda Bizanslilarin korkulu rüyasi Seyyid Battal Gazi, Bağdatı Feth Eden Genç Osman ,Osmanli döneminde en uzun sadrazamlik yapmis insan olan Koca Ragip Pasa ve birçok evliya bulunuyor.
BATTAL GAZİ DESTANI ve BATTAL GAZİ DESTANININ (BATTALNAMENİN) ÖZETİ
BATTAL GAZİ DESTANI
Destanlar tarihin bir şey söylemediği tarihsel dönemlerin ışık tutan yegane kaynaklardır. Destanlar adeta milletlerin masallaştırdıkları tarihleri olup, yaşanan sosyal olayların bıraktığı izler zaman içerisinde, halkın muhayyilesi ile yoğrula yoğrula şekillenir. Zaman ve mekan bakımından değişikliğe uğrasa da toplum hayatında yaşananlara ait izleri hep muhafaza ederler. Destanlar ortaya çıktıkları dönemde halk değerleri içerisinde önemli yere sahip; meziyetleri(yiğitlik, mertlik) öne çıkararak , özellikle milletlerin tarihlerindeki “yeni Kuruluş” dönemlerinde hasımlarla yapılan mücadelelerde halkın birbiri ile ve vatanları ile kenetlenmelerine hizmet ederler.
Battal Gazi ve destanı da bu bağlamda yani Anadolu‘nun Türkleştirilmesi ve Müslümanlaştırılması döneminde Bizans’lılarla yapılan mücadelelerin ortaya çıkardığı kahraman ve bu kahramanın yiğitliğini anlatan hikayesidir.
Anadolu’ya Türk akınları 359 yılında Hun akınları ile başlamıştır. VII. Yüzyıl başlarında İslamiyetin doğuşu ile birlikte güçlenen İslam devleti Anadolu’ akınlar yapmaya başlamış, Abbasiler döneminde İslamı seçen Türklerden oluşturulan İslam ordularının Anadolu akınları VIII. Yüzyılın ikinci yarısından itibaren yoğunlaşarak devam etmiştir.
1071 yılına gelinceye kadar Anadolu ‘nun doğu sınırları Müslümanlarla Bizaslılar arasınsa sık sık el değiştiren bölgeler olagelmiştir. Özellikle Tarsus-Malatya doğrultusunda çizilecek hattın kuzey ve güneyi büyük ölçüde devamlı mücadele sahası olan bir bölge idi.[1]
İşte Battal Gazi destanı bu tarihsel bağlamda doğmuştur.
Arap ve Türk edebiyatında özellikle halk romanlarındaki yiğit ve cengâver Battal Gazi ile eski adıyla Akroinon yeni adıyla Seyitgazi kasabasında büyük bir külliyenin içerisinde yatan Abdullah El Battal’ın aynı kişi olup olmadıkları kesin olarak bilinememekle beraber ; Bu büyük destan kahramanının yaşayıp yaşamadığı hakkında her hangi bir münakaşaya lüzum görmüyoruz, zîra hem matbuatta, hem halk şiirinde hem de halk geleneğinde Battal Gazi yaşamış ve yaşamaktadır.[2]
Seyyit Battal Gazi'nin yaşadığı hakkında en küçük bir şüphemiz yoktur. Ancak maceralarının bütünü doğru mudur? Bu soruya şöyle cevap vermekle yetineceğiz: Seyyit Battal Gazi, halk hikayelerinde ve yazarların çeşitli eserlerinde «Fevkal beşer» dediğimiz olağan üstü yetenek ve gücü ile tanıtılmış ve yakınlığı. olan bütün olaylar O'na mal. edilmiştir. Gerek manevi, gerekse maddi yönden O'nun varlığı büyüklüğü ortaya koyulmağa çalışılmıştır. [3]
BATTAL GAZİ DESTANININ (BATTALNAMENİN) ÖZETİ
Bir gün Hz. Muhammed ashabiyle otururken vahy gelmediğinden bahisle güzel mevzulardan konuşulmasını ister. Ashabdan Abdülvehhab, Rum vilayetinden bahseder. O anda gelen vahyde bu vilayetin iki yüzyıl sonra Cafer adında bir yiğit tarafından Müslüman edileceği bildirilir. Hüseyin Gazi, peygamber soyundan bir kişidir. Malatya'ya yerleşmiştir Malatya'nın önde gelen kişilerindendir. Bir oğlu vardır ve adı Cafer'dir.
Hüseyin Gazi, bir av esnasında Rum beylerinden Mihriyayil tarafından hile ile öldürülür. Cafer genç bir delikanlı iken babasının katillerini öldürür ve Serasker olur. Bundan sonra Kayser ordularıyla yapılan iki savaşta Cafer üstün başarılar gösterir ve Malatya beylerinin güvenini kazanır.Kayser, Ahmer komutasındaki bir. başka orduyu Malatya üzerine gönderir. Cafer, Ahmer'le yaptığı ferdi mücadeleyi kazanır. Bunun üzerıne Ahmer, müslüman olur. Kendisine Cafer tarafından «AHMET» ismi verilir. Ahmet de Cafer' e «Battal» ismini verir[4].
Bu an dan itibaren Battal Gazi Bizanslarla girdiği sayısız savaşta gösterdiği kahramanlıklar destansı bir dille anlatılır.
Artık Anadolu’da müslümanlar açısından Bizans tehlikesi bertaraf edilmiş Battal gazi de Medine’ye yerleşmiştir. Ancak Battal Gaziden aman dilemiş Kayser Kanatur, Battala verdiği sözü unutur ve Malatya üzerine ordu gönderir. Ordu şehri yakıp yıkar Battal durumu işitince topladığı ordu ile Kayser ‘le savaşır. Kayser Nesih kalesine saklanır. Battal kaleyi kuşatır. Kale duvarının dibinde dinlenmek amacıyla uzanır ve uyur. Kaleden Battalın uyuduğunu gören Kayser ‘in kızı O’na aşık olur. Gelmekte olan Bizans ordusundan haberdar etmek için bir not yazar ve bu notu taşa sararak O’na atar.Uyandırmak için âşığı tarafından atılan taş Battalın başına değer ve Battalı öldürür. Prenses Battalın öldüğünü görünce kederinden kendi hançeri ile kendini öldürür.
Malatya Mutfağından Köfteler
[Yalnızca kayıtlı Üyeler Linkleri Görebilirler.]
| Yavandan Etli Patatesli Köfte | Yeşil Fasulyeli Ekşili Köfte | Yumru Köfte | Etli Dolma Köfte | Fasulye Yaprağından Domatesli Köfte | Ayva Yaprağından Ekşili Köfte | Fasulye Yaprağından Ekşili Köfte | Sıcak Çiğleme | Elmalı Köfte | Ispanaklı Ekşili Köfte | Kebap | Kiraz Yaprağından Ekşili Köfte | Tiritlı Dolma Köfte | Kabaklı Yoğurtlu Köfte | Sıkma Köfte | Yavandan Etli İçli Köfte | Mercimekli Çiğ Köfte | Patlıcanlı Köfte | Pat Köfte
MALATYA'NIN MEŞHUR ŞEKER HOCASI
Şeker Hoca bir alem hoca: "Peygamberimiz yaşasaydı cipe binerdi,zaten devenin de iyisine binmiş!" diyor.Teravih namazında eli boş gelen kadınlara "Televizyon programlarına börek çörek yapıp gidersiniz,buraya eliniz boş geliyorsunuz!" diye takılıyor.Söylediklerini oya sunuyor,Cuma namazının farzını kıldırıp "Memleketin 330 milyar dolar borcu var,haydi şimdi gidip çalışın!" diye cemaati işlerinin başına gönderiyor.O Malatya'nın ünlü Şeker Camii'nin Şeker Hoca lakaplı imamı Celal Tigen.Basın Yayın Halkla İlişkiler mezunu.Yaşını sorduğumuzda "52 modelim!" diyor.
İşte sorular ve cevaplar:
Cemaatiniz camiden taşıyormuş.Nedir bunun esbab-ı mucizesi?
"Zebanilerden,cehennemde kaynayan kazanlardan,cehennem ateşinde yananlardan bahsetmem.Cami korkutma yeri değil,sevdirme yeridir.Adam camiye zaten dert,ızdırap içinde geliyor.Bir de cehennemden mi bahsedeceğiz?"
Camide promosyon uygulamanız varmış?
"Gelenleri caminin monoton havasından kurtarmak lazım.Camiye gelen çocuklara camiyi sevdirmek gerekir.Onlara sorular soruyorum,bilseler de bilmeseler de şehirler arası bilet,çeyrek,cumhuriyet altını veriyorum."
Camilerde niye devamlı ayakkabılar çalınır?
" Bizde ayakkabılar kaskoludur.Ayakkabısı çalınana ayakkabı alıyorum."
Hep böyle grand tuvalet mi giyersiniz?
"İslam dini cübbe,sarık,takke ve tesbihten ibaret değildir.Peygamberimiz sıcak iklimde yaşadığı için entari giymişti.Kutuplarda yaşasa öyle mi giyecekti?"
Hurafeler ve batıl inançlara niçin bu kadar itibar ediliyor?
"Şİddetle karşıyım.Gidiyorlar türbelere,çaputlar bağlıyorlar, "Al sana göbek,ver bana bebek!" bunlarla uğraşıyorlar.Malatya'da Keşşaf Baba Türbesi var.Bir baktım kadınlar türbenin etrafında neredeyse içki kokteyli yapıyorlar.Yakını içki içen eline viski,şarap,rakı ne varsa mezara getirmiş.Şimdi bu adam kalksa bunları kovalasa haklı değil mi? Bunlar dini takvim yapraklarında,cami diplerinde öğrendikleri için oluyor."
Allah bilir sizin internet siteniz de vardır?
"Cemaate; [Yalnızca kayıtlı Üyeler Linkleri Görebilirler.] ([Yalnızca kayıtlı Üyeler Linkleri Görebilirler.]) 'ye girin,sorular sorun dedim.Cemaat araştırmış."Hocam bulamadık!" dediler.Sitem yok,esri yapmıştım.Ama hazırlıkları yapılıyor,yakında olacak."
Cuma Namazının farzını kıldırıp cemaati gönderdiğiniz oluyormuş,niye?
"Bu memleketin 330 milyar dolar borcu var.Namazın farzını kıldırdıktan sonra; "Haydi şimdi gidin çalışın,memleket düzlüğe çıksın!" diyorum."
Sizden rahatsızlık duyanlar yok mu?
"Neşeli şeyler anlatıyorum diye çok tepki verdiler.Dini preslemişler,monoton hale getirmişler.İslam dini güler yüzlü bir din ama namazı bile somurtarak kılıyoruz."
Şeker Hoca devam ediyor:
"Şeker Camii'ne yalınayak gelinmesini yasakladım.Ayağında mantar,egzama,başka bir hastalık olabilir.İnsanlar o ayakla basılan yere secde ediyorlar.Diyanet İşleri Başkan Yardımcısı'na cemaate galoş giydirelim edim.Henüz alamadım ama 1000 tane alıp koyacağım camiye."
"Bir gün sabah namazı için camiye gelmiştim.Üstünde hırka olan birini gördüm ama çok karanlıktı,tanıyamadım."Kimisiniz?" dedim,"Turgut Özal'ım" dedi.O sırada Başbakandı.Korumalarını atlatıp gelmiş.Annesi Hafize Hanım'la tanıştırıp aile imamları olmamı,dini konularda onları yönlendirmemi ve yılda 5 kere hatim indirmemi istedi."Babam için 5 kere hatim indirmiyorum,ancak bir kere yapabilirim!" dedim."Peki öldükten sonra mezarıma 5 yıl boyunca gelip dua okur musun?" dedi."Ya Amerika'da,Arabistan'da ölürseniz,nasıl geleyim?" dedim,onu da kabul etmedim.Ama 4 yıl boyunca Özal ailesinin aile imamlığını yaptım."
"Bir zaman cami yeni yapıldığı zamanlarda 4 avize gerekiyordu.Halde çalışan birine; "Sen camiye avizeleri getir,ben senin reklamını yapayım!" dedim.Cami doluyken cemaate; "Namazın farzı kaç diye sorsam aranızda bilen olur,bilmeyen olur.Haydi ondan da vazgeçtim,abdestin farzını sorsam onu da bilen olur,bilmeyen olur..Ama kaliteli,ucuz sebze ve meyvenin hal binası No:47 Şahin Topaloğlu'nda satıldığını bilip oraya gidersiniz!" dedim.15 gün sonra avizeleri getirdi."Hocam,gelen giden benim dükkanı soruyor,caminin başka ihtiyacı var mı?" diye sordu."
"Bir ara dünya kupası maçı vardı.Birkaç rütbeli kişi teravih namazını da,maçı da kaçırmak istemiyordu."Hocam ne yapacağız?" diye sordular."Teravihe gelin,hızlı kıldırıp sizi maça yetiştiririm!" dedim.Birkaç rekatı hızlı hızlı kıldırdım.Sonra biraz rolantiye almışım.Maça geciktiler."Hocam ne yaptın?İyi gidiyordun,sonra birden yavaşladın?" dediler."Yahu radara yakalandık! Görmediniz mi,cemaatin arasında Malatya Müftüsü vardı?" dedim"
KAYNAK : Genç Beyin Dergisi / Sayı 46 / Sayfa 60
GELENEK VE GÖRENEKLER
DOĞUM VE ÇOCUKLA İLGİLİ GELENEKLER
Doğum; insan hayatının üç önemli safhasından ilkidir. Doğum-evlenme-ölüm... Bu önemli üç safha etrafında birçok gelenek görenek, adet, töre ve tören oluşturulmuştur.
Evlenen çiftlerin evliliklerinin en geç 1-2 yılında çocukları olması beklentisi vardır. Bu süre içerisinde çocuk olmayınca, özellikle geleneksel kültürde halk hekimliği ilaçlarına dayalı çeşitli çarelere başvurulduğu, ziyartelere, köy ebelerine gidildiği görülür. Bu uygulamaların yanı sıra doktora başvurmalar da artmıştır. Hamile kadına yörede "İki canlı, hamile, yerikli" adları verilir. Hamilelik süresi içerisinde doğacak çocuğun kız mı, oğlan mı olacağını hamilenin yediği yiyecekler, baktığı, dokunduğu vb. ile ilgili olarak birçok uygulama ve inanışlar mevcuttur.
Hamile kadın elma yerse kızı, çok tatlı yerse oğlu olur. Rüyasında boynuna altın takılmışsa kızı, el bileğine altın takılmışsa oğlu olurmuş. Hamilelik döneminde baykuşa, yılana, çirkinlere bakamamaya dikkat edilir. Çünkü, bakıldığında çocuğun bunlara benzemesi inancı hakimdir. Bu dönemde güzel şeylere bakılmaya dikkat edilir. Kırdan toplanan çiğdem destesi bir metre kadar yüksekten atılır, eğer top yere düşerse oğlan, dağılırsa kız olacağı inancı mevcuttur. Kadının aşerme döneminde canının çektiği yiyecekleri temin etmek için ailesi büyük çaba sarfeder. Doğum yaklaştıkça, çocuk için hazırlıklar da yoğunlaşır. Evde beşik donatma, bebek için yorgan, yastık, yatak, giysiler ve bezler hazırlanır. Doğumu yaptıran kadına "ebe" denilir. Çocuğun göbeği kesildikten sonra ya bir cami duvarı dibine, ya da ayak değmeyecek bir yere dua okunarak gömülür.
Yeni doğan çocuk tuzlanır. Bu işlem çocuğun pişmemesi, terlememi ve çiğ kalmasını önler. Yeni doğan çocuk önceleri "öllük" denilen kırmızımsı bir toprak ile belenir. Bu pratik günümüzde ortadan kalkmıştır. Yeni doğum yapmış kadına yörede "loğusa", ya da "Dığasken" adı verilir. Loğusa kadına ilk önce undan hazırlanan ve içerisinde pekmez katılarak yapılan kuymak yedirilir. Bu, özel gün yemeği sayılır.
Doğum yapan kadınla çocuğu, inanışa göre kırk gün dış zararlardan ve tehlikelerden korunur. Kırkgün boyunca yattıkları odanın ışığı söndürülmez. Yastıklarının baş tarafına Kur'an-ı Kerim konulur. İki kırklı kadın birbiriyle karşılaştıklarında iğne değiştirirler ki, kırkları birbirini basmasın. Evde değirmenden un, bulgur Sünnetten bir görünüm
getirildiğinde çocukla kadın birkaç adım dışarı çıkarılır. Yine yakın bir evden cenaze çıkmışsa, kırkı çıkmamış loğusayla çocuğu cenaze oradan götürülürken dışarı çıkarılır. Bu âdetler kırk basmaması için yapılır.
Yine kırk basmaması için "kırklama" yapılır. Çocuğun yıkanacağı suya yirmi ve kırkıncı günde kırk kaşık şu, ya da kırk tane arpa sayılarak atılır. Çocuğun başı üzerinde bir kalburdan su dökülür. Böylece kırk çıkarılır. Kırk çıktıktan sonra çocuk ve anneye zarar verecek etkenler de ortadan kalkmış olur.
Lohusalık döneminde geleneksel kültür içerisinde anne ve çocuğa zararı dokunacağına inanılan "Alkarısı" adını verdikleri saçı başı dağınık, dişleri iri, parmakları çok uzun çirkin bir yaratığın olduğundan da söz edilir. Buna karşın geçmişte annenin ve çocuğun yatağının çevresine kıl ip bırakıldığı, yastığına iğne takıldığı görülmüştür.
Böylece alkırısı denilen mahlûkun zarar veremeyeceği inanışı yaygınken, günümüzdeki bu tür uygulamalar kalkmış olup, yatılan yerin başucuna Kur'an-ı Kerim konulmaktadır.
Yeni doğum yapmış lohusayı ve çocuğunu görmeye gitme âdeti vardır. Bu gidişle birlikte giyim eşyası vb. götürülür. Özellikle ilk doğumda kadının annesi tarafından beşik donatılır.
Çocuğun ilk dişi çıktığında buğday kaynatılarak hedik yapılır. Bazen hedik taneleri bir ipliğe dikilerek bebeğin boynuna takılır. Çağırılan akraba ve komşulara "Diş Hediği" ikram edilir. Çocukluk çağı içerisinde birçok geleneklere dayanan uygulamaların varlığı da dikkati çeker. Doğup yaşamayan çocuklara "Tıpkı" oldu derler ve tıpkı çeşmesi denilen suda yıkarlar. Hekimhan'ın Güzelyurt beldesindeki Tıpkı/Tıpka çeşmesine bu gaye ile gidilir. Konuyla ilgili olarak bir kişi yılanın veya yengecin ağzında bir böcek görürse çocuğu doğup yaşamayanın adını seslice söylediğinde yılan veya yengeç ağzındakini bıraktığında Tıpkı'nın geçeceğine inanılır. Çocuk yürümede geç kalmışsa, iki ayak bileğine ip bağlanır, hızla biri gelerek ayağındaki bu ipi keserek kaçar buna "Duşak Kesme" denilir. Geç konuşan, konuşma güçlüğü olan çocuklar için ziyaretlere gidildiği görülür.
Uyumayan, korkan çocuklara "okutulur"; çocuğa korkularının geçmesi için geleneksel bazı pratikler uygulanır. Nazar değmemesi için kulak memesinin ardına kara çalınır. Omuz başına ya da giysisinin iç tarafına nazarlık takılır. Bebeklik çağındaki sancılarına, kulak ağrılarına ve rahatsızlıklara yönelik uygulamalar günümüzde az da olsa devam etmektedir. Şehirleşmenin hızlandığı yörelerde doktora başvurmalar artmıştır.
SÜNNET VE KİRVELİK GELENEKLERİ
Malatya ve köylerinde dinî vecibeler gereği erkek çocuklarına yapılan sünnet ve geleneksel bir kurum olarak kirvelik önemli bir yer tutar.
Kirvelik: Yerleşik ve kurumlaşmış bu özelliğiyle, çocuğun sünneti ile birlikte ve hatta kirveliğin kurulmasıyla da daha önceden doğarak pekiştirilmiş yakın dostluklar, ilişkiler bütününü oluşturur. Yörede erkek çocuğu sünnette tutan kirve, çocuğun manevi babası sayılır. Bu kişiye kirve, kivre gibi isimler verilir. Kirveliklerin kurulmasında, seçim ve teklifin geleneksel bir yeri vardır. Kirve, çocuğun babasının sevdiği bir dostu, arkadaşı olabilir. Bu teklif geleneğe göre reddedilmez. Kirvelik "Peygamber Dostluğudur" derler. Onun için kirve olmaya karar verenler, kendilerini artık birbirileriyle akraba sayarlar. Çocuklar ise birbirleriyle kardeş sayılır. Bazı yöreler de ise çocuk, kirvenin kızıyla evlenemez. Bu âdetin temelinde çocuğun kanının kirvenin kucağına düşmesi yatar.
Sünnet: Bebeklik çağı ile 11-12 yaşlarına kadar olan dönemde gerçekleştirilir. Düğüne davet ya okuyucu vasıtasıyla, ya da davetiye gönderilerek yapılır. Sünnet düğünleri çalgılı veya çalgısız yapılır. Mevlüd okutulur. Düğüne davet edilenlere yemek verilmesi âdeti yaygındır.
Sünnet olacak çocuğun giysisi kirve ta rafından alınır. Kirve çocuğa altın, saat vb. gibi armağanlar getirir. Çocuğun babası tarafından kirveye halı, elbise vb: gibi armağan verilir. Çocuk otomobille ya da atla gezdirilir. Sünneti, sünnetçi veya sağlık memuru yapar. Son yıllarda doktora yaptırılan sünnetlerde artış görülmektedir. Çocuk sünnet edilirken acıyı fazla duymasın diye ağzına lokum verilir. Bazen de çocuk, eline aldığı bir çiğ yumurtayı şaka olsun diye sünnetçinin kafasına atar. Sünnetten sonra çocuğu ziyarete gelirler, çeşitli armağanlar verirler. Sünnetle birlikte iki kirve ailesi arasındaki dostluk ilişkileri daha da pekiştirilmiş olur. Artık sünnet olan çocuk, geleneğe göre erkekliğe ilk adımı atmış sayılır.
EVLENME ÂDET VE GELENEKLERİ
Evlenme, hayatın üç önemli safhalarından biridir. Bu dönemlerde doğum, evlenme ve ölüm etrafında birçok gelenek, görenek, âdet, töre ve tören oluşturulmuştur. Malatya'da evlenmeler; görücü usûlünün yanı sıra karşılıklı anlaşmaya dayalı olarak gerçekleşmektedir. Bunların dışında "Kaçmak" yoluyla evlenmeler az da olsa olmaktadır.
Görücü usûlünde isteklerin aileye duyurulması ilk basamağı oluşturur. Gençler, evlenme isteklerini direkt olarak babaya açamazlar. İstekler, ya anne vasıtasıyla, ya da başka vasıtalarla duyurulur.
Evlenme yaşı, erkeklerde "18 yaş civarında başlar. Bu yaş genellikle ailenin ekonomik durumu, bazı erken evlendirmeyi gerektiren şartlarda ön plana çıkar. Ortalama evlenme yaşı ise askerlik sonrası başlar. Kızlarda ise önceleri 15-16 yaşlarında evlenme yaygınken, bu yaş sınırı 18-19 yaşa çıkmıştır.
Gençler, evlenme isteklerini duyururken gelenek gereği bazı davranışlarda bulunurlar. Eve geç gelme, bıyık bırakma, huysuz davranışlar gösterme, hastalık bahanesiyle işe-güce gitmeme, pişirilen yemeği beğenmeme gibi davranışların yanı sıra ev eşyası almak, giyimine özen göstermek gibi hareketler sergiler. Genç kızlarda ise bu gibi davranışlara pek rastlanmaz. Davranışları aşikar değil, imalıdır. Hiç olmadık zamanlarda yakınmalar, serzenişler görülür. Evlenme geleneği içerisinde aile tarafından gencin evlendirilmesine kesin karar verilmişse, "Görücü Gezme" ya da bir diğer söylenişle "Kız Bakma" başlar. Evlendirilecek gencin ailesi çocukları için temiz süt emmiş, kendilerine lâyık bir kız bulmak için düğün, nişan komşu gezmeleri, akraba ve tanıdıklarının tavsiyeleri vb. vesilelerle kız beğenirler.
"Kız bakmaya" gitmeden önce tanıdıklar vasıtasıyla el altından kız tarafına haber gönderilir. Kız evine gidildikten sonra, genç kız el öper ve misafirlere kahve ikram eder. Bu ziyaret sırasında kız yakından incelenir. Kızın bir sakatlığı var mı, hamarat mı öğrenilmeye çalışılır. Kızın niyeti yoksa görücülere asık suratlı davranır. Ayakkabılarını dağınık bırakır ve yanlarında pek durmaz. Bu görücü gezmelerinde, kız beğenilmişse durum aile içerisinde tekrar görüşülür, danışılır. Kızı istemeye karar verilir. Kız evine haber gönderilir. Aile kızı vermeye niyetli ise, "Kız evi naz evi" deyiminden hareketle kendilerini naza çekerler. Hele bir danışalım-görüşelim hayırlı ise olur, derler, Neticede kız evine gidiş-gelişler birkaç sefer tekrarlanır. Gün kararlaştırılır. Daha sonra kızı istemeye giderler. Her iki tarafın yakın akrabaları bu istemede hazır bulunurlar. Kız istenirken, oğlan ve kız babasını temsilen birer kişiye vekâlet verilir. Oğlan tarafını temsil eden kişi kızı "Allah'ın emriyle, Peygamberin kavliyle" üç kere ister. Üçüncü tekrarın sonunda, kız babası "Allah yazdıysa bize diyecek söz yok, biz de verdik" diyerek cevaplar. Orada bulunan hoca dua okuyarak "Allah hayırlı eylesin" der. Bu törenin Malatya köylerindeki adına kız isteme, söz kesme veya el öpme adı verilir. Kız istenildikten sonra, köylerde görülen bir âdet ise gencin kulağının çekilmesi ve bahşiş alınması geleneği vardır. Ayrıca, "Süt hakkı" adıyla kızın annesine hediye verme adeti vardır. Söz kesildikten sonra ağız tatlılığı için şerbet ezilerek dağıtılır. Ardından "başlık" görüşülür. Başlığın, yöredeki adı "Galin" dır. Bu gelenek bazı köylerde devam etmektedir. Birçok yerde ise kalkmıştır. Başlık istenen yörelerde babanın isteği orada bulunanların ricasıyla makul bir seviyeye indirilir. Başlık geleneğinin kalktığı yörelerde liste verme geleneği vardır. Bu listeye istenilen ev eşyaları, altın vb. yazılır. Başlık geleneğinin sürdürüldüğü köylerde kaçırma yoluyla yapılan evliliklerde normal durumda alınan başlığın iki katı miktarda "Kan" adı verilen başlık alma geleneği de görülebilmektedir.
Söz kesmenin ardından belirlenen bir günde nişan takılır. Bu törene bazı köylerde göreye gitme, şerbet içme gibi isimler verilir. Nişanda oğlan tarafı bir heybe hazırlar, bir gözüne şirincelik denilen çerez konulur, diğer gözüne ise kız ailesine gömlek ve kumaş gibi hediyeler konulur. Şirincelik, misafirlere dağıtılır. Kız anasına götürülen hediyeye ise, "Ana keteni" denir. Kız, nişanda oğlan tarafının aldığı elbiseleri giyer. Büyük teştlerde şerbet ezilerek dağıtılır. Yüzükler kadınlar tarafından takılır. Nişanlılara para ve altn gibi hediyeler verilir. Bundan sonra erkek tarafı nişanlı kızdan söz ederken "bizimgelin" der. Nişanlılık döneminde gençlerin birbirlerini serbestçe görmeleri hoş karşılanmaz. Bu yasaklama şehirleşmenin başladığı yörelerde zayıflamıştır.
Nişanlılık döneminde kız tarafına dini bayramlarda koç gönderilir. Ayrıca altın, saat, elbiselik gibi hediyeler de götürülür. Bu hediye götürme âdeti erkeğin nişanlısını ziyaretinde de geçerlidir. Nişanlılık dönemi "evli evinde gerektir" düşüncesinden hareketle fazla uzatılmaz.
Nişandan sonra gelen tören düğündür. Düğünler köylerde hasat sonuna rastlar. Şehirlerde ise bahar ve yaz aylarında yapılır. Düğün günü kararlaştırıldıktan sonra kız tarafından da nişanlı kızla beraber 3-4 kişi alınarak şehre düğün pazarlığına gidilir. Geline, eşya, elbise, altın vb. alınır. Bazı köylerde buna "yük" de denilmektedir. Düğünden önce oğlan tarafından aldığı yün ile kız tarafı yatak yapar. Düğün öncesi bir gelenek de "Yolların sağlanması" adı altında kızın amcasına, dayısına ve erkek kardeşine hediye alınarak onların gönüllerini almaktır. Bunlara emmi yolu-dayı yolu denilir. Bu gönül alma işi bir elma götürülerek de para götürülerek de olur.
Düğüne davet; köylerde "okuntu' denilen çağırma şekliyle olur. Okuntu dağıtana bahşiş verilir. Bu adet yerini davetiyelere bırakmıştır. Düğünler önceleri çarşamba ve perşembe günleri yapıldığı gibi Cuma, cumartesi, pazar günleri de yapılmaktadır. Düğünün başladığını belli etmek için oğlan evinin damına Türk bayrağı asılır. Bayrağın asıldığı uzun sopanın ucuna bazı köylerde elma konur. Düğünlerde özellikle köylerde davul-zurna çalgısı bulunur. Düğün sırasında özellikle yörenin seyirlik oyunları oynanır. Şehirde ise davul-zurna yerine orkestra ağırlıktadır. Arapgir ilçesinde klarnet, keman cümbüş vb. çalgılar kullanılmaktadır.
Köylerde; bayraktar, düğün vekili, aşçı, kahveci gibi hizmet grubu misafirlerle ilgilenir. Gelin getirmeye gitmeden önceki gün, kız tarafına "kınacılar" ve "ekmekçiler" gönderilir. Kınada, oyunlar oynanır ve gelin kıza kına yakılır. Kına yakımanda tepsi başlar üzerinde dolaşırken Malatya'nın kına havası olan "Yüksek eyvanlarda bülbüller öter" türküsü söylenir. Gelin kızın önce sağ eline kına yakılır, içerisine bir madeni para konularak dolakla (yazma) sarılır. Sonra diğer eline yakılır. Kınadan bir bölümü oğlan tarafına gönderilir. Kına sırasında "gelin övme" ya da "gelin ağlatma" törenleri yapılır. Bu törenler sırasında çeşitli türküler ve maniler söylenir. Kına gecesinin sabahı oğlan evinde toplanan gelin alayı dağlık yörelerde at ile diğer yörelerde traktör ve otomobil ile gelin almaya giderler. Gelincik adı verilen gelin arabası dikkatle süslenir. Kızın köyüne yaklaşıldığında gelin alayı durdurularak "sapancalık" denilen bahşiş alınır. Ayrıca kız evinin kapısı kapatılarak bahşiş alınır, sonra açılır.
Düğünden üç gün sonra kız tarafı oğlan tarafına tatlı gönderir. Bir hafta sonra gelinle kocası kız tarafını ziyaret ederler. Buna "Haftasına gitmek" adı verilir. Kız tarafı ise onbeş gün sonra karşı tarafı ziyaret eder. Önceleri çok yaygın olarak görülen evin büyüklerine karşı "gelinlik etme" âdeti bugün önemini kaybetmiştir. Gelinlik etmek; kaynana, kayınbaba ve diğer aile büyüklerinin yanında sofraya oturmamak, çok sessiz konuşma gibi davranışlardır.
ÖLÜMLE İLGİLİ ÂDETLER
İnsanoğlu doğar, yaşar ve ölür. Bu dönem içerisinde birçok inanç, âdet ve pratiklerin gelişmiş olduğunu görürüz.
Ölümle ilgili inanç ve uygulamalar ölüm öncesi, ölüm sırası ve ölüm sonrası olmak üzere üç bölümde incelenebilir.
Ölüm Öncesi: Yöredeki halkın inanışlarına göre ölümün habercisi olarak adlandırılan hayvanlarla ilgili düşünceler bulunmaktadır. Bunlar; köpeğin gereksiz yere uzun uzun uluması, evin damına baykuşun kaçıp ötmesi. Bu gibi durumlar bir kara haberin geleceğine ve ölü olacağına yorumlanır. Ölüme yorumlanabilecek rüyalar da vardır: Önceden ölen bir yakınının kendisini de yanma çağırması, rüyasında evin orta direğinin yıkılması, evin bir yanının yıkılarak göçmesi, gibi rüyalar ölüme yorumlanır. Hastanın öleceği düşüncesi şu belirtilerle anlaşılır: Gözleri kayar ve soğur, burnu çöker, nefes alıp vermede hırıltı olur, daha önceden ölen bir kimsenin kendisini çağırdığını söyler, gurbette olan çocukları varsa onları sayıklar, su ister, yanındakilerden helallik alır, ağzına köpük yığılır.
Ölüm Sırası:
Bir kişinin öldüğü, vücudunun hareketsiz ve kaskatı kesilmesinden, göğüs kafesinin inip kalkmasından, bakışlarından ve vücudunun soğumasından anlaşılır. Ayrıca, şu pratiklere de başvurulur, Ağzına ayna tutulur, Aynada buharlaşma olursa yaşadığı, yoksa öldüğü anlaşılır. Ayrıca nabzına da bakılır. Ölüm haberi çabuk duyulur, derler. Yakın çevrelerine ya telefon edilerek, haberci gönderilerek ya da camiden duyuruda bulunulur. Öldüğü anlaşılır anlaşılmaz çenesi çekilir ve bağlanır. Gözleri açıksa kapatılır. Elleri yanlara getirilir, ayak başparmak uçları bir iplikle bağlanır. Gözü açık ölmüşse bir beklediği var düşüncesiyle ve gözü arkada kalmasın duygusuyla elle sıvazlanarak kapatılır. Temiz bir yatağa alınır, buna 'rahat döşeği' denilir. Ölen kişinin üzerindeki giysiler yırtılarak çıkarılır. Bu giysilere ölünün soykası da denildiği olur. Yatakta sağ yanı kıbleye gelecek biçimde bırakılan ölünün üzerine çarşaf serilir. Bazen karnının üzerine, şişmemesi için bir bıçak veya makas konulur. Yatağın etrafında halka biçiminde oturularak beklenir.
Yakınları tarafından kefen hazırlanır. Kara kazanda su ısıtılır. Ölü evinin pencereleri açılarak havalandırılır. Bu arada ölenin giysileri, yatak ve yorganı bir kadın tarafından yıkanır. Bu kadına birkaç kalıp sabun verilir. Akşam gün batımına yakın zamanda cenaze defnedilmez. İnanışa göre, gün batımından sonra yer mühürlüdür, kimseyi kabul etmez inancı hakimdir. Ertesi sabah defnedilir. Bu beklemenin bir amacı da uzaktaki yakınlarının gelmesi içindir. Erkek cenazesini erkekler, kadın cenazesini kadınlar yıkar. Abdesti aldırılır. Yıkama işi "Teneşir" denilen bir tahta kerevet üzerinde yapılır. Ölen kişi nişanlı veya yeni gelin ise yanma gelinliğinin konulduğu, saçının ardına kına yakıldığı da olur. Saçları örülür veya boynuna dolanır. Kefenlenen cenaze çam veya kavak ağacından yapılmış kapaklı tabuta veya "Salaca" denen dört kollu tabuta konur. Ölen kadın ise tabutun üzerine yazması atılır. Erkek ise giysisi çoğu zaman konulmaz, üzerine bir örtü atılır. 3-4 aylık çocuklar bir kişinin kolları arasında mezara götürülür. Yıkama işlemi bittikten sonra bazı yörelerde kazan ters çevrilir. Gece orada ışık yakılır.
Cenaze yıkandıktan sonra bekletilmeden mezara götürülme işlemi başlar. Kadının mezarı göğüs hizası yüksekliği kadar, erkek mezarı göbek hizası yüksekliği kadar derinlikte eşilir. Eşilen mezarda başkasına ait kemik çıkmışsa bunlar bir köşeye toplanır. Bazı yörelerde âdet gereği mezara madeni para atılır. (Böylece inanışa göre o yer alınmış sayılır) Cenaze namazı kılındıktan sonra mezara indirilir. Mezar, oradakiler tarafından hızlı bir şekilde toprak atılarak kapatılır. Kapatma işlemi bittikten sonra üzerine su dökülür. Bu inanış bazı yörelerde sorgusunun ve sualinin çabuk ve kolay verilmesi içindir. Mezarın yanında gün batınımdan sonra ateş yakmak geleneği yaygındır. Bunun amacı yabani hayvanlar tarafından cenazeye zarar gelmemesi içindir.
Mezar Sonrası Yapılan İşlemler: Mezar dönüşü cenaze evine gelinir ve Kur'an okutulur. Kadınlar tarafından ağıtlar yakılır. Yaygın bir gelenek olarak, ölen kimse kadın ise sağlığında komşularından ödünç bir şeyler almıştır ve hakkı geçmesin düşüncesinden hareketle kadınlara sabun, iplik gibi şeyler dağıtılır.
Daha önceleri mezar dönüşü cenaze çıkan ev tarafından bir yemek verme âdeti vardı. Bazı köylerde bu, bugün de devam etmektedir. Ölü evinde üç gün ile yedi gün arası yemek yapılmaz, komşular tarafından getirilir. Ölü sahipleri, ikinci günün sabahı mezarı ziyaret ederler. Ölü çıkan eve komşu, tanıdık, akraba gelerek başsağlığı diler. Cenaze çıkan evin erkekleri en az bir hafta sakal traşı olmazlar. Kadınlar ise alınlarını siyah veya beyaz bir yazma ile bağlarlar. Ölümün üçüncü ya da yedinci günü ölü evi yemek yaparak mevlüd okutur. Helva dağıtılır ve yemeğe köyün tamamı katılır. Üçüncü günü ile kırkıncı günü arası hatim indirilir. İnanışa göre elliikinci günde et kemikten ayrılır. Bu günün akşamı Kur'an okutulduğu görülür. Ölümden sonra gelen Ramazan ve Kurban Bayramı ölen kişinin "İlk Yas Bayramı"dır. Köylerde bayramlaşma ilk önce bu evlere ve hasta olanlara gidilerek yapılır. İlk yas bayramında mezara gidilerek şeker, leblebi gibi yiyecekler dağıtılır.
ÖLÜ-ÖLÜM-MEZARLIKLA İLGİLİ İNANIŞLAR
1- Mezarlık, parmakla işaret edilerek gösterilmez, unutularak gösterildiğinde parmak ısırılır.
2- Gece sakız çiğneyene "Ölü eti çiğniyorsun" diye müdahale edilir.
3- Mezardaki ölünün canına batar düşüncesiyle gece şiş ile çorap örülmez.
4- Mezar ziyaretinde ağlayıp kendini kaybedenlerin başı üzerine toprak serpilir.
Malatya Tarihi
Malatya çevresinin çok eskiden beri bir yerleşme alanı olduğu bilinir. Malatya ovasında eski yerleşmeleri belirten birtakım yığma tepelere (höyük) ve megalitik kalıntılara rastlanır. Başlıca yerleşmeler, ovada tabii su deposu olan güneydeki dağların eteğinden uzaklaşmadı ve şehir birkaç defa yer değiştirdiği halde, bütün tarih devirleri boyunca, adını hemen hemen değiştirmedi. Şehrin ilk kuruluş yeri bugünkü Malatya’nın 4km. kuzeydoğusundaki Orduzu (Bahçebaşı) kasabası toprakları içinde yer alan Aslantepe höyüğüdür. Son yıllarda İtalyan arkeologları tarafından bu bölgede sistemli araştırmalar yapıldı ve şehrin eski tarihini aydınlatan önemli belgeler ele geçti. Aslantepe’de yapılan kazılarda, Neolitik çağda yerleşilmiş olan bu höyüğün üst kısımlarında M.Ö. XIII. yy.da yapılan bir Hitit sarayı ile daha sonra Asurlu bir valiye ait sarayın kalıntıları ortaya çıktı. Arkeolog L. Delaporte, burdaki Hitit şehrinin adını Maldiya şeklinde tespit etti.; bu ad Asur veya Urartu belgelerinde Milidya, Melid, Melidi ve Meliddu biçimlerinde geçer. Yüzyıllarca sonra bu eski yerleşmenin yerini alacak Roma şehrine de Melita (veya Melitine) adı verildi; bu adı da müslüman devrinin Malatya’sı izledi. Adın anlamı bilinmemekle birlikte, Hitit kuruluşları arasında Malazia ve Malita gibi adlara rastlanır, Aslantepe’de kurulan Hitit şehrinin çok daha eski bir neolitik yerleşmenin yerini aldığı anlaşılmaktadır. Aslantepe adının da, burada ele geçen ve 1895’te yayımlanan bir aslan avı sahnesini gösteren kabartma resimle ilgili olduğu sanılır. M.Ö.XII. yy. başına kadar Büyük Hitit devleti toprakları içinde bulunan şehir, bu devletin M.Ö. 1190’a doğru ortadan kalkmasıyla, küçük bir devlete başkent oldu; M.Ö. 1114’e doğru Asur hükümdarı Tiglatpleser I tarafından vergiye bağlandı. M.Ö. 1115-675 yılları arasında geçen 440 yıl içinde Malatya’da 23 hükümdar adı tespit edildi. “Dana ayağı şehri” diye de tanımlanan Malatya, bir süre Kargamış krallığına bağlı kaldı, sonra tekrar Asurlulara vergi verdi; bundan sonra M.Ö. 800 yıllarına doğru Urartu (Haldi) devleti, M.Ö. 722’ye doğru Asur hükümdarı Sargon II’nin eline geçerek halkı başka yere sürüldü ve onların yerine Basra körfezi taraflarından esir alınan halk yerleştirildi; ayrıca burada bir Asur sarayı yaptırıldı. VII. yy.da, Asur devleti yıkıldığı sırada, halkının ova içinde başka yerleşme noktalarına dağıldığı anlaşılır. Bununla birlikte M.S. I. yy.a doğru burada kurulan Roma askeri kamp şehrine hemen aynı adı verilmiş olması, eski şehrin adının unutulmadığını gösterir. Roma şehrine, yörenin adı olan Melitene ismi verildi. Romalılar, şehirlerini Hitit şehrinin 4 km. kuzeyinde, ondan 100m. kadar alçakta ova içinde kurararak surlarla çevirdiler. Bu şehir bugün Eski Malatya (Battalgazi) adıyla tanınan, ilçe merkezi, küçük bir kasaba durumundadır. İmparator Titus devrinde (I. yy.), bir Roma lejyonuna kamp olan Melitine, Trajanus (98-117) döneminde büyüdü, şehir haline geldi; Diocletianus (284-305) zamanında önemi arttı; İmparator Constantinus tarafından yaptırılan surlar 532’de Bizans imparatoru Justinianus tarafından bitirildi ve kale-şehir, imparatorluğun doğu sınırları yakınında büyük önem kazandı. Malatya, Sasani imparatorluğunun saldırılarına uğradı, VII. yy.da, İslam orduları Malatya çevresinde göründü. Nitekim İslam kumandanı İyaz bin Ganim, Şimşat’ta (Şamşat) bulunduğu sırada Habib ibni Mesleme’yi göndererek Malatya’yı ele geçirdi; fakat Bizanslılar şehri geri aldılar. Muaviye, Suriye ve Elcezire valisi olunca, Habib, ani bir saldırıyla Malatya’yı alarak (657-658), şehre bir süvari bölüğü bıraktı ve bir vali tayin etti; öte yandan Muaviye, Anadolu seferi sırasında Malatya’ya gelerek buradaki muhafız sayısını arttırdı. Bu suretle Malatya, Anadolu’ya karşı yapılan yaz seferlerinin genel karargahlarından biri durumuna geldi. Bununla birlikte halife Abdülmelik ve Abdullah bin Zübeyr zamanında iç karışıklıklar çıkınca, halk şehri bıraktı; bundan yararlanan Rumlar burayı ele geçirerek tahrip ettiler. Daha sonra Malatya’ya Ermeniler ve aramca konuşan köylüler (Nabatiler) yerleştiler (712). Bu suretle şehrin nüfusu arttı ve müslümanlarla ilgisi kuvvetlendi. Nitekim Halife Ömer, İbni Ali, daha önce şehri terketmiş olan Turanda (Darende) halkını Malatya’ya yerleştirdi ve Beni Amir kabilesinden Cenana bin el Haris’i buraya vali tayin etti. 740-741 yılında Bizans generali Aşkivaş kumandasındaki bir ordu ile Malatya üstüne yürüyerek, şehri ve yakınlarını yağmaladı. Malatya halkı şehrin kapılarını kapatarak El-Rusafe’de bulunan Halife Hişam’a bir haberci yolladı. Kısa bir süre sonra Bizanslılar çekildiler. Hişam, bir süvari birliği gönderdi, kendisi de Bizanslıların üstüne yürüdü ve tahrip edilen şehir onarılıncaya kadar M alatya önünde karargah kurdu. 750-751’de İmparator Konstantinos VI, Kopronymos, Ebu Müslim Horasani’nin Emevileri şiddetle takip ettiği bir sırada, fırsattan faydalanarak, Kemah gibi Malatya üstüne de yürüdü. Halkın Elcezire’den yardım istemesi bir yarar sağlamadı. Durumu öğrenen imparator, şehrin boşaltılmasını istedi. Halk sonunda çaresiz kalarak boyun eğdi ve taşıyabildiği yükü yanında götürerek Elcezire’ye çekildi. Bunun üstüne imparator şehri yıktı. 756’da Abbasi halifesi Mansur devrinde Salih bin Ali bin Abdullah, Konstantinos’un kumanda ettiği 100.000 kişilik bir Bizans ordusunu yenerek Malatya’yı geri aldı. Bunu izleyen aylarda Halife, yeğeni imam Abdül Vahhab bin İbrahim’i Elcezire ve hudut valisi tayin etti. İmam 758’de yanında Hasan bin Kahtaba ve 70.000 asker olduğu halde buraya geldi; harap şehrin önünde karargah kurarak, getirdiği işçi ve duvarcılara Malatya’yı yeniden kurdurdu; bir cami ile askerleri için büyük kışlalar yaptırdı. 6 ay sonra şehrin yeniden kurulması tamamlandı. Mansur, Malatya’ya 4.000 asker yerleştirerek bunlara yüksek ücret ve geniş tımarlar verdi. 759’da, Muhammed bin İbrahim, şehri Bizanslılardan korumak üzere, bir orduyla Malatya’ya geldi ve şehrin güvenliğini sağladı, göç edenler geriye döndüler. Girişilen bir Bizans saldırısı Halife Harun-ür-Reşid tarafından püskürtüldü. Memun zamanında, oğlu Elcezire valisi Abbas, Malatya’yı üs olarak kullanarak Bizanslılara karşı harekete geçti. 837 yazında Bizans imparatoru Theophilos Ermenilere karşı açtığı seferde Malatya’yı yağma ve tahrip ettirdi; dönüşte halkını esir olarak götürdü. Ertesi sene El-Mutasım zamanında Malatya halkı, Afşin, emir Ömer bin Abdullah el-Akta ve 10.000 Türkün yardımıyla birlikte hareket ederek imparator Theophilos’un kuvvetlerini Dazimon kalesi yakınında yendi. Fakat Bizanslılar 841’de Malatya havalisini aldılarsa da kalesini elde edemediler.
Nitekim IX. yy.ın ortalarına doğru Malatya’nın batı ve kuzeyindeki büyük kısmına yerleşen Hıristiyanlıkta ayrı bir mezhebe bağlı Pavlikiyanlar, Bizansa karşı isyan ettikleri zaman, Malatya emiri Ömer el-Akta onları korudu ve bunların reislerine, bu bölge Argavan, Divriği ve Amara gibi yeni kaleler kurdurdu. Bunu izleyen yıllarda yapılan mücadeleler sonunda Ömer el-Akta bütün ordusuyla Merc el-Uskuf’ta (Uskuf çayırı) Bizanslılar tarafından öldürüldü. Bunun üstüne imparator Basileios I, Tephrike ve Turanda (Darende) üstüne yürüdü; Zibatra ve Sumeysat’ı yol ederek bugünkü Çirmikli suyunda karargah kurdu; fakat Malatya’yı ele geçiremedi; kuşatma sırasında ordusu büyük kayıplara uğradı. 916-917’de Malatya emiri Munis, buradan hareket ederek, Kappadokia’ya (Kayseri, Sivas) doğru bir akın yaptı. 926-927’de Bizanslılar karşı harekete geçtiler. Ermeni aslından Domestikos Joannes Kurkuas kumandasındaki kuvvetlerle Malatya topraklarına girerek, şehrin surlarına yaklaştılar; geçtikleri yerleri yakıp yıkarak Şimşat’a (Şamşat) kadar ilerlediler. Şehrin emiri, oğlu Ebu Hafs’ı ve kumandan Ebul Eşas’ı Kurkuas’a göndererek, imparatora bağlılığını bildirdi. Kurkuas, Malatya ve Sumaysat havalisini Ermeni reisi Meleh’e verdi; fakat Meleh, Musul Hemedanı emiri Nasırüddevle’nin amcası Saidüddevle tarafından buradan atıldı. Öte yandan 934’te Ebu Hafs ile Ebul Eşas’ın ölümlerinden sonra Kurkuas ve Meleh, çift sur ve su dolu hendekle korunan Malatya önünde göründüler. Açlıktan korkan şehir halkı Malatya’nın teslimi için bunlarla görüşürken, Rumlar, hileyle kuzey kapısından şehre girdiler ve burayı 19 mayıs 934’te işgal ettiler, halk şehri terk etti; surlar yıkıldı ve böylece şehir her türlü saldırıya açık bir duruma geldi. Daha sonraki yıllarda Hemedan emiri Seyfüddevle birkaç kere Malatya topraklarını istila etti. 932’de yapılan yeni Hemedan akınlarıyla bölge tahrip edildi.
İmparator Nikephoros Phokas, Suriye ve Yukarı Elcezire’yi alınca, harap ve savunmasız kalan şehri yeniden iskan etmek istedi. Ancak, Bizanslılar, arap akınlarından çekindikleri için buna razı olmadılar. Bunun üstüne, imparator Suriye’den hıristiyan mezhebinden olan Yakubileri getirmeye karar verdi ve patrik Mar Yohannan Sarigta’ya Malatya ve çevresine yerleşecek Yakubilerin rahatsız edilmeyeceklerini bildirdi. Bunun üstüne şehirde nüfus arttı (969); zamanla sayısı çoğalan manastırlar kuruldu; 1100’e doğru Malatya ve çevresinde 53 kilise ve 60.000 hıristiyan olduğu bilinmektedir. Fakat imparator Nikephoros Phokas sözünde durmadı. Bu durum Yakubileri yavaş yavaş Araplara yaklaştırdı. İmparator Joannes Tzimiskes, Nisaybin’e yaptığı seferde Malatya yakınından Fırat ırmağına geçti (927). Bu sırada isyan eden Bardas Skleros, Malatya’yı ele geçirdi; şehri imparator adına yöneten Strategos’u esir aldı ve kendisini basileus ilan etti. Daha sonra Bardas Skleros, 7 yıl Dicle üzerindeki adalardan birinde esir olarak kaldıysa da sonunda kaçtı ve Bedevilerin yardımıyla, Malatya’ya geldi. 987’de şehrin valisini esir aldı ve yeniden kendisini basileus ilan etti. Fakat geçerken Skleros, geleceğin imparatoru Bardas Phokas, 14 eylül 987’de Malatya’dan 1008’de Hamdanilerden Ebul Heyca, Mirdasilerden Mansur Lulu’nun önünden kaçarak Malatya’ya sığındı ve imparator tarafından buraya vali tayin edildi.
Malatya, Bizans hakimiyetindeyken şehir Türk akınlarına maruz kaldı. Türkler ilk defa 1058’de şehir civarında göründüler; halk bunlardan kaçarak, yakındaki dağlara sığındı, 3.000 kişiden kurulu Türk kuvvetleri, emir Ebu Dinar kumandasında 10 gün süreyle şehir ve civarını yağmaladı. Fakat dönüşleri sırasında Sasun bölgesi halkı tarafından pusuya düşürülerek yok edildi. Türkler, imparator İsaak I (1057-1059) zamanında yeniden Malatya’ya girdiler ve halkını esir ederek götürdüler. Bunun üstüne İsaak’ın yerine geçen Konstantinos Dukas X, 1060’ta (veya 1061) Malatya’nın iki sur ve hendeğini yeniden yaptırdı ve İstanbul’da oturan Malatya ileri gelenlerinden bir kısmını doğdukları şehre dönmelerini sağladı. Çok kısa bir zamanda şehir yeniden onarıldı. Ancak sürekli saldırılar yapan Türkler, burada büyük bir direnme görmediler; Malatya etrafında karargah kuran ordular, başıbozuk kuvvetlerle Türkler üzerine yürümek için, Fırat’ı geçmekten çekindiler. Bununla beraber Türkler, şehri kuşatmadılar ve Kayseri’ye yürüyerek burayı aldılar. Romados Diogenes IV, 1068’de Selçuklulara karşı harekete geçince, sınırları, Türk kumandanı Afşin’in akınlarından korumak üzere Malatya’ya bir kumandan gönderdi; aynı yıl, Flafatos kuvvetleriyle Suriye sınırında kendisine geçici bir devlet kurdu ve Malatya’ya Hetomoğlu Thoros’u vali olarak tayin etti. Thoros’dan sonra ermeni Hareb, Balatianos (Valentianus) ve rum Gabriel, Bizanslıların Türklere uzun süre dayanamayacaklarını anlayınca, Malatya üstündeki hakimiyetini önce halifeye onaylattı, sonra türlü hilelere başvurarak, Türk kuvvetlerini Malatya’dan uzaklaştırdı ve daha sonra bu kuvvetler Malatya’yı kuşatınca, Sivas’a hakim olan Danişmendoğlu Gümüştigin’e başvurdu; onun yardımıyla Türklerle barıştı. Anadolu Selçuklu Sultanı Kılıç Arslan I, Malatya’yı ilk defa 1100’de kuşattı; fakat kızı Morfia’yı Urfa kontu Baudouin ile evlendiren Gabriel’in, Frankları yardıma çağırması üstüne geri çekildi. Daha sonra Gümüştigin şehrin çevresini yağmaladı. Bunun üstüne Antakya hükümdarı Mohemond, yeğeni Riccordo ve bir süvari kuvvetiyle harekete geçti, fakat Maraş yakınında tuzağa düşürülerek esir alındı ve Niksar’a (veya Sivas) gönderildi (1100). Fakat Urfa hakimi Baudouin’i yardımına çağırdı. Baudouin Malatya’yı kuşatmadan kurtardı ve üç gün süre ile Gümüştigin’i izledi. Urfa’ya dönerken uğradığı Malatya’yı Gabriel kendisine teslim etti, o da, şehri korumak için, buraya 50 süvari bıraktı. Bununla beraber Gümüştigin aynı senenin sonbaharında halkın isteğine uyarak yine Malatya önlerine geldi; halkın Gabriel’i teslim etmesi üstüne Malatya’ya girdi (18 eylül 1101). Böylece Malatya’da Danişmendli hakimiyeti başladı. İmparator Aleksis Kommenos’un isteği üzerine Gümüştigin, Malatya’ya getirdiği Bohemond’u 100.000 dinar karşılığında serbest bıraktı (1103). Gümüştigin, Malatya’yı aldıktan 2 yıl sonra öldü (1103-1104). Yerine oğlu Yağıbasan geçti. Bunun zamanında Anadolu Selçuklu Sultanı Kılıç Arslan, 28 haziranda kuşattığı Malatya’ya hakim oldu (2 eylül 1106). Fakat bir yıl sonra Tutuş’a mağlup olarak Habur nehrinde ölünce, en küçük oğlu Tuğrul Arslan, Malatya’da onun yerini aldı. Kılıç Arslan’ın öteki oğulları arasındaki mücadeleler sırasında Mesud, Malatya’ya kaçtı. Bu sırada Bohemond, Ceyhan ırmağının yukarısındaki Elbistan ve Malatya çevresini ele geçirdi. Fakat 1111’de Malatya sultanının atabeki Belek, Ceyhan üzerindeki araziyi ondan geri aldı. Kılıç Arslan’ın dul eşi Belek ile evlenmek üzere, 1113’te Malatya’dan ayrıldı, fakat Büyük Selçuklu Sultanının oğlu tarafından yakalandı. 15 mart 1118’de Kemah ve Erzincan emiri Mengücek Gazi, Malatya çevresini yağmaladı. Bunun üstüne genç hükümdarın annesi Urfa’daki Joscelin’den yardım istedi. Ertesi yıl Tuğrul Arslan, Danişmendli Gazi ve Bizanslıları yenen Belek’in yardımlarıyla Ceyhan üzerindeki toprakları ve Elbistan’ı aldı. Belek, Manbic önünde ölünce de Gerger’i eline geçirdi. Bir süre sonra Danişmend Gazi, damadı Selçuklu Sultanı Mesud ile birlikte Malatya üstüne yürüyerek şehri kuşattı (1124); halkın yardımıyla Malatya’ya girdi. Bu hükümdar devrinde Malatya barış içinde yaşadı. 1135’te yerine oğlu Melik Muhammed geçti; fakat kısa bir süre sonra Bizans imparatorunun yaklaştığını haber alarak, şehri bıraktı. Joannis Kommenos II, Suriye’ye kadar ilerlediği sırada, Selçuklu Sultanı Mesud, Kilikya’ya saldırarak esir aldığı Adana halkını Malatya’ya gönderdi. 1139’da Melik Muhammed de Kilikya seferine çıktı. Ölümünden sonra Zünnun onun yerine geçti. Bunun üstüne kardeşi Aynüddevle, Malatya’yı kuşattı; şehirdeki Türk muhafızlar; Bureydiye kapısını açarak Malatya’yı ona teslim ettiler. Bundan sonra Selçuklu Sultanı Mesud, Aynüddevle’nin kendisine bağlanmaması üstüne Malatya’yı iki kere kuşattı fakat alamadı (1143-1144). Aynüddevle ölünce (12 haziran 1152) yerine oğlu Zulkarneyn geçti. Ancak çok küçük yaşta olduğundan önceleri annesi onun yerine saltanat sürdü; bir süre sonra genç hükümdarı öldürmek istediği için, şehirden çıkarıldı. Bunu bahane eden Mesud, yeniden şehri ele geçirmek istedi (24 temmuz 1152); başaramadı. 1162’de Zulkarneyn’in yerine küçük yaştaki oğlu Nasırüddin Muhammed geçti. Eğlenceye düşkünlüğü sebebiyle halkın gözünden düştüğü için Malatya’yı bırakmak zorunda kaldı (1170). Kardeşi Ebulkasım onun yerini aldı. 1172’de ölünce yerine küçük kardeşi Feridun geçti. Durumu haber alan Selçuklu Sultanı Kılıç Arslan II, Malatya üstüne yürüdü; önce şehri alamadı fakat Feridun, kardeşi Muhammed tarafından öldürülünce dört ay süren bir kuşatma sonunda şehre girdi (1178). Şehrin iki surunu onarttı (1181). 1185’te devlete bağlı olmayan Türkmenler Malatya topraklarına saldırdılar. Bir süre sonra Kılıç Arslan ülkeyi oğulları arasında bölerken Malatya’yı oğlu Muizzüddin Kayserşah’a verdiyse de sonradan diğer oğlu Kutbüddin Melikşah’a bırakmak zorunda kaldı. Salahaddin Eyyubi’den destek gören Muizzüddin Malatya hakimi oldu. 1200’de kardeşi Tokat hakimi Rukneddin Süleyman, Malatya’yı Muizzüddin’in elinden aldı. Bundan sonra Malatya Selçuklu Sultanlarının elinde kaldı. Alaeddin Keykubat I zamanında (1231) Moğollar, Malatya yakınındaki Fırat ırmağına kadar ilerlediler. Alaeddin, Malatya’dan 100.000 kişilik bir ordu toplayarak, Hisn Ziyad’ı aldı. Gıyaseddin Keyhüsrev II zamanında Selçuklulardan ayrılan Harizmliler Malatya’ya saldırdıkları gibi, 1241’de Baba İshak’ı Horasani’nin başında bulunduğu Türkmenler şehri yağmalamak istediler (1241). Gıyaseddin Keyhüsrev II’nin Kösedağ savaşında Moğollara yenilmesi (1243), Malatya’nın zararına oldu. Şehrin subaşısı Reşidüddin, Selçuklu hazinelerini yağmaladı, şehrin ilerigelenleri Haleb’e çekildiler. Moğollar şehri sardılar.
Selçuklu Devletinin Hulagu tarafından kardeşler arasında bölünmesi üstüne, önce İzzeddin Keykavus II, Malatya’da hüküm sürdü; sonra yerine Rükneddin Kılıç Arslan IV geçti. İzzeddin asker toplamaları için Malatya bölgesine adamlar gönderdi (1257); fakat şehirliler adamlarını Moğolların korkusundan kabul etmediler. Abaka zamanında (1265-1282) yapılan yeni bir bölünme sonunda Malatya, Gıyaseddin Mesud II’nin hissesine düştü. Cimri olayı (1277) sırasında Malatya bölgesinde bulunan Germiyan Türkmenleri Kütahya bölgesine geldiler. Memluklar Malatya’yı almak üzere birçok teşebbüste bulundular. 1316’da Melikünnasır Muhammed zamanında Malatya önüne gelen bir Memluk ordusu şehri alarak tahrip etti. Bundan sonra Malatya Memlukların bir uç kalesi oldu. Ancak Dulkadıroğulları Elbistan dolaylarında kuvvet kazanınca Memluklu hakimiyeti etkisini kaybetti. Osmanlılar, Yıldırım Beyazıd zamanında etki alanlarını Doğu’ya kaydırdıkları sırada Malatya, Akkoyunlular, Memluklar ve Osmanlılar arasında birçok savaşa yolaçtı. Sivas ve Kayseri hakimi kadı Burhaneddin Ahmed, Amasya beyi Şadgeldi Ahmed Bey ve onun yardımına gelen Yıldırım Beyazıd yüzünden Malatya’ya kaçtı, fakat Divriği yakınlarındaki Karayel’de Akkoyunlu hükümdarı Karayölük Osman Bey tarafından öldürülünce (1398) Yıldırım Beyazıd, kadı Burhaneddin’in topraklarına sahip çıktığı gibi Malatya üstünde de hak ileri sürdü. Malatya’yı korumak isteyen Dulkadıroğlu Suli Bey, kızı Emine hatunu, Yıldırım Beyazıd’ın oğlu Şeyhzade Süleyman ile nişanlayarak Osmanlılar tarafına geçti. Memluk sultanı Berkuk, bu olay üstüne Suli Bey’i öldürterek Malatya’yı Sadaka Bey’e verdi. Suli Bey’in yeğeni Nasırüddin Mehmed Bey, Yıldırım Beyazıd’a başvurarak kendisine yardım edilirse Osmanlılara bağlanacağını bildirdi. Bunun üstüne Yıldırım Beyazıd, Berkuk’un ölümünden ve yerine Ferec’in geçmesinden yararlanarak Dulkadırlılar üstüne yürüdü ve Memluklu emiri Çakmak’tan Malatya’yı aldı (1399). Ancak Osmanlıların şehirdeki hakimiyeti bir yıl kadar sürdü. Timur Malatya’yı Osmanlılardan aldı (1401). Yıldırım Beyazıd’a haber göndererek Osmanlılara sığınan Sultan Ahmed Celayir ile Karayusuf’a karşı şehrin geri verilebileceğini bildirdi. Yıldırım Beyazıd bu isteği kabul etmedi; fakat Ankara’da yenildi (1402). Dulkadırlılar, Timur’un Anadolu’dan gitmesinden sonra, Memluklar döneminde Malatya’ya hakim oldular. Ancak, Memluklar bu şehre ayrı bir önem verdiklerinden vali göndermekten de geri kalmadılar. Bu yüzden Dulkadırlılarla araları açıldı. Nitekim Beyazıd II devrinde Çukurova’da yapılan Osmanlı-Memluk savaşları sırasında (1485-1491), Dulkadıroğlu Alaüddevle Bozkurt, Osmanlılarla işbirliği yaparak Malatya’ya hücum etti, başarı sağlayamayarak Memluklularla anlaşmak zorunda kaldı (1485). Bu yüzden Memluklar Malatya’ya en seçkin emirlerini vali olarak gönderdiler. Nitekim son Memluklu Sultanı Kansu Gavri, Malatya’da valilik yapmış, Osmanlı lehçesinde şiirler yazmıştır. Yavuz Sultan Selim, Memluk seferine çıkarken Malatya’yı aldı (1516). Temmuz sonunda Malatya önlerine gelen Türk ordusu, Hadım Sinan Paşa ile birleşerek Malatya’ya girdi. Yavuz Selim Dulkadıroğlu topraklarını Şahsuvaroğlu Ali Bey’e verdi. Mısır’ın alınmasından sonra (1517) Malatya kesin olarak Osmanlı sınırlarına katıldı ve bir uç şehri olmaktan çıktı. Şehsuvar Bey’in bir iftira yüzünden Kanuni devrinde Ferhad Paşa tarafından öldürülmesiyle Malatya’da Dulkadır soyu son buldu (1522). XVII’nci yüzyılda Celali isyanları başladığı zaman Malatya, asilerin soygunlarına uğradı. Celalilerden Bölükbaşı Kara Ahmed, Malatya’ya çok zarar verdi. Kocasinan Paşa, Kara Ahmed’i devlet hizmetine aldı. Malatya, İran seferleri sırasında orduya erzak sağladı. XVIII’nci yüzyılda Malatya’da imar çalışmaları başladı. Bazı cami ve mescidler yapıldı veya onarıldı. XIX’ncu yy.da Kavalalı Mehmet Ali Paşa’nın oğlu İbrahim Paşa’ya yenilen ve esir olan Mehmet Reşid Paşa, serbest bırakılarak sadaretten azledildikten sonra Diyarbakır-Sivas-Harput valiliklerine gönderildi. Paşa bu arada Malatya’yı onarmak için 1833’te 40 tabur askerle şehre geldi. Arguvan bölgesindeki Dirican, Nermigan, Arapgir’deki Atmalı, Şötikak ve Akçadağ’daki Kürne, Kürecik, Gözene aşiretleriyle Adıyaman, Besni civarındaki aşiretler arasında güvenliği sağladı. Bu başarı, İzolu çevresindeki aşiret reislerini telaşa düşürdü. Fırat’ı geçecek olan Osmanlı askerlerinin kayıklarını batırarak bunların kendi üstlerine gelmesini önlemek istediler. Bu olaya kızan Mehmed Reşid Paşa, olayı yaratanları astırdı. Mısır meselesi üstünde 1839’da Mahmud II’nin emriyle Hafız Mehmed Paşa, karargahını Elazığ’da kurarak Kavalalı ile çarpışmaya hazırlandı. Orduyu Malatya’ya getirdi. Askerlerin içinde Alman kurmayları da vardı. General Moltke, o sırada yüzbaşı rütbesiyle Malatya’da bulunuyordu. Hafız Mehmed Paşa, askerini Orduzu’ya 4 km. uzaklıktaki Eski Malatya’nın içine yerleştirdi. Han, ev ve köşkleri işgal etti. Halk, Bağlar bölgesinden (Aspuzu) şehre inemedi. Bağ evlerinde kışı geçirdi. Aspuzu’da yerleşen halk, burada bir şehir kurarak bir daha eski yerine dönmedi. Böylece Malatya, ad değiştirmeden, bir üçüncü defa yer değiştirdi. Malatya, Tanzimattan sonra, yeni yerinde gelişmeye başladı. Büyük iş merkezlerinden biri durumuna geldi. Cumhuriyetten önce mutasarrıflık; cumhuriyetten sonra il oldu.
Malatya'nın Delileri
[Yalnızca kayıtlı Üyeler Linkleri Görebilirler.] sorikliyasar.jpg
ŞORİKLİ YAŞAR
[Yalnızca kayıtlı Üyeler Linkleri Görebilirler.] deliahmet.jpg
DELİ AHMET
[Yalnızca kayıtlı Üyeler Linkleri Görebilirler.] deligafar.jpg
DELİ GAFFAR
[Yalnızca kayıtlı Üyeler Linkleri Görebilirler.] FARO.JPG
FARO
[Yalnızca kayıtlı Üyeler Linkleri Görebilirler.] gizmahmut.jpg
GIZ MAHMUT
[Yalnızca kayıtlı Üyeler Linkleri Görebilirler.] HACIELI.JPG
HACIELİ
MALATYA LINKLERI :
· Malatya Valiligi [Yalnızca kayıtlı Üyeler Linkleri Görebilirler.] ([Yalnızca kayıtlı Üyeler Linkleri Görebilirler.])
· Malatya Belediyesi [Yalnızca kayıtlı Üyeler Linkleri Görebilirler.] ([Yalnızca kayıtlı Üyeler Linkleri Görebilirler.])
· Inönü Üniversitesi [Yalnızca kayıtlı Üyeler Linkleri Görebilirler.] ([Yalnızca kayıtlı Üyeler Linkleri Görebilirler.])
· Malatya Emniyet Müdürlügü [Yalnızca kayıtlı Üyeler Linkleri Görebilirler.] ([Yalnızca kayıtlı Üyeler Linkleri Görebilirler.])
· Malatya Il Milli Egitim Müdürlügü [Yalnızca kayıtlı Üyeler Linkleri Görebilirler.] ([Yalnızca kayıtlı Üyeler Linkleri Görebilirler.])
· Malatya Il Saglik Müdürlügü [Yalnızca kayıtlı Üyeler Linkleri Görebilirler.] ([Yalnızca kayıtlı Üyeler Linkleri Görebilirler.])
· Malatya Il Çevre ve Orman Müdürlügü [Yalnızca kayıtlı Üyeler Linkleri Görebilirler.] ([Yalnızca kayıtlı Üyeler Linkleri Görebilirler.])
· Malatya Il Tarim Müdürlügü
[Yalnızca kayıtlı Üyeler Linkleri Görebilirler.] ([Yalnızca kayıtlı Üyeler Linkleri Görebilirler.])
· Malatya Gençlik ve Spor Il Müdürlügü [Yalnızca kayıtlı Üyeler Linkleri Görebilirler.] ([Yalnızca kayıtlı Üyeler Linkleri Görebilirler.])
· Malatya Defterdarligi [Yalnızca kayıtlı Üyeler Linkleri Görebilirler.] ([Yalnızca kayıtlı Üyeler Linkleri Görebilirler.])
· Turgut Özal Tip Merkezi [Yalnızca kayıtlı Üyeler Linkleri Görebilirler.] ([Yalnızca kayıtlı Üyeler Linkleri Görebilirler.])
· Atatürkçü Düsünce Dernegi Malatya Subesi [Yalnızca kayıtlı Üyeler Linkleri Görebilirler.] ([Yalnızca kayıtlı Üyeler Linkleri Görebilirler.])
· Malatya Spor Kulübü
[Yalnızca kayıtlı Üyeler Linkleri Görebilirler.] ([Yalnızca kayıtlı Üyeler Linkleri Görebilirler.])
· Malatya TEDAS [Yalnızca kayıtlı Üyeler Linkleri Görebilirler.] ([Yalnızca kayıtlı Üyeler Linkleri Görebilirler.])
· Köy Hizmetleri Malatya Il Müdürlügü [Yalnızca kayıtlı Üyeler Linkleri Görebilirler.]
· Malatya PTT Müdürlügü Telefonlari [Yalnızca kayıtlı Üyeler Linkleri Görebilirler.]
· Arapgir Kaymakamligi [Yalnızca kayıtlı Üyeler Linkleri Görebilirler.] ([Yalnızca kayıtlı Üyeler Linkleri Görebilirler.])
· Arguvan Kaymakamligi [Yalnızca kayıtlı Üyeler Linkleri Görebilirler.] ([Yalnızca kayıtlı Üyeler Linkleri Görebilirler.])
· Dogansehir Kaymakamligi [Yalnızca kayıtlı Üyeler Linkleri Görebilirler.] ([Yalnızca kayıtlı Üyeler Linkleri Görebilirler.])
· Doganyol Kaymakamligi [Yalnızca kayıtlı Üyeler Linkleri Görebilirler.] ([Yalnızca kayıtlı Üyeler Linkleri Görebilirler.])
· Hekimhan Kaymakamligi [Yalnızca kayıtlı Üyeler Linkleri Görebilirler.] ([Yalnızca kayıtlı Üyeler Linkleri Görebilirler.])
· Pütürge Kaymakamligi [Yalnızca kayıtlı Üyeler Linkleri Görebilirler.] ([Yalnızca kayıtlı Üyeler Linkleri Görebilirler.])
· Akçadag Belediyesi [Yalnızca kayıtlı Üyeler Linkleri Görebilirler.] ([Yalnızca kayıtlı Üyeler Linkleri Görebilirler.])
· Battalgazi Belediyesi [Yalnızca kayıtlı Üyeler Linkleri Görebilirler.] ([Yalnızca kayıtlı Üyeler Linkleri Görebilirler.])
· Haniminçiftligi Belediyesi (Merkez) [Yalnızca kayıtlı Üyeler Linkleri Görebilirler.] ([Yalnızca kayıtlı Üyeler Linkleri Görebilirler.])
· Ipekyolu Belediyesi (Hekimhan) [Yalnızca kayıtlı Üyeler Linkleri Görebilirler.] ([Yalnızca kayıtlı Üyeler Linkleri Görebilirler.])
· Dogansehir Ilçe Milli Egitim Müdürlügü [Yalnızca kayıtlı Üyeler Linkleri Görebilirler.] ([Yalnızca kayıtlı Üyeler Linkleri Görebilirler.])
· Malatya Sanat Toplulugu [Yalnızca kayıtlı Üyeler Linkleri Görebilirler.] ([Yalnızca kayıtlı Üyeler Linkleri Görebilirler.])
· Malatya Satranç Il Temsilciligi [Yalnızca kayıtlı Üyeler Linkleri Görebilirler.] ([Yalnızca kayıtlı Üyeler Linkleri Görebilirler.])
· Malatya Ticaret Borsasi [Yalnızca kayıtlı Üyeler Linkleri Görebilirler.] ([Yalnızca kayıtlı Üyeler Linkleri Görebilirler.])
· Malatya Ticaret ve Sanayi Odasi [Yalnızca kayıtlı Üyeler Linkleri Görebilirler.] ([Yalnızca kayıtlı Üyeler Linkleri Görebilirler.])
· Malatya Tabip Odasi [Yalnızca kayıtlı Üyeler Linkleri Görebilirler.] ([Yalnızca kayıtlı Üyeler Linkleri Görebilirler.])
· Malatya Dishekimleri Odasi [Yalnızca kayıtlı Üyeler Linkleri Görebilirler.] ([Yalnızca kayıtlı Üyeler Linkleri Görebilirler.])
· Malatya Eczaci Odasi [Yalnızca kayıtlı Üyeler Linkleri Görebilirler.] ([Yalnızca kayıtlı Üyeler Linkleri Görebilirler.])
· Malatya SMMM Odasi [Yalnızca kayıtlı Üyeler Linkleri Görebilirler.] ([Yalnızca kayıtlı Üyeler Linkleri Görebilirler.])
· Kayisi Birlik [Yalnızca kayıtlı Üyeler Linkleri Görebilirler.] ([Yalnızca kayıtlı Üyeler Linkleri Görebilirler.])
· Malatya Ticaret Borsasi [Yalnızca kayıtlı Üyeler Linkleri Görebilirler.]
· Malatya I. Organize Sanayi Bölgesi [Yalnızca kayıtlı Üyeler Linkleri Görebilirler.] ([Yalnızca kayıtlı Üyeler Linkleri Görebilirler.])
· Kobi Malatya.Com [Yalnızca kayıtlı Üyeler Linkleri Görebilirler.] ([Yalnızca kayıtlı Üyeler Linkleri Görebilirler.])
· Kültür ve Turizm Bak. Malatya Sayfasi [Yalnızca kayıtlı Üyeler Linkleri Görebilirler.] od= ([Yalnızca kayıtlı Üyeler Linkleri Görebilirler.] p?belgekod=) 45893&belgeno=45985&baslik=Detay+Bilgi
· Kültür Bakanligi Malatya Sayfasi [Yalnızca kayıtlı Üyeler Linkleri Görebilirler.]
· Kültür Bakanligi Malatya Sayfasi (ing.) [Yalnızca kayıtlı Üyeler Linkleri Görebilirler.] 173 ([Yalnızca kayıtlı Üyeler Linkleri Görebilirler.] lgeno=2173)
· Malatya Atatürk Evi Müzesi [Yalnızca kayıtlı Üyeler Linkleri Görebilirler.]
· Malatya Kültürünü Yas. ve Yard. Der. [Yalnızca kayıtlı Üyeler Linkleri Görebilirler.] ([Yalnızca kayıtlı Üyeler Linkleri Görebilirler.])
· Malatyali Is Adamlari Dernegi [Yalnızca kayıtlı Üyeler Linkleri Görebilirler.] ([Yalnızca kayıtlı Üyeler Linkleri Görebilirler.])
· Malatya Aktif Isadamlari Dernegi [Yalnızca kayıtlı Üyeler Linkleri Görebilirler.] ([Yalnızca kayıtlı Üyeler Linkleri Görebilirler.])
· Istanbul Malatyalilar Dernegi [Yalnızca kayıtlı Üyeler Linkleri Görebilirler.] ([Yalnızca kayıtlı Üyeler Linkleri Görebilirler.])
· Berlin Malatyalilar Dernegi [Yalnızca kayıtlı Üyeler Linkleri Görebilirler.] ([Yalnızca kayıtlı Üyeler Linkleri Görebilirler.])
· Malatyali Üniversite Ögrencileri Dernegi [Yalnızca kayıtlı Üyeler Linkleri Görebilirler.] ([Yalnızca kayıtlı Üyeler Linkleri Görebilirler.])
· Malatya Hava Alani [Yalnızca kayıtlı Üyeler Linkleri Görebilirler.]
· MTA Malatya Maden Haritasi [Yalnızca kayıtlı Üyeler Linkleri Görebilirler.]
· Malatya Askerlik Celpleri [Yalnızca kayıtlı Üyeler Linkleri Görebilirler.] ([Yalnızca kayıtlı Üyeler Linkleri Görebilirler.])
· DIE Malatya Istatistikleri [Yalnızca kayıtlı Üyeler Linkleri Görebilirler.] a.h ([Yalnızca kayıtlı Üyeler Linkleri Görebilirler.] T/malatya.h) tm
· TRT Malatya Televizyon Frekanslari [Yalnızca kayıtlı Üyeler Linkleri Görebilirler.] 87& ([Yalnızca kayıtlı Üyeler Linkleri Görebilirler.] id=387&) tur=TV
· TRT Malatya Radyo Frekanslari [Yalnızca kayıtlı Üyeler Linkleri Görebilirler.] 87& ([Yalnızca kayıtlı Üyeler Linkleri Görebilirler.] id=387&) tur=RD
· TCDD Anahat Trenleri Seferleri ve Saatleri [Yalnızca kayıtlı Üyeler Linkleri Görebilirler.]
· Malatya ve ilçeleri karayolu mesafeleri [Yalnızca kayıtlı Üyeler Linkleri Görebilirler.]
· Malatya’da Hava Durumu [Yalnızca kayıtlı Üyeler Linkleri Görebilirler.]
· Türkiye Faal Futbol Hakemleri Dernegi Malatya Subesi [Yalnızca kayıtlı Üyeler Linkleri Görebilirler.] ([Yalnızca kayıtlı Üyeler Linkleri Görebilirler.])
· Malatya Basketbol Hakemleri [Yalnızca kayıtlı Üyeler Linkleri Görebilirler.] ([Yalnızca kayıtlı Üyeler Linkleri Görebilirler.])
· Malatya Gençlik Gelisim Dernegi [Yalnızca kayıtlı Üyeler Linkleri Görebilirler.] ([Yalnızca kayıtlı Üyeler Linkleri Görebilirler.])
· Malatyaspor Haberleri [Yalnızca kayıtlı Üyeler Linkleri Görebilirler.]
· Uni – Kaplanlar Trabzon [Yalnızca kayıtlı Üyeler Linkleri Görebilirler.] il/
· Malatya BJK Dernegi [Yalnızca kayıtlı Üyeler Linkleri Görebilirler.] ([Yalnızca kayıtlı Üyeler Linkleri Görebilirler.])
· Malatya Sonsöz Gazetesi [Yalnızca kayıtlı Üyeler Linkleri Görebilirler.] ([Yalnızca kayıtlı Üyeler Linkleri Görebilirler.])
· Malatya Yenigün Gazetesi [Yalnızca kayıtlı Üyeler Linkleri Görebilirler.] ([Yalnızca kayıtlı Üyeler Linkleri Görebilirler.])
· Malatya Görüs Gazetesi [Yalnızca kayıtlı Üyeler Linkleri Görebilirler.] ([Yalnızca kayıtlı Üyeler Linkleri Görebilirler.])
· Malatya Haber [Yalnızca kayıtlı Üyeler Linkleri Görebilirler.] ([Yalnızca kayıtlı Üyeler Linkleri Görebilirler.])
· Malatya Güncel [Yalnızca kayıtlı Üyeler Linkleri Görebilirler.] ([Yalnızca kayıtlı Üyeler Linkleri Görebilirler.])
· Haber 44 [Yalnızca kayıtlı Üyeler Linkleri Görebilirler.] ([Yalnızca kayıtlı Üyeler Linkleri Görebilirler.])
· Ajans Malatya [Yalnızca kayıtlı Üyeler Linkleri Görebilirler.] ([Yalnızca kayıtlı Üyeler Linkleri Görebilirler.])
· Malatya Hayat [Yalnızca kayıtlı Üyeler Linkleri Görebilirler.] ([Yalnızca kayıtlı Üyeler Linkleri Görebilirler.])
· Malatya’nin Sesi Dergisi [Yalnızca kayıtlı Üyeler Linkleri Görebilirler.] ([Yalnızca kayıtlı Üyeler Linkleri Görebilirler.])
· Malatya Bölge Dergisi [Yalnızca kayıtlı Üyeler Linkleri Görebilirler.] ([Yalnızca kayıtlı Üyeler Linkleri Görebilirler.])
· Malatya Gündem [Yalnızca kayıtlı Üyeler Linkleri Görebilirler.] ([Yalnızca kayıtlı Üyeler Linkleri Görebilirler.])
· Günes TV & Gerçek Gazetesi [Yalnızca kayıtlı Üyeler Linkleri Görebilirler.] ([Yalnızca kayıtlı Üyeler Linkleri Görebilirler.])
· Tv Malatya [Yalnızca kayıtlı Üyeler Linkleri Görebilirler.] ([Yalnızca kayıtlı Üyeler Linkleri Görebilirler.])
· ER TV Malatya [Yalnızca kayıtlı Üyeler Linkleri Görebilirler.] ([Yalnızca kayıtlı Üyeler Linkleri Görebilirler.])
· Radyo Malatya [Yalnızca kayıtlı Üyeler Linkleri Görebilirler.] ([Yalnızca kayıtlı Üyeler Linkleri Görebilirler.])
· Radyo Mega [Yalnızca kayıtlı Üyeler Linkleri Görebilirler.] ([Yalnızca kayıtlı Üyeler Linkleri Görebilirler.])
· Radyo Zafer [Yalnızca kayıtlı Üyeler Linkleri Görebilirler.] ([Yalnızca kayıtlı Üyeler Linkleri Görebilirler.])
· Radyo Çaglar [Yalnızca kayıtlı Üyeler Linkleri Görebilirler.] ([Yalnızca kayıtlı Üyeler Linkleri Görebilirler.])
· Malatya Yerel Gündem 21 [Yalnızca kayıtlı Üyeler Linkleri Görebilirler.] ([Yalnızca kayıtlı Üyeler Linkleri Görebilirler.])
· Kent Haber – Malatya [Yalnızca kayıtlı Üyeler Linkleri Görebilirler.]
· Yerel NET – Malatya [Yalnızca kayıtlı Üyeler Linkleri Görebilirler.] ([Yalnızca kayıtlı Üyeler Linkleri Görebilirler.])
· Kentimiz NET – Malatya [Yalnızca kayıtlı Üyeler Linkleri Görebilirler.]
· Malatya Online Sayfasi [Yalnızca kayıtlı Üyeler Linkleri Görebilirler.] ([Yalnızca kayıtlı Üyeler Linkleri Görebilirler.])
· Malatya Yerel Medya Adresleri [Yalnızca kayıtlı Üyeler Linkleri Görebilirler.]
· Malatya Yerel Medya Adresleri [Yalnızca kayıtlı Üyeler Linkleri Görebilirler.] ala ([Yalnızca kayıtlı Üyeler Linkleri Görebilirler.] yinlar/mala) tya.htm
· Malatya Tecde Mahallesi Tanitim Sayfasi [Yalnızca kayıtlı Üyeler Linkleri Görebilirler.] ([Yalnızca kayıtlı Üyeler Linkleri Görebilirler.])
· Malatya Kernek Mahallesi Tanitim Sayfasi [Yalnızca kayıtlı Üyeler Linkleri Görebilirler.] ([Yalnızca kayıtlı Üyeler Linkleri Görebilirler.])
· Malatya Yesilevler Toplu Konutlari Web Sayfasi [Yalnızca kayıtlı Üyeler Linkleri Görebilirler.] ([Yalnızca kayıtlı Üyeler Linkleri Görebilirler.])
· Akçadag Kozluca Beldesi Sayfasi [Yalnızca kayıtlı Üyeler Linkleri Görebilirler.] ([Yalnızca kayıtlı Üyeler Linkleri Görebilirler.])
· Akçadag Yagmurlu Köyü [Yalnızca kayıtlı Üyeler Linkleri Görebilirler.] ([Yalnızca kayıtlı Üyeler Linkleri Görebilirler.])
· Akçadag Kürecik Sayfasi [Yalnızca kayıtlı Üyeler Linkleri Görebilirler.] ([Yalnızca kayıtlı Üyeler Linkleri Görebilirler.])
· Akçadag Kürecik - Çakillipinar Köyü [Yalnızca kayıtlı Üyeler Linkleri Görebilirler.] ([Yalnızca kayıtlı Üyeler Linkleri Görebilirler.])
· Akçadag Kürecik - Çevirme Köyü [Yalnızca kayıtlı Üyeler Linkleri Görebilirler.] ([Yalnızca kayıtlı Üyeler Linkleri Görebilirler.])
· Akçadag Bayramusagi Köyü [Yalnızca kayıtlı Üyeler Linkleri Görebilirler.] ([Yalnızca kayıtlı Üyeler Linkleri Görebilirler.])
· Akçadag Bekirusagi Köyü [Yalnızca kayıtlı Üyeler Linkleri Görebilirler.] ([Yalnızca kayıtlı Üyeler Linkleri Görebilirler.])
· Arapgir Ilçesi Sayfasi [Yalnızca kayıtlı Üyeler Linkleri Görebilirler.] ([Yalnızca kayıtlı Üyeler Linkleri Görebilirler.])
· Arapgir Kalkindirma Dernegi [Yalnızca kayıtlı Üyeler Linkleri Görebilirler.] ([Yalnızca kayıtlı Üyeler Linkleri Görebilirler.])
· Arapgir Aktas Köyü [Yalnızca kayıtlı Üyeler Linkleri Görebilirler.] ([Yalnızca kayıtlı Üyeler Linkleri Görebilirler.])
· Arguvan Vakfi [Yalnızca kayıtlı Üyeler Linkleri Görebilirler.] ([Yalnızca kayıtlı Üyeler Linkleri Görebilirler.])
· Arguvan Eymir Köyü [Yalnızca kayıtlı Üyeler Linkleri Görebilirler.] ([Yalnızca kayıtlı Üyeler Linkleri Görebilirler.])
· Arguvan Çavus Köyü [Yalnızca kayıtlı Üyeler Linkleri Görebilirler.] ([Yalnızca kayıtlı Üyeler Linkleri Görebilirler.])
· Arguvan Gökagaç Köyü [Yalnızca kayıtlı Üyeler Linkleri Görebilirler.] ([Yalnızca kayıtlı Üyeler Linkleri Görebilirler.])
· Arguvan Halpuz Köyü [Yalnızca kayıtlı Üyeler Linkleri Görebilirler.] ([Yalnızca kayıtlı Üyeler Linkleri Görebilirler.])
· Arguvan Isa Köyü [Yalnızca kayıtlı Üyeler Linkleri Görebilirler.] ([Yalnızca kayıtlı Üyeler Linkleri Görebilirler.])
· Arguvan Kizik Köyü [Yalnızca kayıtlı Üyeler Linkleri Görebilirler.] ([Yalnızca kayıtlı Üyeler Linkleri Görebilirler.])
· Arguvan Yayikli Köyü [Yalnızca kayıtlı Üyeler Linkleri Görebilirler.] ([Yalnızca kayıtlı Üyeler Linkleri Görebilirler.])
· Arguvan Karahüyük Köyü [Yalnızca kayıtlı Üyeler Linkleri Görebilirler.] ([Yalnızca kayıtlı Üyeler Linkleri Görebilirler.])
· Arguvan Ermisli Köyü [Yalnızca kayıtlı Üyeler Linkleri Görebilirler.] ([Yalnızca kayıtlı Üyeler Linkleri Görebilirler.])
· Darende Haber [Yalnızca kayıtlı Üyeler Linkleri Görebilirler.] ([Yalnızca kayıtlı Üyeler Linkleri Görebilirler.])
· Darende Es-Seyyid Osman Hulusi Efendi Vakfi [Yalnızca kayıtlı Üyeler Linkleri Görebilirler.] ([Yalnızca kayıtlı Üyeler Linkleri Görebilirler.])
· Darende Somuncu Baba Dergisi [Yalnızca kayıtlı Üyeler Linkleri Görebilirler.] ([Yalnızca kayıtlı Üyeler Linkleri Görebilirler.])
· Darende Ilçesi Sayfasi [Yalnızca kayıtlı Üyeler Linkleri Görebilirler.] ([Yalnızca kayıtlı Üyeler Linkleri Görebilirler.])
· Darende Ilçesi Tanitimi [Yalnızca kayıtlı Üyeler Linkleri Görebilirler.] ([Yalnızca kayıtlı Üyeler Linkleri Görebilirler.])
· Darende Ilçesi Tanitimi [Yalnızca kayıtlı Üyeler Linkleri Görebilirler.] ([Yalnızca kayıtlı Üyeler Linkleri Görebilirler.])
· Darende Ilçesi Tanitimi [Yalnızca kayıtlı Üyeler Linkleri Görebilirler.] ([Yalnızca kayıtlı Üyeler Linkleri Görebilirler.])
· Darende Ilçesi Tanitimi [Yalnızca kayıtlı Üyeler Linkleri Görebilirler.] ([Yalnızca kayıtlı Üyeler Linkleri Görebilirler.])
· Dogansehir Ilçesi Sayfasi [Yalnızca kayıtlı Üyeler Linkleri Görebilirler.] ([Yalnızca kayıtlı Üyeler Linkleri Görebilirler.])
· Dogansehir Erkenek Beldesi [Yalnızca kayıtlı Üyeler Linkleri Görebilirler.] ([Yalnızca kayıtlı Üyeler Linkleri Görebilirler.])
· Dogansehir Erkenek Beldesi [Yalnızca kayıtlı Üyeler Linkleri Görebilirler.] ([Yalnızca kayıtlı Üyeler Linkleri Görebilirler.])
· Dogansehir Erkenek Beldesi [Yalnızca kayıtlı Üyeler Linkleri Görebilirler.] ([Yalnızca kayıtlı Üyeler Linkleri Görebilirler.])
· Dogansehir Kurucaova Beldesi [Yalnızca kayıtlı Üyeler Linkleri Görebilirler.] ([Yalnızca kayıtlı Üyeler Linkleri Görebilirler.])
· Dogansehir Resadiye Köyü [Yalnızca kayıtlı Üyeler Linkleri Görebilirler.] ([Yalnızca kayıtlı Üyeler Linkleri Görebilirler.])
· Dogansehir Haber.Com [Yalnızca kayıtlı Üyeler Linkleri Görebilirler.] ([Yalnızca kayıtlı Üyeler Linkleri Görebilirler.])
· Dogansehir Dedeyazi Köyü [Yalnızca kayıtlı Üyeler Linkleri Görebilirler.] ([Yalnızca kayıtlı Üyeler Linkleri Görebilirler.])
· Hekimhan Ilçesi Sayfasi [Yalnızca kayıtlı Üyeler Linkleri Görebilirler.] ([Yalnızca kayıtlı Üyeler Linkleri Görebilirler.])
· HekimhanNET [Yalnızca kayıtlı Üyeler Linkleri Görebilirler.] ([Yalnızca kayıtlı Üyeler Linkleri Görebilirler.])
· Hekimhan Güzelyurt Kasabasi [Yalnızca kayıtlı Üyeler Linkleri Görebilirler.] ([Yalnızca kayıtlı Üyeler Linkleri Görebilirler.])
· Hekimhan Güzelyurt Kasabasi [Yalnızca kayıtlı Üyeler Linkleri Görebilirler.] ([Yalnızca kayıtlı Üyeler Linkleri Görebilirler.])
· Hekimhan Igdir Köyü [Yalnızca kayıtlı Üyeler Linkleri Görebilirler.] ([Yalnızca kayıtlı Üyeler Linkleri Görebilirler.])
· Hekimhan Köylü Köyü [Yalnızca kayıtlı Üyeler Linkleri Görebilirler.] ([Yalnızca kayıtlı Üyeler Linkleri Görebilirler.])
· Hekimhan Köylü Köyü [Yalnızca kayıtlı Üyeler Linkleri Görebilirler.] ([Yalnızca kayıtlı Üyeler Linkleri Görebilirler.])
· Hekimhan Basak Köyü [Yalnızca kayıtlı Üyeler Linkleri Görebilirler.] ([Yalnızca kayıtlı Üyeler Linkleri Görebilirler.])
· Hekimhan Davulku Köyü [Yalnızca kayıtlı Üyeler Linkleri Görebilirler.] ([Yalnızca kayıtlı Üyeler Linkleri Görebilirler.])
· Hekimhan Salicik Köyü [Yalnızca kayıtlı Üyeler Linkleri Görebilirler.] ([Yalnızca kayıtlı Üyeler Linkleri Görebilirler.])
· Hekimhan Yagca Köyü [Yalnızca kayıtlı Üyeler Linkleri Görebilirler.] ([Yalnızca kayıtlı Üyeler Linkleri Görebilirler.])
· Kale Kozluk Köyü [Yalnızca kayıtlı Üyeler Linkleri Görebilirler.] ([Yalnızca kayıtlı Üyeler Linkleri Görebilirler.])
· Kuluncak Ilkögretim Okulu [Yalnızca kayıtlı Üyeler Linkleri Görebilirler.] ([Yalnızca kayıtlı Üyeler Linkleri Görebilirler.])
· Yazihan Fethiye Dernegi [Yalnızca kayıtlı Üyeler Linkleri Görebilirler.] ([Yalnızca kayıtlı Üyeler Linkleri Görebilirler.])
· Yazihan Karaca Köyü Dernegi [Yalnızca kayıtlı Üyeler Linkleri Görebilirler.] ([Yalnızca kayıtlı Üyeler Linkleri Görebilirler.])
· Yazihan Karaca Köyü Dernegi - Avrupa [Yalnızca kayıtlı Üyeler Linkleri Görebilirler.] ([Yalnızca kayıtlı Üyeler Linkleri Görebilirler.])
· Yesilyurt Ilçesi Sayfasi [Yalnızca kayıtlı Üyeler Linkleri Görebilirler.] ([Yalnızca kayıtlı Üyeler Linkleri Görebilirler.])
· Yesilyurt Milli Egitim Müdürlügü [Yalnızca kayıtlı Üyeler Linkleri Görebilirler.] ([Yalnızca kayıtlı Üyeler Linkleri Görebilirler.])
· Yesilyurtlular Yardimlasma Dernegi [Yalnızca kayıtlı Üyeler Linkleri Görebilirler.] ([Yalnızca kayıtlı Üyeler Linkleri Görebilirler.])
· Yesilyurt Gündüzbey Belediyesi [Yalnızca kayıtlı Üyeler Linkleri Görebilirler.] ([Yalnızca kayıtlı Üyeler Linkleri Görebilirler.])
· Yesilyurt Gündüzbey Dernegi [Yalnızca kayıtlı Üyeler Linkleri Görebilirler.] ([Yalnızca kayıtlı Üyeler Linkleri Görebilirler.])
· Yesilyurt Çok Programli Lisesi [Yalnızca kayıtlı Üyeler Linkleri Görebilirler.] ([Yalnızca kayıtlı Üyeler Linkleri Görebilirler.])
· Yesilyurt Kadirusagi Köyü [Yalnızca kayıtlı Üyeler Linkleri Görebilirler.] ([Yalnızca kayıtlı Üyeler Linkleri Görebilirler.])
· Malatya Tanitimi Sayfasi [Yalnızca kayıtlı Üyeler Linkleri Görebilirler.] tml ([Yalnızca kayıtlı Üyeler Linkleri Görebilirler.] alatya.html)
· Malatya Tanitimi Sayfasi [Yalnızca kayıtlı Üyeler Linkleri Görebilirler.]
· Malatya Tanitimi Sayfasi [Yalnızca kayıtlı Üyeler Linkleri Görebilirler.]
· Malatya Tanitimi Sayfasi [Yalnızca kayıtlı Üyeler Linkleri Görebilirler.] ([Yalnızca kayıtlı Üyeler Linkleri Görebilirler.])
· Malatya - Nemrut - Adiyaman Tanitimi Sayfasi [Yalnızca kayıtlı Üyeler Linkleri Görebilirler.] ([Yalnızca kayıtlı Üyeler Linkleri Görebilirler.])
· Malatya Haber ve Ilan Sayfasi [Yalnızca kayıtlı Üyeler Linkleri Görebilirler.] ([Yalnızca kayıtlı Üyeler Linkleri Görebilirler.])
· Malatya Ilan Sayfasi [Yalnızca kayıtlı Üyeler Linkleri Görebilirler.] ([Yalnızca kayıtlı Üyeler Linkleri Görebilirler.])
· Malatya Haber ve Ilan Sayfasi [Yalnızca kayıtlı Üyeler Linkleri Görebilirler.] ([Yalnızca kayıtlı Üyeler Linkleri Görebilirler.])
· Malatya Tanitimi Sayfasi [Yalnızca kayıtlı Üyeler Linkleri Görebilirler.] ([Yalnızca kayıtlı Üyeler Linkleri Görebilirler.])
· Malatya - Kayisi Tanitimi ve Satis Sayfasi [Yalnızca kayıtlı Üyeler Linkleri Görebilirler.] ([Yalnızca kayıtlı Üyeler Linkleri Görebilirler.])
MALATYA TICARI FIRMA LINKLERI :
· Esenlik Market [Yalnızca kayıtlı Üyeler Linkleri Görebilirler.] ([Yalnızca kayıtlı Üyeler Linkleri Görebilirler.])
· Malatya Fuarcilik [Yalnızca kayıtlı Üyeler Linkleri Görebilirler.] ([Yalnızca kayıtlı Üyeler Linkleri Görebilirler.])
· Aksoganoglu Zafer Turizm [Yalnızca kayıtlı Üyeler Linkleri Görebilirler.] ([Yalnızca kayıtlı Üyeler Linkleri Görebilirler.])
· Beydagi Turizm [Yalnızca kayıtlı Üyeler Linkleri Görebilirler.] ([Yalnızca kayıtlı Üyeler Linkleri Görebilirler.])
· Bilgiç Insaat - Yapi Malzemeleri [Yalnızca kayıtlı Üyeler Linkleri Görebilirler.] ([Yalnızca kayıtlı Üyeler Linkleri Görebilirler.])
· NazarWeb Internet Hizmetleri [Yalnızca kayıtlı Üyeler Linkleri Görebilirler.] ([Yalnızca kayıtlı Üyeler Linkleri Görebilirler.])
· Öz Bilgen Insaat Malzemeleri [Yalnızca kayıtlı Üyeler Linkleri Görebilirler.] ([Yalnızca kayıtlı Üyeler Linkleri Görebilirler.])
· Besiciler Et Market [Yalnızca kayıtlı Üyeler Linkleri Görebilirler.] ([Yalnızca kayıtlı Üyeler Linkleri Görebilirler.])
MALATYA ADININ ASLI
Malatya, kuruluş ve isim itibariyle başlangıçtan zamanımıza kadar büyük bir değişikliğe uğramadan gelen Anadolu şehirlerinden birisidir. Kültepe vesikalarında "Melita" şeklinde görülen Malatya'dan Hitit vesikalarında "Maldia" olarak bahsedilmektedir. Asur lmparatorluk devri vesikalarında ise Meliddu, Melide, Melid, Milid, Milidia olarak geçmektedir. Urartu kaynaklarında ise Melitea denilmektedir. Malatya kelimesinin Hititçe "bal" anlamana gelen "Melid"den türediği anlaşılmaktadır. Hitit hiyeroglif kitabelerinde Malatya şehri, bir öküz başı ve ayağı ile ifade edilmektedir.[1]
Eski çağ coğrafyacılarından Strabon (M.Ö. 58- M.S. 21) Malatya'yı sürekli "Melitene" adı ile zikretmiştir. Kesin olarak yerini vermediği geniş bir alan içerisinde "Kataonia" ile Fırat Nehri arasında Kommagene sınırında Kapadokya Krallığı'nın (M.Ö. 280-212) on Valiliğinden birisi olarak gösterir. Ona göre Melitene, Sophene (takriben bugünkü Elazığ ile Fırat Nehri arasındaki bölgeyi ifade eder) nin karşısında kurulmuş bir eyalet olduğu kadar kentleri bulunmayan bir bölgenin adıdır. Strabon'a göre bu yöre; zeytin-üzüm ve meyva ağaçlarıy1a bezenmiş, Kapadokya'da bir benzeri bulunmayan tek yerdir.
Pline'ye dayanarak Malatya'nın Asur kraliçesi Semiramis tarafından "Meliten" adıyla kurulduğunu kayıt eder. Bu bilgi, daha sonraki çalışmalarda aynen doğrulanmıştır.
Gelişen Maldia-Melite ne (Malatya), Kalkomik çağdan beri iskan görmüş ve bugünkü Aslantapede 27 kültür katı bırakmıştır. Buradan 4 km. kuzeyde yer alan Battalgazi'ye M.S. 79-81 yıllarında Roma kralı Titus zamanında lejyon karargah olarak taşınmıştır. Yine şehre bu dönemde de Melitene adı verilmiştir. Artık bundan böyle bir şehir adı olarak bu isim kullanılmaya başlanacaktır. Roma şehir surları bu dönemde yapılmaya başlamıştır. Burası Roma devrinde, Hudutlarının korunması, coğrafi konumu ve jeopolitik önemi dikkate alınarak mühim bir merkez olarak muhafaza edilmekteydi. Bizans döneminde de bu değerini siyasi iktisadi bakımdan da korumuştur.[2]
Bizans-Arap mücadelesi sonucunda şehir" İslam hakimiyetine geçmiştir. (M.S. 659) Bizans kaynaklarında da Melitene şeklinde kullanılan Malatya şehir adı, Araplar tarafından, kadim şekline yakın bir imla ile "Malatiyye" adıyla anılmaya başlanacaktır. Araplar, "Sugür EI-Cezeriye "nin merkezi haline getirdikleri bu şehri aynı zamanda bölgenin en büyük ve mamur bir beldesi yapmışlardır. Abbaslerden Harun Reşit döneminde (M.S. 786-809) "EI-Avasım" adıyla oluşturulan müstakil bir idari bölgenin merkezi olma hüviyetini kazanır. Böylece Malatya, 1stanbul'a kadar uzanan Rum kazalarının hareket üssü olma özelliğini de taşır. Bu merkezin bir diğer özelliği ise Tarsus, Adana, Maraş şehirleri gibi Horasan'dan nakledilen Türkler'in önemli bir yerleşim yeri durumuna gelmiş olmasıdır. Malatya'ya çok eski zamanlardan beri çeşitli sebeplere bağlı olarak Türk yerleşiminin olduğu bilmekteyiz. Bu bölgede Türk varlığı, Arap - Bizans mücadeleleri sırasında ortaya çıkmıştır. Türkler, bu güzel ve önemli beldenin adını değiştirmeyerek Araplardan aldıkları Malatya şekliyle günümüze taşımışlardır. 11. yüzyıl başlarından itibaren Anadolu bir Türk yurdu haline gelmeye başlamıştır. Bu bölge de Türk-Bizans mücadelelerinin odaklaştığı şehirlerden biri olmuştur. 1056-1101 yılları arasında birkaç defa el değiştirmiştir. 1101 yılında Danişmenli Melik Muhammed Gazi'nin hakimiyetine geçen Malatya, bir daha kayıp edilmemek üzere Türk Beldesi haline getirilmiştir. Selçuklular döneminde "Vilayet-i Malatya" olarak anılan şehir, bir üstünlük ve asalet ifadesi olarak "Daru'r-Rifa" (Saadet, mutluluk yeri) olarak anılmıştır.
Memlüklü devleti kaynaklarında, DulkadirIiler ve diğer Türkmenlerle meskun olan Malatya ve havalisi için "İklim AI-Ozaria (Üzeyir Ülkesi) lakabı kullanılmıştır.
Osmanlılar döneminde aynı adla anılan şehirde , daha önce belirtildiği gibi, 1838 yılında Osmanlı ordusu ikamet ederek kışlamıştır. Yöre insanı Aspuzu bağları olarak bilinen yazlığa göç etmiş, orada yerleşerek bugünkü şehir oluşmuştur. Malatya, günümüze modern bir yapılanma ile gelirken asıl tarih çekirdeğini oluşturan Battalgazi (Eski Malatya), yöre insanının deyimi ile "Aşağı Şeher”, bugün turistik bir ilçe olarak varlığını sürdürmektedir. Bu bilgiler ışığında Malatya, isim olarak fazla bir değişikliğe uğramadan günümüze kadar gelmiştir
[Yalnızca kayıtlı Üyeler Linkleri Görebilirler.] 9b4b6e9c28b9238a54acc0fee5bca0
MALATYA TURİZMİ, GÜZEL SANATLAR VE KÜLTÜRÜ
Malatya’nın sanat eserleri bugünkü yerleşme merkezinden 12 km uzaklıkta bulunan Eski Malatya’dadır. Buradaki eserler Hitit, Asur, Selçuklu, Memluk ve Osmanlı devirlerine aittir. Malatya’da görülen en eski eser, şehrin yakınındaki Aslantepe’de, kazılarda bulunmuş olan Hitit ve Asur devirlerine ait saray kalıntılarıdır. Öteki önemli eserler;
Nemrut, karayoluyla, Pütürge ilçesi, Tepehan beldesi üzerinden ulaşılan Doğu ve Batı medeniyetlerinin, 2150 m yükseklikte muhteşem bir piramitteki kesişme noktası, Dünyanın sekizinci harikası Nemrut, yüksekliği 10m’yi bulan büyüleyici heykelleri, metrelerce uzunluktaki kitabeleriyle, UNESCO Dünya Kültür Mirasında yer almaktadır. Nemrut Malatya ile Adıyaman sınırında bulunmaktadır.
Aslantepe höyüğü, Malatya’nın 4km. kuzeydoğusundaki Orduzu (Bahçebaşı) kasabası toprakları içinde yer alan Aslantepe’de yapılan kazılarda, Neolitik çağda yerleşilmiş olan bu höyüğün üst kısımlarında M.Ö. XIII. yy.da yapılan bir Hitit sarayı ile daha sonra Asurlu bir valiye ait sarayın kalıntıları ortaya çıkmıştır.
Malatya kalesi, bugünkü Malatya şehrinin 8 km kuzeyinde Eski Malatya (Melitene) şehrinin kalesi, I. yy. da Roma imparatoru Titus tarafından yaptırıldı. 532’de Bizans imparatoru Justinianus kaleyi tamir ettirdi. 575’te İran hükümdarı Hüsrev I zamanında ve 934’te Bizanslılar tarafından tahrip edilen kaleyi 1057-1067 yılları arasında Bizans imparatoru Dukas ve 1181’de Kılıç Arslan II yeniden tamir ettirdiler. Malatya kalesinin planı yamuğa benzer. Doğu cephesi 850 m, kuzey cephesi 500 m, batı cephesi 800 m, güney cephesi de 750 m uzunluğundadır. Doğuda 24, kuzayde ve batıda 23, güneyde 24 kule ve burcu, ayrıca 11 kapısı vardır. Sur ve burçların yapımında düzgün şekilde yontulmuş taşlar kullanılmıştır. Kale yüksekliği 20 m.’yi bulan iki sıra surla çevrilidir. Birinci sur değerinden 15 m kadar daha alçaktır.
Ulucami, Eski Malatya şehri surlarının ortasındadır. Selçuklu sultanı Alaeddin Keykubad I devrinde, Yakuboğlu Mansur tarafından yaptırıldı (1224). Plan bakımından klasik <<ulucami>> tiplerinden farklı olarak derinliğine bir mekanı vardır. Mihrap önü kubbesi, eyvan ve revaklı avlusuyla İran’daki büyük Selçuklu camilerine benzer. Tuğladan yapılmış olan ilk yapıdan bugüne, iç avludaki eyvan, eyvan tonozu, mihrap önü kubbesi ve avlu çevresindeki batı revakları kaldı. Ayrıca, yapıldığı devirden kalan çini, mozaik ve sırlı tuğla dekorlar da ilgi çekicidir. Çeşitli devirlerde yapılan onarımlardan en önemlisi, XIV. yy.ın ikinci yarısında Memluklar tarafından yapıldı. Bu arada yapılan bir takım eklerle yapı ilk biçimini kaybetti. Güney cephesindeki portal ve basık kubbe, Memluk devrinde yapıldı. Caminin, üzeri zengin dekorlu ahşap mimberi çok ilgi çekicidir; bu mimber, 1932’den beri Ankara Etnografya müzesinde muhafaza edilmektedir. Malatya Ulucamii, zengin sırlı tuğla ve mozaik çini dekorları bakımından da Selçuklu camilerinin tipik bir örneğidir. Caminin yanında güney yönünde çok harap bir medrese kalıntısı vardır. Yapının tarihi kesin olarak belli değildir, XIII. yy.ın ortalarında yapıldığı sanılır;
Ulucami medresesi, Eski Malatya’da Ulucami’nin güneyinde bulunan medresenin yapılış tarihi kesin belli değidir. Fakat elde kalan birkaç parça süslemenin karakter ve üslubu XIII. yy.a ait bir Selçuklu yapısı olduğunu gösterir. Bugün yalnız esas eyvanı ve kapısının batı tarafında bir odası kalmıştır. Çok harap olmasına rağmen, mihrap üzerinde sarmaşık motifleriyle işlenmiş stalaktitlerin izi görülür.
Musalla-namazgah, Eski Malatya surlarının dışında Malatya-Sivas karayolu üzerinde (Meydanbaşı mahallesi), Selçuklu sultanı Keyhüsrev II zamanında Sucaeddin İshak’ın oğlu olan Selçuklu kumandanı Kemeleddin Kamyar tarafından yaptırıldı (1243). Memluklar devrinde sultan Meliküleşref Ebül Nasr Kayıtbay tarafından tamir ettirildi (1474). Anadolu’da bu tipin ender örneklerinden biri olan yapıdan, bugün mihrap ve mimber duvarı kaldı. Kemer biçimindeki mihrap nişini, Selçuklu taş işçiliğinin bir örneği olan, içleri yıldız motifleri, örgüler, lotus ve zincir motifleriyle süslü dört bordür çevirir. Mihrap nişi de alternatif dizilmiş iki renkli kesme taştan yapılmıştır.
Hörümdede minaresi, Meydanbaşı mahallesinde, Ulucami’nin güneyinde tuğladan yapılmış tipik bir Selçuklu minaresidir. Yapılış tarihi belli değildir (XIII. yy.a ait olduğu sanılır). Minare, sekizgen tuğla kaide üzerinde silindirik olarak yükselir. Firuze renkli çini frizler ve şerefe altındaki kufi kitabe ilgi çekicidir. Son zamanlarda minarenin tuğla kaidesinin alt kısmı moloz taştan bir kılıf içine alındı ve şerefeyle üst kısım yıkıldı;
Meliksunullah camii (Adile camii de denir), Alacakapı mahallesinde , Ulucami’nin batısında, Eski Malatya’da Memluk devrine ait eserlerden bugüme kadar kalabilmiş tek örnektir. Halk arasında Vaizocağı veya Vaizbaba adıyla da anılır. Memluk sultanı Melikülzahir Berkuk zamanında Abdullah Hüsnüoğlu Cerkeş tarafından yaptırıldı (1394). Bugün caminin yalnız minaresi ayakta durmaktadır. Minarenin kesme taştan kaidesi kare biçimindedir. Silindirik gövdeye tuğladan yapılmış sekizgen bir kasnakla geçilir. Şerefenin altında bugün çoğu dökülmüş firuze renkli çinilerden meydana gelen bir friz vardır. Tuğla mukarnas dekorun altında da süslemeler görülür. Şerefeden sonraki kısmı yıkılmıştır;
Akminare camii, şehir surunun dışında, Değirmenönü mahallesinde Selim II zamanında, Zaim Yusufoğlu Himmet Bey tarafından yaptırıldı (1573-1574). Kare mekanlı, tek kubbeli, tek minareli karakteristik bir Osmanlı camiidir. Kesme taştan yapılmış olan yapının güney ve batı duvarlarında ikişer pencere yer alır. İç kısmı, mihrap ve mimberi çok sadedir. Mihrabın solunda vaiz kürsüsü olarak kullanılan bir niş vardır. Kesme taştan yapılmış minare, kuzeydoğuda ve yapıdan biraz uzaktadır. Kare kaide üzerinde sekizgen şeklinde ikinci bir kaide ve üzerinde minare gövdesi yükselir. Mukarnaslarla süslü şerefe ve üst kısım bugün yıkılmış durumdadır;
Sütlüminare camii, şehir surlarının güneyinde, Meydanbaşı mahallesinde (Evliya Çelebi’nin Seyahatname’simde Çermikmahalle camii olarak kaydedilir) XVI. yy. sonuna ait bir Osmanlı yapısıdır. Bugün yalnız minaresi sağlamdır. Duvarları çok harap olmakla birlikte tek kubbeli, kare mekanlı bir cami olduğu anlaşılır. Cami ve minare kesme taştan yapılmıştır;
Karahan camii, surların dışında, Karahan mahallesindedir. Kuzey cephesinde girişin üzerinde yer alan kitabeye göre Malatya miralayı Abdullah oğlu Hüsrev Bey tarafından yaptırıldı (1583). 1900’de onarıldı. Kare planlı küçük bir camidir. Üçbölümlü bir son cemaat yeri vardır. İç kısım iki sütun dizisiyle üç nefe ayrılmıştır. Mihrap ve mimber basittir; üzerlerinde süs yoktur. Son onarımlarda yapılmış olan minare, onaltı köşelidir. Kesme taştan kare bir kaidesi ve tuğladan sekizgen bir geçişi vardır. Şerefe altında tuğla frizler yer alır;
Emirömer mescidi ve türbesi, Alacakapı semtinde, Emirömer mhallesinde, Emirülazam Ömer Bey adına yaptırıldı (1563). Kesme taştan yapılmış dörtgen planlı tipik bir Osmanlı mescididir. Çok sade olan iç kısımda kesme taştan yapılmış sivri kemerler yer alır. Sanduka, girişin sağındadır. Taş portal, süslemesi bakımından ilgi çekicidir;
Sittizeynep türbesi, surların dışında, Karahan mahallesindedir. Kesme taştan yapılmış sekizgen gövdeli bir mezar yapısıdır. XIII. yy. sonuna ait bir Selçuklu eseri olan yapının üzerini yine sekizgen bir külah örter. Gövdeden külaha üç kademeli bir silme ile geçilir. İç kısımda kime ait olduğu bilinmeyen bir mezar vardır;
Hacınefisehatun türbesi, Meydanbaşı mahallesindedir. Kitabesi yoktur. Kare planlı, kubbeli bir yapıdır. İç kısımda Nefise Hatuna ait olduğu bilinen bir sanduka vardır.
Eski Malatya’daki diğer türbeler arasında Üçkardeşler türbesi, Beşkardeşler tübesi, Karababa türbesi, Alibaba türbesi, Ahmetduran mescidi ve türbesi sayılabilir. Öteki önemli tapılar:
Kanlıkubbe, Meydanbaşı mahallesinde, köşelerinde payeler olan kare planlı taş ve tuğla karışımı bir yapıdır. Üzeri kasnaksız, tuğladan bir kubbeyle örtülüdür.
Silahtarmustafapaşa kervansarayı, şehrin batısında Alacakapı mahallesindedir. Eski Malatya’da Osmanlı devrine ait en önemli eserdir. Murad IV’ün silahtarı Bosnalı Mustafa Paşa tarafından yaptırıldı (1637). Bugün bir harabe durumunda olan yapının dikdörtgen avlusu ve holü ile tipik kervansaray planındadır. Doğu cephesindeki portalden çevresi revaklı avluya girilir. Bugün sadece güneybatıdaki revaklardan bir kısmı ayaktadır. Revaklardan sonra dışa açılan mekanlar gelir. Bunların dükkan olduğu sanılıyor. Ayrıca kervansarayın ısınması için yapılmış konik külahlı ocak nişleri ile misafirlere ayrılmış oniki oda vardır. Kuzey, doğu ve güney cephelerinden hiçbir iz kalmadı; batı cephesi son yıllarda restore edilmeye başlandı.
Malatya Atatürk Evi Müzesi, Malatya Atatürk Evi, eski Halkevi binasında 1981 yılında düzenlenerek ziyarete açılmıştır. Atatürk'ün Malatya'ya ilk geldiği zaman bir gece kaldığı eski Türk Ocağı, daha sonra Halkevi Binası'nın giriş katındaki iki oda, 1981 yılında Atatürk Evi olarak düzenlenmiştir. Girişte, sağdaki ilk oda Atatürk'ün Halkevini ziyaret ettiği sarada kullandığı masa ve koltukla döşenmiş, işlemeli bir sehpa konulmuştur. Girişin solundaki odada, Atatürk kitapları sergilenmiştir.
Kaynak: Meydan Larousse
DOĞAL GÜZELLELİKLER VE MESİRE YERLERİ
Orduzu Pınarbaşı
Orduzu Pınarbaşı, Malatya merkezinde adı en çok bilinen mesire yeridir. Malatya-Elazığ karayolu üzerinde, merkeze 5 km. mesafede Bahçebaşı (Orduzu) semtinde kaynak sularının önüne set çekilerek bir gölet oluşturulmuştur. Yamaçları çam ağaçlarıyla çevrili olan bu yer yaz aylarında şehir halkının dinlenme yeridir. Yazın sıcak günleri Malatyalılar ve zaman zaman da dışarıdan gelenler Pınarbaşı'na akın eder ve göl kenarında piknik yapıp dinlenirler. Yazlık gazinolar, Malatya Belediyesi tarafından göl kenarında yaptırılan dinlenme tesisleri ve Mişmiş park'ta inşa edilen Kayısı Fuarı alanı Orduzu Pınarbaşı'nı, kentimizin en gözde dinlenme alanı haline getirmiştir. Ayrıca, yörenin güzelliği ve sakinliği göz önüne alınarak, buraya Malatyaspor Kulübü, Spor Kompleksi ve yüzme havuzu yaptırmıştır. Futbolda kentimizi temsil eden Malatyaspor, yıl boyunca söz konusu tesislerden yararlanır. Kompleksteki çim saha, Malatyaspor tarafından antrenman alanı olarak kullanılırken, toprak saha amatör takımların hizmetindedir. Ek olarak, açık yüzme havuzu yaz aylarında yüzme müsabakalarına sahne olduğu gibi, halkın kullanımına da sunulur.
Horata
İl merkezine 5 km. mesafedeki Konak Kasabası'nda, Beydağı'nın eteklerinde çıkan Horata suyunun çevresinde bir mesire yeridir. Yaz aylarında kent merkezinden Horata'ya akın eden Malatya halkı, durgun, temiz ve soğuk suların yanında dinlenme fırsatı bulmaktadır.
Gündüzbey
Malatya'ya 8 km. uzaklıktaki Yeşilyurt llçesi'nin kasabası olan Gündüzbey, Derme Deresi'nin kaynak yeridir. Yeşile bezeli doğal güzellik, suyun bolluğu ve kasabanın sakinliği halkın ilgisini çeker ve yaz aylarında ziyaretçi akınına uğrar. Kasaba içindeki ve yakınındaki parkların yanı sıra, Kapılık adıyla bilinen mevki görülmeye ve dinlenmeye değer yerler arasındadır.
Davullu Pınar
Yeşilyurt ilçe merkezine 2 km. mesafedeki Taftacık mevkiinde kaynak sularının kayaların arasından çıkıp dereye karıştığı bir dinlenme yeridir.
İnek Pınarı
Yeşilyurt İlçesindeki İnek Çayı'nın kaynağındadır. ilçeye 5 km. mesafede, Kadir Uşağı köyüne giden yol üzerindeki, Altmalı mevkiindedir. Doğal güzelliği, sakinliği ve yöredeki meyva bahçelerinin bolluğu, İnek Pmarı'nı görülmeye değer kılar. İnek Pınarı, yaz aylarında ilçedeki vazgeçilmez piknik yerlerinden biridir.
Sürgü Takaz
Doğanşehir llçesi'nin, Sürgü Kasabası'nda kaynak sularının çıktığı Sürgü Vadisinde yer alır. Malatya'ya 70 km. mesafededir. Asfalt yol ile ulaşılan mesire yeri bol, temiz ve soğuk sulu Takaz kaynağının oluşturduğu doğal bir akvaryum görünümünde olup, alabalık üretme tesisleri de bulunmaktadır.
SürgüTakaz, halkın, piknik için ilgisini çekerken, yöreyi ziyaret edenler, lezzetli alabalıkların tadına bakmaktan geri kalmazlar.
Sulu Mağara
Doğanşehir İlçesi, Polat Kasabası'na 6 km. mesafede olup, mağara içerisinde sarkıt ve dikitler mevcuttur. Görülmeye değer doğal bir güzeliktir.
Günpınar Şelalesi
Darende Ilçesi'nin 10 km. batısındadır. Günpınar Çayı, kaynağından çıktıktan sonra kayalar arasında oldukça yüksek bir düşüş yapar. Şelalenin çıkardığı ses, toz halinde çevreye yayılan su zerreciklerinin kayalar üzerinde akışı izlenmeye değer görüntüler ortaya çıkarır. Şelalenin çevresini kaplayan ağaçlar, Günpınar'm görünümünü daha da muhteşem hale getirir. Şelale, her yıl çok sayıda ziyaretçinin akınına uğramaktadır. Günpınar'ın çevre düzenlemesi Özel idarece yaptırıldıktan sonra, şelalenin cazibesi daha da artmış bulunmaktadır.
Somuncu Baba ve Çevresi
Darende ilçesi, eski Darende mevkiinde yer alan Somuncu Baba Camii önünde bulunan balıklı havuzu, balıkların çıktığı kuyu ile, caminin hemen yanında akan Tohma suyunun geçtiği vadi ve Tohma kenarındaki Kudret hamamı görülmeye değer yerlerdir.
Yukarıda sayılanların dışında, Arguvan ilçe merkezine 10 km. uzaklıktaki Kızık Köyü'nde bulunan, Balıklı Çeşme ile Bemara Çayı'nın geçtiği yeşilliklerle örtülü vadi, ilçenin 3 km. uzağındaki Dolaylı Mahallesi'nde Büyük Bağ adındaki su başı ile Gürge Köyü'ndeki Deliklitaş Arguvan Ilçesi'nin; Güzelyurt, Ilıcak, Uğurpınar, Şıp Şıp, Zurbahan ve Yücekaya Hekimhan ilçesinin mesire yerleridir.
SAĞLIK (İÇME VE KAPLICA) VE DAĞ TURİZMİ İMKANLARI
İspendere İçmesi
Malatya Elazığ yolu üzerinde Malatya'nın 28 km. doğusunda ispendere köyündedir. içme, ağaçlar arasında açık bir alanda olup, üç kaynaktan çıkan su hem içme, hem de banyo yapma amaçlı kullanılmaktadır. Suyu; sindirim sistemi, idrar yolları ve karaciğer hastalıklarına iyi gelmektedir. îl Özel idaresince yaptırılan bir motel ve gazinosu mevcuttur.
Balaban İçmesi
Darende İlçesi, Balaban bucağına 1 km. uzaklıktadır. Mide, böbrek rahatsızlıkları ve cilt hastalıklarına iyi gelmektedir.
Harap Şehir İçmesi
Doğanşehir ilçesindeki bu içmenin suyu, idrar yolları hastalıkları ve böbrek rahatsızlıklarına ivi çelmektedir.
AV TURİZMİ VE BALIKÇILIK
Malatya'da kara avcılığının yanı sıra, Karakaya Baraj Gölünde su ürünlerinin yetiştirilmesi, balıkçılığın gelişmesini sağlamıştır. Kara avcılığı, keklik avına dayanır, ilin her bölgesinde dağlık ve meşelik kesimlerdeki kekliklerin bilinçsizce avlanması, bu hayvanın sayısında azalmaya yol açmıştır. Arapgir ve Pütürge ilçesinde yaban domuzu ve tavşan avlanması da yapılmaktadır.
Su avcılığı için Fırat Nehri, Tohma Çayı ve Karakaya Baraj Gölü'nden yararlanılmaktadır. Söz konusu yerlerdeki avcılık, yöre insanına ekonomik katkı sağlamaktadır.
GENÇLİK, SPOR VE KONGRE TURİZMİ
Amatör spor ve halk oyunları çalışmalarının yoğunlaşması, bölge ve Türkiye birinciliklerinin zaman zaman Malatya'da yapılması gençlik turizmine hareket katmaktadır.
Ayrıca, İnönü Üniversitesi'nce 22-24 Ekim tarihleri arasında düzenlenen "Battal Gazi Malatya Çevresi Halk Kültürü Sempozyumu" ilde kongre turizmine katkıda bulunmaktadır.
MALATYA'DA BELİRLİ GÜNLER, FESTİVAL VE ETKİNLİKLER
Türkiye çapında kutlanan belirli günlerin yanı sıra, Atatürk'ün Malatya'ya ilk gelişinin kutlanması 13 Şubat, II. Cumhurbaşkanı İsmet İnönü'nün ölüm yıldönümü nedeniyle yapılan anma töreni 25 Aralık, Malatya Kayısı Bayramı ve Fuarı 17-31 Temmuz, Arapgir ilçesi Bağbozumu Şenlikleri Eylül ayının ilk haftası, Darende ilçesi Somuncubaba ve Hulusi Efendi Kültür Etkinlikleri 25 Haziran ile Zengibar Karakucak Güreş ve Kültür Festivali 26-27-28 Ağustos, Yeşilyurt Kiraz Festivali 17-18 Haziran, Akçadağ Kültür ve Sanat Şenlikleri Eylül ayında ve çilek hasat mevsimi, Pütürge ilçesinde bal festivali, Kale ilçesinde de "En iyi Çilek Üretimi – Kale Çilek Festivali" Haziran ayının 3.haftası, yarışmaları düzenlenmektedir.
YÖRENİN DİĞER ÇEKİCİLİKLERİ
Kent ve ilçelerinin doğal güzelliğinin yanı sıra, kültürel ve tarihsel eserler ile bazı yerler, turistik açıdan öneme sahiptir ve ilgi çeker. Ancak şu bir gerçektir ki, ülkemize her yıl önemli bir girdi sağlayan turizm sektöründe Malatya adına ilginin kaynağı tartışılmaz biçimde Nemrut Dağı ve bu dağdaki açık hava mabedinde sergilenen eserlerdir. Nemrut'u Battalgazi Ilçesi'ndeki eserler izler.
NEMRUT DAĞI
"Dünyanın 8. Harikası" nitelemesini hakeden Nemrut Dağı, Commagene Kralı I. Antiochos tarafından yaptırılmış bir açık hava mabedidir. Mabedde yer alan tanrı heykelleri ve kralın anıt mezarı olduğu tahmin edilen tümülüsün bulunduğu Nemrut Dağı, Malatya ve Adıyaman il sınırları içerisinde bulunmaktadır.
Güneydoğu Torosların (Tümülüsle birlikte 2.150 metre) en yüksek noktası olarak kabul edilen zirvedeki arkeolojik kalıntılar, sadece ülkemiz bazında değil, dünya bazında da büyük öneme sahiptir. 196O'lı yıllara kadar zirveye herhangi bir motorlu araçla ulaşmak mümkün değildi. O yıllara dek Nemrut'a ancak yürüyerek veya at sırtında ulaşmak mümkündü. Sonraları, Malatya ve Adıyaman tarafından ayrı ayrı yapılan yollar, zirveye minibüs, taksi gibi araçlarla ulaşmayı mümkün kıldı.
Tümülüsün yapımıyla oluşturulmuş 50 metre yüksekliğindeki tepe, onlarca kilometre uzaktan bile görülebilir. Uzaktan bakıldığında tepe, ucu sivriltilmiş bir kalem ucu görüntüsü vermektedir. Bu tepenin altında kral ve yakınlarının mezar odaları ile hazinenin olduğu ortaya atılmışsa da, şimdiye kadar yapılan çalışmalarda henüz böyle bir şeye rastlanmamıştır. Tümülüs, baş ve kafa büyüklüğündeki taşlarla kapatılmıştır. Taban yarıçapı 1.50 metre olan tepeyle birlikte, Nemrut Dağı 2.150 metreye kadar yükselir.
Nemrut Dağı'na Mayıs – Kasım ayları arasında ulaşılabilir. Diğer aylarda, yöreye özgü iklim koşulları ve coğrafya nedeniyle, dağa gidilmez. Bu aylarda karla dolu yollar ve dağlar geçite izin vermez. Dağın eteğinde Malatya Valiliğince yaptırılan 40 yataklı Güneş Otel, ziyaretçilere turizm sezonu boyunca hizmet verir.
Nemrut Dağı, sadece heykeller ve röliyefleri görmek için ziyaret edilmez. Güneşin doğuşu ve batışı, yörenin diğer çekiciliğidir. Akşam bulutların arasında yavaş yavaş kaybolan, sabah ise tersini yaparak yükselen güneş, izleyicilere unutulmaz dakikalar yaşatır ve karelerce film harcatır. Acele etmeden, yavaş yavaş yüzünü gösteren güneşin ışıkları çevresinde, aylara göre değişen, renk cümbüşleri oluşur. Bazen inanılmaz güzellikteki rengin adı mor olur, bazen kızıl, bazen de menekşe... Gece vakti, güneş battıktan sonra, bu kez ay sahneye çıkar. Eğer ay yüzünü tamamıyla gösterdiği bir dönemde ise, yani dolunaysa, zirveden bakarak Adıyaman, Malatya, G. Antep, Diyarbakır ve Ş.Urfa'yı kıvrıla kıvrıla kateden Fırat'ı seyretmek apayrı bir zevktir.
M.Ö. I. yüzyılda Commagene Krallığı'na hükmetmiş, I. Antiochos tarafından yaptırılan heykeller, tanrıları simgeler. Nemrut'un kalıntıları yapımından sonra, yüzyıllar boyu yalnızlığa terkedilmişlerdir. Sadece Dutluca, Harik, Gerger, Pütürge gibi yörelerden gelen avcılar ve çobanlar haberdar olabilmişler ve bunlar, günümüzden yaklaşık 150 yıl önce askeri amaçlarla yöreyi gezen, Prusyalı subaylar Helmut ile Moltke'yi kalıntılardan haberdar etmişlerdir. Sonrasında Nemrut Dağı zirvesindeki heykel başlarından tüm dünya haberdar olmuş, araştırmalar, kazılar birbirini izlemiş, Nemrut ile ilgili bir yığın bilgi ortaya çıkarılmıştır.
Zirvedeki Arkeolojik Eserler
Törenler için kullanılan yol, zirveye güneyden ulaşır. Platformlar kuzey, batı ve doğu'da yapılmıştır. Zirveye kadar gelip aracınızdan indiğinizde, zirveye doğu, batı ve kuzeyden ulaşabilirsiniz. Batı ve doğu platformlarında yan yana konulmuş tahtlar bulunur. Yıllar önce tahtların üzerinde Kral Antiochos ve tanrıların heykelleri bulunmaktaydı. Sonrasında heykeller tahtlarla birlikte yıkıldı. Ayrıca, geriye kalan başlar koptu.
Heykeller birbirinin üzerine konulmuş sekiz mermer bloğundan oluşur. İlk iki blok baş, üçüncüsü omuz, dördüncüsü bel ve göğüs, beşincisi kalça, altıncısı baldır ve taht, yedincisi ayak ve baldırın arka bölümleri ve son olarak sekizincisi tahtların ayağıdır.
Heykellerin ve tahtların yapımında kullanılan beyaz mermerler 30 km. mesafedeki Gerger'den, röliyeflerin yapımında kullanılan siyah mermerler ise 5 km. uzaklıktaki Karabela'dan getirtilmiştir. Heykeller doğu ve batı platformlarında simetrik olarak yan yana dizilmişlerdir. Bu heykeller şunlardır:
Herkül: Yunan Mitolojisinde yarı insan yarı tanrı bir karakter.
Artragenes: Mitolojide savaş tanrısı.
Ares: Pers tanrısı.
Kral I. Antiochos: Kral kendisini tanrı sayardı. Bu nedenle heykelini eril ve dişil tanrı heykellerinin arasına koydurdu.
ZeusOramasdes (Ahuramazda): Bu tanrı, Pers ve Yunan uygarlıklarındaki belli başlı bütün tanrıları semebolize eder. Bu heykelin başı, en büyük Zeus heykel başlarından biri olarak bilinir.
Fortuna: Şans ve kader tanrıçası. Bu heykelin başı sebze ve meyve figürleriyle süslenmiştir.
Apollo: Mitra, Helio ve Hermes karışımı güneş tanrısı.
Bunların yanı sıra, heykellerin hemen yanında kartal ve aslan heykelleri mevcuttur. İnanışa göre, kartal gökyüzünden, aslan ise yeryüzünden gelecek tehlikeleri savuşturacaktı.
Ayrıca, güney platformda Pers Kralı Darius'a ait bir portre bulundu. Kralın annesine mi, yoksa karısına mı ait olduğu belirlenemeyen bir portre de doğu platformda bulundu. Antiochos'un anne tarafından Büyük İskender'e, baba tarafından Darius'a dayandığı söylenir. Bu yüzden heykellerin tamamında Pers ve Yunan etkileri gözlenir. Bazı tanrı başları taçla süslenmiştir.
Kitabeler
Heykellerin önünde birer kitabe vardır. Kitabelerde 5 cm. uzunluğunda Pers ve Yunan dilinden yazılara rastlanır. Bunlar Kralın doğum gününü, başarılarını ve yasalarını anlatır. Bir kitabede Antiochos, "dinine bağlı olduğunu göstermek için bütün bunları yaptırdığını ve bu kutsal huzur tören yerinin zaman içerisinde asla zarar görmeyeceğini" anlatırken, bir başkasında "halkının doğum günlerinde buraya gelip dans etmesini" ister.
Röliyefler
Zirvede ilginç denebilecek röliyefler (kabartma) de mevcuttur. Bazıları kralın tanrılarla el sıkışmasını gösterir. Tanrılarla el sıkışma ve aslan heykelleri Hitit etkisinin varlığını gösterir. Özellikle, kuzey platformunda birçok aslan ve kartal heykeli vardı.
Boyutları 1.75 X 2.40 olan aslan kabartmaları tarihteki en eski burçlardan biri olarak kabul edilir. Göğüs ve çene arasında bir hilal, 19 yıldız ve vücudun değişik bölgelerinde üç Yunanca harf (Jüpiter, Merkür ve Mars'ı simgeleyen) vardır. Başlangıçta bu sembollerin anlamı bilinmiyordu. Brovvn Üniversitesi'nden Otto Nongrtovver, uzun araştırmalar sonrası, kabartmaların esrarını çözdü. Ona göre, M.Ö. 62 yılını gösteren bu semboller, Kral Antiochos'un tahta çıktığı ve tapınağı bu tarihte yaptırmaya başladığını gösteriyordu.
Yukarıda, hakkında özet bilgi verilen Nemrut Dağı, günümüzde birçok turistin ilgisini çekmektedir. Mart ayından başlayarak Nemrut'a Malatya'dan ulaşmak mümkündür. Malatya-Nemrut arasındaki Pütürge ilçesi üzerinden giden yol, Mart ayında dağa 10 km. mesafedeki Büyüköz köyüne kadar ulaşır. Büyüköz'e kadar araçla gelen turistler, yollarına at sırtında devam ederler. Çünkü, yol halen karla kaplıdır. Nisan ayından başlayarak Nemrut Dağı'nın girişine kadar gitmek Malatya tarafından sorun değildir. Kasım ayma kadar Nemrut için ziyaretçi akını başlamıştır. Avustralya ve Yeni Zelanda'dan tutun Avrupa ülkelerine kadar, hatta haritada gösterilmesi güç, ismini çoğu kimsenin bilmediği ülkelerden bile turist gelmiştir. (Örneğin, 1995 yılında Makao'dan ziyaretçi gelmiştir. Bu ülke, Çin'in güneyinde, HongKong'a yakındır).
Nemrut en yoğun ilgiyi, gezip görmeyi adeta meslek haline getirmiş, kendilerine "backpacker" denen sırt çantalı turistlerden görür. Yanlarına gezdikleri ülkelerle ilgili bilgilerin yer aldığı kitaplardan tutun çadır malzemelerine kadar herşeyi alan bu tür turistler, Turizm îl Müdürlüğü'nün öncülük ettiği "organize turlar" sayesinde Nemrut'a gider ve dönerler. Seyahat acentalarının organize ettiği gruplara dahil olan turistler, backpacker'lar kadar yoğun sayıda gelmezler. Turistler Nemrut ziyaretlerinden ve Malatya'da gördükleri konukseverlik ve ilgileden o kadar memnun kalırlar ki; bugün Avrupa'da yayınlanan birçok rehber kitapta kentimizden övgüyle bahsedilmekte, turistlerin Nemrut ziyareti için Malatya'yı tercih etmeleri önerilmektedir. Bu "memnun ayrılan bir turist bin turist demektir" sloganının çarpıcı örneklerinden sadece bir tanesidir.
Battagalgazi (Eskimalatya) İlçesi
Malatya'da turizmin ilgi odaklarından bir tanesi de Battalgazi ilçesinde yer alan eserlerdir. Bilindiği gibi Battalgazi halk arasında "Eskimalatya" adıyla anılmaktadır. Kuşkusuz bu tanımlama yersiz değildir. Roma döneminden 1838 yılına kadar Malatya halkı kent merkezi olarak bugünkü Battalgazi ilçesini seçti, "Aspuzu Bağları" denen günümüz Malatyası yazlık olarak kullanıldı. Söz konusu tarihte yapılan Nizip Savaşı nedeniyle Doğu Anadolu Kuvvetleri Komutanı Hafız Ahmet Paşa, orduyu Elazığ'dan boş olan Eskimalatya'ya getirdi. Aspuzu'ya yazlık için giden halk, ordu Eskimalatya'da kışlayınca dönemedi ve binaların tahtalarına kadar yakarak kente büyük zarar verdi. Böylece Yeni Malatya kentinin temelleri atılmış oldu. Malatya halkı, tarihin çeşitli dönemleri değişik uygarlıkların hükmü altında yaşarken, Eskimalatya'da çeşitli eserler inşa edildi.
Ulu Camii ve Silahtar Mustafa Paşa Kervansarayı bunlardan en önemlileridir. Camii Kebir olarak da anılan Ulu Camii ilk kez 7. yüzyılda Araplar tarafından yaptırılmıştır. Türkiye'de yaptırılan ilk camii olduğu sanılmaktadır. 1224 yılında Selçuklu Emiri Sabahattin îlyas tarafından yemden yaptırılmış, Memluk ve Osmanlılar döneminde onarılmıştır. Cumhuriyet döneminde Vakıflar Genel Müdürlüğü'nce de onarımı yaptırılmıştır. Camii süsleme sanatının güzel örneklerine sahiptir. Kapı kemeri, büyük kubbe ve kasnağındaki işlemeli taş oyma motifleri, beyaz, siyah, lacivert, yeşil ve firuze renkli çini mozaikler ilgi çekicidir.
Eski Malatya'da turistlerin ilgisini çeken diğer eser Silahtar Mustafa Paşa Kervansarayı'dır. 1632 yılında Silahtar Bosnalı Mustafa Paşa tarafından yaptırılmıştır.
Karakaya Baraj Gölü
Büyük bir bölümü Malatya sınırları içinde kalan Karakaya Barajı Göl alanında, Malatya Valiliğince Kırkgöz Köprü mevkiinde yaptırılan turistik tesisler ve feribot işletmesi çalışmaları ile ilde göl turizmine canlılık katılmıştır. 1993 yılından başlayarak Valilik, mahalli imkânları kullanmak suretiyle, Kırkgöz köprüsünden başlamak üzere Kömürhan karayolu köprüsüne kadar devam eden kıyı boyunca bir sahil yolunun yapımı çalışmalarına başlamıştır. Bunun dışında, baraj kıyısında Turizm Bakanlığınca Turizm Geliştirme Planları yapılmış olup, arazi mülkiyet tespiti gerçekleştirilmiştir.
Kaynak: Malatya Valiliği web sayfası
İLÇELERDE TURİZM :
AKÇADAĞ
Akçadağ yöresinde ilk yerleşim eski Tunç devrinde başlamış, Geç Hitit, Roma ve Bizans devirlerinde devam etmiştir. Akçadağ Arga Tepesi, Ören, İkinciler Höyük ve Levent Vadisinde yapılan arkeolojik çalışmalar ilçe tarihine ışık tutmaktadır. Osmanlı döneminde bugünkü Levent bucağı da tahminen 1850 yıllarında teşkilatlandırılmış,1858 yılında ilçe merkezi şimdiki yerine, Arga’ya, nakil edilmiştir. Cumhuriyet döneminde Malatya’ya bağlı bir ilçe olmuştur. Akçadağ yüzey yapısı olarak engebeli ve ovalık bir yapı arz eder. Karasal iklim hakim olup, çiftçiliğin her türlüsüyle uğraşılmaktadır. Yörede el dokumasıyla kilim, halı, koç başı, çuval, omuz çantası, şal ve kuşak yapılmaktadır. Ekonomik nedenlerden dolayı ilçede kayısıcılık gelişmekte, halıcılık azalmaktadır. Okuma yazma oranı %98’dir. İlçe sınırları içinde TİGEM’e bağlı Sultansuyu üretme çiftliği mevcut olup, ülkemizin ünlü yarış atları burada yetiştirilmektedir. Tarihi ve doğal eserler açısından zengindir. Levent vadisi ilçenin en önemli doğal varlığını oluşturmaktadır. Bu alanın turizme kazandırılması çalışmaları devam etmektedir.
ARAPGİR
M.Ö. 1200 yıllarında kurulduğu sanılan ve eski adı Daskuza olan ilçe Malatya civarındaki en eski yerleşim merkezlerinden biridir. Sırasıyla; Asur, Danişment, Anadolu Selçuklu, Karakoyunlu egemenliğinde kalmıştır. Çaldıran Savaşı’ndan sonra 1514’de Osmanlı Devletinin egemenliğine girer ve Sivas eyaletinin yedi sancağından biri olur. Diyarbakır’a 1834’te, Elazığ’a 1874’te bağlanan Arapgir, 1927 yılında Malatya iline bağlı bir ilçe yapıldı.Doğu Anadolu Bölgesinin yukarı Fırat bölümünde yer alır. Keban Baraj Gölünün etkisiyle son yıllarda, iklimi yumuşayarak karasal iklim özelliğini yitirmeye başlamıştır. Tarihi eser açısından oldukça zengindir.Ulu Cami, Cafer Paşa Cami, Mirliva Ahmet Paşa Cami, Mola Eyüp Cami, Gümrükçü Osman Paşa Cami Hamamı ve Çobanoğlu Konağı sayılabilecek tarihi eserlerden bazılarıdır.Oldukça hareketli bir toplumsal yapısı olan Arapgir, çevre ilçeler açısından merkezi bir konuma sahiptir. Tarihte önemli bir kültür, ticaret ve sanat beldesi olan, bir zamanların 40 000 nüfuslu yerleşim birimi Arapgir, sanayileşme ve ekonomik gelişmenin yarattığı ortama ayak uyduramaması sonucu, hızla nüfus kaybetmektedir. Arapgir’den başka bir yerde yetişmeyen siyah Köhnü ile Aşık Beyazı üzümünü tanıtmak için her yıl Eylül ayında Bağ Bozumu şenlikleri yapılmaktadır.
ARGUVAN
İlçede en eski yerleşimin Kalkolitik çağda başladığı, eski Tunç, Hitit, Roma ve Bizans devirlerinde devam ettiği yüzey araştırmaları sonucu anlaşılmıştır. Bu araştırmalar Morhaman, Kara Höyük ve İsa Köy’de yapılmıştır. Osmanlı İmparatorluğu döneminde Tahir bucağı adı ile Arapgir’e bağlı olan Arguvan sonradan ilçe olarak Diyarbakır’a, 1873 yılında ise Keban’a bağlanmıştır. Cumhuriyetin ilanıyla merkez ilçe olarak Malatya’ya bağlanmıştır. Dağlık ve ovalık bir araziye sahip ve Doğu Anadolu bölgesinin iklim özelliklerini gösterir. Su kaynakları açısından zengin olan ilçede Şotik Çayı, Morhamam Çayı Söyütlü Çay ve Çavuş Çayı bulunmaktadır. Karahöyük Köyü, İsa Köyü ve Tarlacık Köyüne bağlı Horumhan mezrasındaki Morhamam Höyükler’in yanı sıra Kızık Köyü’nde de Kutsal Balıklı Park bulunmaktadır. Halk ozanları açısından zengin olan ilçe’nin Arguvan ağzı halk türküleri meşhurdur.
BATTALGAZİ
Malatya’nın ikinci yerleşim yeri olan ve 1988 yılına kadar Eskimalatya adıyla anılan ilçenin tarihi çok eskidir. Asur ve Urartu kaynaklarında bu yöre Maldia, Melidda, Melit, Melide, Melita olarak değişik şekilde isimlendirilmiştir. Uzun yıllar Bizans, Arap ve Selçuklu Beylikleri arasında el değiştirmiştir. 1838 yılında Osmanlı ordularının burada konaklaması üzerine halkın yazlık olarak kullandığı Aspuzu bağlarının bulunduğu şimdiki Malatya yöresine yerleşmesi ile Eskimalatya önemini kaybetmiştir. Cumhuriyet döneminde Malatya’nın il olmasından sonra 1928 yılında belediye, 1932 yılında nahiye oldu. 1987 yılında Eskimalatya ismi Battalgazi olarak değiştirilerek ilçe statüsü kazandı. İlçe ekonomisinin temeli tarıma dayalı kayısıcılık ve hayvancılıktır. Karakaya Barajının yapılmasıyla yumuşayan bir karasal iklim hakimdir.Tarihi eserlerinden birkaçı şunlardır: Ulu Cami, Melik Sunullah Cami, Ak Minare, Karahan, Toptaş, Alacakaya Cami, Sıddı Zeynep Kümbeti, Emir Ömer Türbesi, Hasan Basri, Ahmet Turan, Ali Baba, Kara Baba, Edir ile Bedir Türbeleri, Kanlı Kümbet, Silahtar Mustafa Paşa Kervansarayı, Sütlü Minare, Namazgah, Kırkkardeşler Mezarlığı. Karakaya Baraj Gölü’nün ilçenin çok yakınında yer alması turizmin ve su sporlarının gelişme açısından ilçeye önem kazandırmıştır. Barajda balıkçılık yapıldığı gibi Özel İdareye ait gemiyle de baraj gezisi yapılabilmektedir.
DARENDE
Farsça , ‘sahip olan, var olan’, Türkçe ‘ otuz yapraklı gül’ anlamındaki Darende ismi çeşitli değişimlerden sonra bugünkü halini almıştır. Geçmişi 7000 yıllık bir tarihe uzanır. Hititlerden kalma bir yerleşim merkezidir. Darende, Asurlular, Persler ve Romalılardan sonra 8. yüzyıldan itibaren Müslümanlar tarafından fethedilerek bir kültür ve ticaret merkezi haline getirilmiştir. 1517’de Osmanlı yönetimine girerek Sivas iline; 1934’de ise Malatya’ya bağlanmıştır. Doğuyu batıya bağlayan ana güzergah üzerinde bulunması nedeniyle tarihin her döneminde ticaret merkezi olmuşken sonradan bu yolun özelliğini kaybetmesi nedeniyle ticaret anlamında durgun bir döneme girmiştir. İlçenin en büyük geliri kayısıcılıktır.İnönü Üniversitesi’ne bağlı Darende İlahiyat fakültesi Darende merkezindedir. Tarihi eser açısından zengin olan İlçede Mehmet Paşa Halk Kütüphanesi, Somuncu Baba, Es-Seyyid Osman Hulusi Efendi, Balaban Şeyh Abdurrahman Erzincani Camisi bulunmaktadır. Kütüphanelerde nadide el yazması eserler vardır. İlçede bulunan tarihi eserlerin başlıcaları şunlardır. Ulu Cami ve Minaresi, Danabey Minaresi, Hacı Müşrif Cami,Tacettin Mescidi,Somuncu Baba Cami ve Külliyesi, Çilehanesi, Ozan Anıt Mezarı, Aslan Taş, Zengibar Kalesi, Bedesten, Dum Dum Mehmet Paşa Külliyesi, Balaban İçmeceleri, Uzunok, Hacılar ve Nadir Köprüsüdür. İlçede ayrıca; Günpınar Şelalesi, Somuncu Baba Camisi çevresi ve Tohma Çayı boyunca doğal güzellikler, mesire yerleri yer alır.
DOĞANŞEHİR
M.Ö. 66 yılında yerleşildiği bilinen Doğanşehir; Bizans ve Araplar’dan sonra 1399 yılında Yıldırım Beyazıt tarafından Osmanlı topraklarına katılmıştır. 1441 yılında Timur tarafından yağmalanmış ve 1515 yılında tekrar Osmanlı topraklarına katılan ilçe Besni’ye bağlı nahiye olmuştur. 1946 yılında Akçadağ’dan ayrılarak Malatya’ya bağlı bir ilçe olmuştur. En önemli gelir kaynağı tarımdır. Tarihi ve mesire yerleri açısından zengindir. Merkezde tarihi sur kalıntıları mevcuttur. Sürgü Höyük yüzey kalıntıları M.Ö. II-IV bine kadar inmektedir. Mesire yeri olarak Erkenek vadisinde bulunan Şelale ile Pınarbaşı sayılabilir. Özellikle Sürgü Takas’da bulunan kutsal Balıklı Havuzlar büyük miktarda ziyaretçi çekmektedir. Sürgü’de güzel bir alabalık yiyebilirsiniz.
DOĞANYOL
500 yıl önce bir köy olarak kurulduğu sanılan ve eski adı Keferdiz olan Doğanyol 1990 yılında ilçe olmuştur. Osmanlı İmparatorluğu zamanında Adıyaman ilinin Kahta ilçesine, daha sonra Elazığ iline, Cumhuriyetten sonra da Malatya iline bağlanmıştır. İlçe bölgeye hakim engebeli bir arazi üzerinde yer alan tipik bir Anadolu kasabası niteliğindedir. Güney ve doğu kesimleri dağlarla kaplı olduğundan tarıma elverişli arazi ancak ilçe kuzeyinde mevcuttur. İlçenin 2116m ile en yüksek yeri Ulubaba Dağı’dır. Orman açısından zengin bir ya