Orijinalini görmek için tıklayınız : Aksaray
Kisa Tarihçe [Yalnızca kayıtlı Üyeler Linkleri Görebilirler.] if ([Yalnızca kayıtlı Üyeler Linkleri Görebilirler.] ml)
Aksaray Belediyesi 1887 yılında kurulmuştur.
Kurulduğu gün 30.138 nüfus, 4594 hane bulunmaktaydı.
İlk Belediye Başkanı Terzi Zade Hocadır.
Kuruluş anında bir başkan, bir katip ve muhasebe memuru ayrıca iki kişilik zabıta örgütü yer almaktaydı.
Aksaray Belediyesi daha sonra günün gereklerine cevap verecek nitelikte bir gelişme göstererek bugünkü durumuna gelmiştir.
Aksaray çevresinin Coğrafi Durumu Aksaray, kuzey ve güney Anadolu dağlarının birbirinden uzaklaştığı İç Anadolu bölümünün orta Kızılırmak kesimine girer. Kuzey yarım kürede ekvatordan 37-38 paralelleri, doğu yarım kürede 33-35 meridyenleri arasında yer alır. Doğuda Nevşehir, Güneydoğuda Niğde, Batısında Konya ve Kuzeyde Ankara ile Kuzeydoğuda Nevşehir ile çevrilidir. 7722 km2 yüzölçümünde geniş bir alana sahiptir.
Bölgede Hasandağı, Melendiz Dağları ve Ekecik Dağı gibi volkanik dağlar ile lavların meydana getirdiği platolar vardır. Batıda ise Konya Ovasının büyük bir kesimi Aksaray sınırları içerisinde kalmaktadır. Melendiz Dağlarından çıkarak Tuz Gölüne dökülen Uluırmak, geniş bir plato meydana getirmektedir. İlin önemli dağları Hasandağı (3268), Küçük Hasandağı (3040m.) ve Ekecik Dağı (2033b.)dır. Aksaray’ın deniz seviyesinden yüksekliği 980m dir.
Nüfusu
İlçe Adı Merkez Nüfus Toplam Nüfus
Merkez 129.949 236.560
Ortaköy 26.965 58.873
Eskil 22.125 28.952
Sarıyahşi 7.751 12.120
Ağaçören 4.983 15.869
Gülağaç 4.672 26.874
Güzelyurt 3.775 16.836
200.220 396.084
(2000 Yili Nüfus Sayimina Göredir)
Jeolojik Yapisi
İkinci zamanın uzun süren durgunluk dönemini takip eden üçüncü zaman, birçok orojenik, volkanik hareketlerin olduğu dünyanın fiziki ve biyolojik görünümünün bugüne süratle yaklaştığı zamandır. Bu zamanda Alp-Himalaya sistemine giren genç dağlar oluşurken, Türkiye’de bu hareketlerden etkilenerek kuzeyde Karadeniz Dağları oluşmuş, İç Anadolu fazla etkilenmemiş ve sadece bazı kıvrımlar ve volkanik hareketler meydana gelmiştir.
Aksaray, İç Anadolu Bölgesinin güney doğusunda, orta Kızılırmak platosunun devamını teşkil eden ve tersiyerde oluşmuş kalkerli volkan tüflerinin meydana getirdiği arazi ile Tuz gölü havzasının devamı olan ova üzerine kurulmuştur. Güneyde ve doğuda tersiyerde oluşmuş volkanik arazi geniş yer tutar.
Volkanik dağların en önemlileri Hasandağı ile Melendiz dağlarıdır. İl merkezinin kuruluş alanı ise, orta Kızılırmak platosunun Tuz Gölü havzasından ayrıldığı fay basamağının güneyidir. Bu fay basamağı Melendiz dağlarından gelen ve Tuz Gölüne ulaşan Uluırmağın biriktirdiği alüvyonlarla, doğusunu çevreleyen platolardan taşınan alüvyonların birikinti ovası üzerinde kurulur.
Bitki örtüsü
Aksaray’ın iklimine bağlı olarak tabii bitki örtüsü, ilkbaharda yeşeren çayırlar, gelincik, papatya, keven ve diğer vs. otlarla, yaprakları dikensi bir görünüme sahip, yarı kurakçıl bitkilerdir.
Yazları sıcak ve kurak iklim yapısı hakim olduğundan ilkbaharda yeşeren otlar, sonbaharda kurur ve arazi bozkır yapısını alır. Hasandağı ve Ekecik Dağları üzerinde meşe koruluklarına rastlanır. Ayrıca bölgede palamut, alıç, kızılcık, kavak, söğüt, yabani armut ve meyve ağaçları yanında keven ve deve dikeni çok sık rastlanan bitki türleridir.
Su Kaynaklari
Aksaray ve çevresinde iki tip su kaynağına rastlanır. Kuzey ve doğu bölümünde çok sayıda fay ve vadi kaynakları yer alır. Bunlar Hasandağının kuzeyindeki vadilerde, melendiz dağlarının batı yamaçları ile eteklerini teşkil eden bölgelerdedir. Bu kırık kaynaklardan çıkan sular önce gölleri oluştururlar. Göller birleşerek Uluırmağın kaynağını teşkil ederler. Hasandağı çevresindeki kaynaklar genellikle vadi kaynaklarıdır.
Tuz Gölü ve Konya Ovası bölümünde yer alan kaynaklar ise, daha çok artezyen kuyuları şeklindedir. Obruk platosunun kuzeyindeki Eskil ve Yenikent Yöresinde ise büngüldek tipi kaynaklar birleşerek geniş bataklıklar oluştururlar.
Göller
Aksaray’da Türkiye’nin Büyük gölü olan Tuzgölü’nden (400 km.) başka göl yoktur. Göl çevresi bataklıklarla çevrili olup, bataklık dışında kalan arazi çoraklaşmıştır. Gölün en derin yeri 1 metreyi geçmez. Deniz seviyesinden yüksekliği 899 m dir.
Aksaray'da Etkinlikler
Aksaray-Ihlara Kültür ve Turizm Festivali (15-21 Temmuz)
22. Aksaray-Ihlara Kültür ve Turizm Festivali (9-11 Temmuz 2004 tarihlerinde kutlanmıştır.)
Yunus Emre'yi Anma Günleri (Eylül 1. Hafta)
Somuncu Baba'yı Anma Günü (Eylül 2. Hafta)
Kaynanalar Günü (15 Haziran)
Saratlı Kültür ve Sanat Etkinlikleri Festivali (29 Temmuz)
Aksaray'in Kisa Tarihçesi
MÖ. 7000-6000 yıllarında Neolitik devirde Anadolu medeniyetinin ilk izlerini gördüğümüz Konya yakınlarındaki Çatalhüyükte Hasandağı’na dolayısıyla Aksaray’a ait vesikalara rastlanmaktadır.
Burada Hasandağı’nın lav püskürttüğünü tasvir eden bir kazıntı resme rastlanmıştır. Neolotik dönemde Aksaray ve çevresi iskan görmüştür. Kalkolitik ve eski demir devirlerinde iskan olup olmadığı bilinmemekle birlikte çevre köylerde (Böget ve Koçaş) bu döneme ait seramiklere rastlanmaktadır.
MÖ. 3000-2000 yıllarında Anadoluda Hatti kavmi yaşanmıştır. Bu dönemde Asurlu tacirler burada ticaret yapmışlardır. Aksaray’ın ilk ve orta tunç devirlerindeki durumunu Acemhüyük ören yerlerindeki yapılan arkeolojik kazılardan ve müze müdürlüğünün satın almış olduğu eski eserlerden öğrenmekteyiz.
Bu dönemde Asurlu tüccarlar Mezopotamya’dan gelerek şehirlerin banliyölerinde ticaret merkezi kurmaya başlamışlardır. Asurlu tüccarlar yazıyı biliyorlardı. Pişirilmiş çamur üzerine yazılmış metinler, çamurun pekiştirilmesi suretiyle yapıştırılıyordu. Hüyük, MÖ. 3000’den itibaren iskan edilmiştir. Acemhüyük’ün en parlak devirleri MÖ. 2000 yılının ilk yarısına isabet etmektedir.
Koloni döneminin sonlarına doğru, MÖ. 1700 yıllarında Kafkaslardan gelen, küçük şehir devletleri kuran ve Anadolu’da, askeri bir devlet halinde bir kavmin varlığını görüyoruz. Hint-Avrupalı olan bu kavmin Anadolu da siyasi iktidarı ele geçirerek kurduğu devlet, eski Hitit Devletidir. Aksaray’da Hititlere ait eserler bulunmamakla beraber mağlup memleketler arasında Aksaray’ın adı geçmektedir.
Orta Anadolu’da MÖ. 13yy. sonlarına kadar devam eden Hitit egemenliği MÖ. 12 yy. da batıdan (Trakya) gelen ve deniz kavimleri olarak bilinen kavimlerin en güçlüsüdür.
Yanardağ küllerinin sıkışmasından oluşan tüf tabakalarının çok kolay kazılabilme özelliği nedeniyle bölgemize çok sayıda yer altı şehri ve dik yamaçlara kaya içinde yerleşme birimleri yapılmıştır. 7 yy. sonlarından itibaren Müslüman Arapların Anadolu üzerinden İstanbul’a yaptıkları sefer nedeni ile bölgeye sığınan Hıristiyanların sayısı çok artmış, Ihlara Gelveri ve Göreme gibi yerleşim birimleri oluşmuştur.
Aksaray, 1142 tarihinde Selçuklular tarafından zapt edilmiş ve 1470 yıllarındaki Osmanlı hakimiyetine kadar İlhanlı, Danişmentli, Karamanoğulları egemenliğinde kalmıştır. 1470 yıllarında Aksaray’ı ele geçiren İshak Paşa tarafından, Fatih Sultan Mehmet’in emri ile halkın bir bölümü İstanbul’a nakledilmiştir.
Selçuklular Döneminde Aksaray
1142 yıllarında Selçuklu egemenliğine giren Aksaray’a giren II Kılınçaslan zamanında saraylar, medreseler, zaviyeler, kervansaraylar yaptırılmış, Azerbaycan ve başka yerlerden Müslüman halk, gazi, mücahit, alim, ticaret erbabı getirerek yerleştirilmiştir.
Bu yıllarda Aksaray, bir Selçuklu askeri üssü durumundadır. Kılınçaslanın babası Sultan Mesud, Danişmentlere karşı Aksaray’ı bir askeri üs olarak kullanmıştır. Ve burada bazı tesisler yaptırmıştır. II. Kılınçaslan burada bir saray yaptırarak Arkhelais adını Aksaray’a çevirdi ve burası ikinci payitaht gibi idi. II. Kılınçaslan kendi adını taşıyan türbede ebedi uykusundadır. Aksaray, Selçuklu ve Karamanoğlu dönemlerinden kalan eserler yönünden oldukça zengindir
Osmanlilar Döneminde Aksaray
1470 yılında İshak Paşa tarafından ele geçirilen Aksaray Osmanlı hakimiyetine girmiştir. İstanbul’un fethinden sonra boşalan şehrin iskanı için, Aksaray halkının büyük bir bölümü İstanbul’a nakledilmiştir. Ve bu şehirde bir semte de Aksaray adı bu nedenle verilmiştir.
Aksaray, Osmanlı sınırları içine alındıktan sonra Fatih adına yapılan ilk tahrirde Aksaray vilayeti olarak gösterilmiştir.
Kanuni Sultan Süleyman zamanına kadar Aksaray, Karaman eyaletine bağlı bir kazadır. Kanuni devrinde Konya’ya bağlı bir sancaktır. Cumhuriyet dönemine kadar bu şekilde devam ede gelmiştir.
Cumhuriyet Döneminde Aksaray
H. 1336 M. 1920 yılında Aksaray Vilayet olmuştur. 1933 yılına kadar 13 yıl vilayetlik yaptıktan sonra vilayetliği lağvedilmiştir. 20.3.1933 tarihinde 2197 sayılı kanunun 3. maddesi ile Niğde’ye ilçe olarak bağlanmıştır.
1989 yılının 15 Haziran gününe kadar 56 yıl kaza olarak kalmış olan Aksaray, bu tarihte eski hakkı iade edilmek suretiyle tekrar vilayet olmuştur.
Kültür Ve Turizm Faaliyetleri Olgusu Içinde Il Ve çevresinin Yeri
Geniş tarihi içerisinde Aksaray çeşitli medeniyetlere beşiklik yapmıştır. Güzelyurt ve Ihlara Hristiyanlarca önemli dini merkezler durumundadır. Bu kavimlerin hakimiyeti Friglerin Anadolu’yu istilaları ile son bulmuştur.
MÖ. 1200-700 yıllarında Hititler devrinde Aksaray çok büyük önem kazandı. Son yıllarda şehir merkezinde ve çevresinde yapılan kazılar M.Ö. 1100-1000 yılları ile 9 yy. ait Hitit hiyeroglifi ile yazılmış kitabelerin bulunması bu durumu ispatlamaktadır.
MÖ. 6 yy. da Perslerin Frig devletini ortadan kaldırması ile tüm Anadolu Pers egemenliğine girmiştir. Perslerin Yunanistana ilerlemeleri Grekopers kültürü adı verilen yeni bir uygarlık geliştirmiştir. Bu durum M.Ö. 3 yy. da Büyük İskender’in Persleri ortadan kaldırmasına dek devam eder.
Büyük İskenderle başlayan ve MÖ. 300 yıllarında sona eren döneme Helenistik dönem adı verilmektedir. Büyük İskender’in ölümünden sonra bölge kumandanlar arasında paylaşılmıştır. Aksaray’da Kapadokya Beyleğine bağlanmıştır. Bu dönemde Aksaray’ın ismi Arkhelais olmuştur. Roma İmparatorluğunun M. S. 395 de ikiye ayrılması ile Doğu Roma İmparatorluğu içinde kalan bölgemiz Doğu Romanın Bizans ismini almasından sonra (1071-1174) Bizans egemenliğinde kalmıştır.
M.S. 1 yy. da Havari St. Paul ve müritleri tarafından Anadolu da yayılmaya başlayan Hristiyanlık, çok tanrılı Roma taraftarlarının büyük tepkisine neden olduğundan, ilk Hristiyanlar korunma açısından daha elverişli yerlere yerleşmeye başlamışlardır. Ayrıca inzivaya çekilmek isteyen bir çok din adamı da bu bölgeye gelmiştir.
Gerek Manastır Vadisi ve gerekse Ihlara Vadisi içerisinde bulunan kaya oyma yüzlerce manastır ve kilise, her yıl yüz binlerce yabancının ziyaret ettiği çok önemli turizm merkezlerimizdir.
Jeolojik yapısı itibarı ile de bu yöremiz, bozulmamış tabii güzelliklere sahip, bir çok oyma yerleşim yeri ve yer altı şehrinin bulunduğu, kaplıcaların yer aldığı hem dini, hem doğal güzellikler ve hem de termal turizm açısından değer ifade etmektedir.
Hasandağı avcılık, dağcılık ve kış sporları bakımından önem arz eder. Ayrıca yayla olarak yöre halkının rağbet ettiği bir yerdir. 1990 yılı içerisinde kış sporları Turizm merkezi olarak ilan edilmiştir.
Selçuklu ve Karamanoğulları eserlerinin pek çok olduğu Aksaray, Han ve kervansarayları, Zinciriye Medresesi, Ulu Camii, Eğri Minaresi yanında Somuncubaba (Şeyh- Hamidüdini Aksarayi), Yunus Emre ve Tabduk Ermesi ile İslam aleminin ilgisini de üzerine çekmektedir. Zinciriye Medresesi (Halen müze olarak kullanılmaktadır) ki müderris yetiştiren zamanın en büyük okullarından birisidir. Somuncu Baba ve Hacı Bayram-ı Veli burada öğretmenlik yapmışlardır.
Aksaray, tarihi, kültürel ve turizm açısından ele alındığında, Hristiyanlık öncesi, Hristiyanlık dönemi ve İslami döneme ait bir çok esere sahip, kolektif açık hava müzesi durumundadır. Doğu-Batı, Güney-Kuzey ana yollarının bağlantı noktasında bulunması, Dünya’nın ve Türkiye’nin her yerine kolayca ulaşılmasından dolayı önemli bur turizm merkezi olma konumunu muhafaza etmektedir.
Tarihsel Ve Kültürel çevre
Ihlara
Kuzey Anbar Kilise - 11. yy. İkonoklast resimli
Eğritaş Kilisesi - 9. yy. süslü
Kokar Kilise - Popüler ve arkaik süslü
Pürenliseki Kilise - 10. yy. araik resimli
Karanlıkkale Kilise - 10. yy. popüler sanat
Ağaçaltı Kilisesi - Pre-İkonaklast resimli
Sümbüllü Kilise - 10. yy. sonuna ait resimli
Karabaca Kilisesi - 10. yy. sonuna ait resimli
Belisırma
Yılanlı Kilise - 9. yy. arkaik resimli
Alçak Kayaaltı Kilise - 10. yy. resimli
Karagedik Kilise - 10. yy. resimli
Bezirhan Kilisesi - 13. yy. ait resimler
Kırkdamaltı Kilise - 13. yy. ait resimler
Bahaeddin Kilise - 10. yy. ait resimler
Direkli Kilise - 11. yy. ait başı
Batkın kilise - İkonoklast resimli
Ala Kilise - 11. yy. ait resimler
Yaprakhisar
Güvrecinlik (Davullu) Kilise - İkonaklast resimli
Çohum Kilise - 9. yy. ve 11. yy. resimler
Yazılı Kilise - 1024 yılına ait resimler
Alaygediği Kilise - 1023 yılına ait
Koyunağul Kilisesi - 11. yy. ait
Panaga kilisesi - 10. yy. ait
Selime
Kale Kilisesi - 10. yy.
Doğanyuvası Kilisesi - 10. yy. sonu
Selime Hatun Türbesi - Selçuklu Türbesi
Islam Eserleri
Aksaray-Konya yolunda AKHAN avlulu Kervansaray 13. yy.
Aksaray’da Kılınçaslan Hanı. avlusuz kervansaray
Aksaray’da Hacı Şükrüllah Hanı.
Aksaray-Kayseri yolunda Hoca Mesud Kervansaray’ı (Ağzıkarahan) Avlulu kervansaray (1231-1239)
Aksaray-Kayseri yolunda Alayhan (1220-1225)
Aksaray-Kayseri yolunda Sünnetli Han (Avlusuz)
Aksaray-Kayseri yolunda Öresinhan avlusuz (1270)
Aksaray’da Kılıçarslan Türbesi (1264-1265)
Bekar (Nenezi) civarında Bekar Sultan Türbesi
Hristiyan Eserleri
Mamasun’da Saint Michel Kilisesi, kayaya oyulmuş haç planlı 10. yy. başına ait arkaik resimlerle süslü.
Akhisar’ın 7 km kuzeydoğusundaki Çanlı Kilise. 11. yy. haç planlı, kayaya oyulmuş vaziyette.
Akhisar’ın 7 km kuzeydoğusunda Manastır. 10. yy. ikinci yarısına ait resimlerle süslü dört adet, hepsi bir kayaya oyulmuş vaziyette, birisi haç planlı, birisi üç nefli, diğer ikisi birer nefli.
Gelveri (Güzelyurt)’de Çömlekli Kilise. Tek neflidir.
Gelveri (Güzelyurt)’de Saint Gregori’de Nazianze Kilisesi. Haç planlı, 6. yy. ait.
Karaören’in 3 km güneyinde Anatepesi Kilisesi, Tek nefli 5.yy. ait.
Helvadere’de Kilise Köy (tahrip edilmiştir).
Yenipınar’ın 3 km kuzeydoğusunda Sargöl Kilisesi tek nefli 6. yy. aittir.
Viranşehir’in 1 km güneybatısında Yardıbaş Kilise haç planlı 5.yy.
Viranşehir’in 1 km batısında Süt Kilise haç planlı 5 yy.
Viranşehir’de kilise (Hasandağı yakınında) haç planlı 5. yy.
Viranşehir’in 3 km güneybatısında Bozboyun Kilise tek nefli 6 yy.
Hasandağının tepesinde Tepe Kilise haç planlı 6 yy.
Hasandağının yakınında çavdarlıkta 2 nefli kilise 6 yy.
Hasandağı yakınında Dede sivride Çukurkent Kilisesi 6. yy. haç planlı
Hasandağı yakınında Yenipınarda Kale Kilise haç planlı
Sivrihisar'da Sivri Kilise haç planlı.
Akhisar'da şato (Bizans dönemi)
Viranşehir'de şato (Bizans dönemi)
Sivrihisar'da şato (Bizans dönemi)
Keçikalesin'de şato (Bizans dönemi)
Aksaray’da Bulunan Tarihi Esereler
Ulu Camii (15. yy.)
Nakkaşlı Camii Minaresi (16. yy.)
Alaadin Camii (1156) tahrip olmuştur.
Zincirli Medrese (15. yy. ortası)
İbrahim Bey Medresesi (15. yy. ortası)
Sultanhanı (13. yy. ikinci yarısı)
Kızıl (eğri) minare (1221)
Ulu Camide bulunan Minber (Hoca Anüştekin tarafından Sultan 1. Mesud zamanında yaptırılmıştır.)
Eğri Minare
[Yalnızca kayıtlı Üyeler Linkleri Görebilirler.] c67142t2.jpg ([Yalnızca kayıtlı Üyeler Linkleri Görebilirler.] 2c67142.html)
Eğri Minare Aksaray merkezinde yer almaktadır.
Selçuklu dönemine ait olup, 1221-1236 yılları arasında yapıldığı sanılmaktadır. Kırmızı tuğladan yapıldığı için Kızıl Minare olarak anılmaktadır.
Dört köşe bir kaidenin üzerine oturtulan silindirik gövde, ince bir silme ile iki kısma bölünmüş, alt kısmı zikzak, üst kısmı mavi ve yeşil çini mozaiklerle kaplanmıştır. Minare yıkılma tehlikesi ile karşı karşıya olması nedeniyle 1973 yılında çelik halatlarla bağlanmıştır. Yanındaki cami, sonradan yapılmıştır
Güzelyurt
KİLİSE CAMİİ(Aziz Gegorius Kilisesi)
Güzelyurt ilçe merkezindeki Hıristiyanlık dönemi eserlerinden olup, Ortodoks alemi için büyük önem taşımaktadır. M.S. 385 yılında kapalı Yunan haçı planında inşa edilmiştir.
Daha sonra çeşitli ilave ve tamiratlarla değişikliğe uğrayan kilisenin, çan kulesi minare haline getirilerek camiye çevrilmiştir. Ayrıca bahçesinde ayazma bulunmaktadır.
[Yalnızca kayıtlı Üyeler Linkleri Görebilirler.] p ([Yalnızca kayıtlı Üyeler Linkleri Görebilirler.] html)
AZİZ ANARGİROS KİLİSESİ (Bucak Kilise)
Güzelyurt ilçe merkezindedir. Kapalı Yunan haçı planında olan kilise, kubbeleri ve kolonları dahil olmak üzere tümü kayaya oyularak yapılmıştır. Narteks ve ön cephe daha sonra kapatılmıştır.
Kilise, son olarak 1884 yılında tamir görmüştür. Kubbesindeki 1887 tarihinden fresklerin onarımında 3 yıl sonra yapıldığı anlaşılır. Günümüzde vatikan’dan buraya gelip hacı olanlar vardır.
Aziz Anargiros’un yortu günü olan 1 Kasım günleri kilisede hastalar büyük bir tören düzenleyerek sabahlara kadar dua etmektedirler.
Güzelyurt ilçe merkezi ve manastır vadisinde üç adet açık yer altı şehri vardır.
[Yalnızca kayıtlı Üyeler Linkleri Görebilirler.] 120215t2.jpg ([Yalnızca kayıtlı Üyeler Linkleri Görebilirler.] 8120215.html)
Ihlara Vadisi [Yalnızca kayıtlı Üyeler Linkleri Görebilirler.] b76578t.jpg ([Yalnızca kayıtlı Üyeler Linkleri Görebilirler.] 6b76578.html)
Aksaray, Hristiyanlığın daha ilk yıllarında önemli bir din merkezi olmuştur. Kayseri’li Basilus ve Nazianzos’lu Gregorius gibi mezhep kurucuları 4. yy. da burada yetişmişlerdir. Mısır ve Suriye sisteminden ayrı bir manastır hayatının kurallarını bunlar tespit etmişlerdir.
Böylece Yunan ve Slav sistemi doğmuştur. Mısır ve Suriyeli rahiplerin dünya ile olan ilişkilerini kesmelerine rağmen Basilus ve Gregorius’un rahipleri dünya ile olan ilişkilerini kesmiyorlardı. Bu yeni anlayışın yeri Belisırma idi.
Gregorius, teslis inancına yeni bir izah getirerek Hz. İsa’nın tanrılığı tartışmasında İznik toplantısı görüşlerine kuvvet kazandıran fikirler ileri sürdü. Böylece Hristiyanlık tarihinde öncü bir aziz oldu. Gregorius’un yetiştiği kayalık bölge (Belisırma, Ihlara, Gelveri) Manastır ruhuna uygun, kayalara oyulan kiliseler topluluğu haline geldi.
Arap akınlarına karşı, Hasandağındaki müdafaa kaleleri karşı koyunca bu kiliseler faal ibadet merkezi durumlarını devam ettirdiler.
Ihlara vadisindeki kayalara oyulmuş bu freskli kiliseler, korunarak yeryüzünde eşine rastlanmayan bir tarih hazinesi olarak zamanımıza kadar gelmiştir.
Hristiyanlığın ilk yıllarından itibaren kayaların rahatlıkla kazılmasıyla meydan getirilen bu freskli kiliseler ve iskan yerleri 14 km boyunca Ihlara’dan Selime’ye kadar devam eden “IHLARA VADİSİ” içerisinde yer alırlar.
Kiliselerden sadece ikisinin tarihi tespit edilmiştir. Direkli Kilise (976-1025), Saint Georges (1283-1295) yıllarına aittir.
Sonuncusu çağının sanatının tipik bir örneğidir. Bir Selçuk Sultanının elbisesini gösteren resim, Türk Hükümdarının himaye ve yardımı ile bu kilisenin yapıldığına belge teşkil etmektedir.
X. yy. ortasında Bizansın Toroslar ve Klikya bölgelerini geri almasıyla Ihlara bölgesinde de yeni Kiliselerin yapıldığı görmekteyiz. Bahaeddin Samanlığı Kilisesi, Sümbüllü Kilise ve Direkli Kilise resimleri bu yüzyılda işlenmiştir. Ala Kilise, Akhisar’daki Çanlı Kilise ve Karagedik Kilisesi XI. yy. başlarındaki bizanrs sanatına örnek teşkil eder. Eski kiliseler sonradan bazı Bizans tipi resimler de ilave edilmiştir. Bu davranış, XI. yy. da Selçuk Türklerinin bölgeye gelmesiyle son bulur. Fakat bölgedeki dini hayat devam eder. Bölgenen kilise hayatı 1924’deki nüfus mübadelesiyle son bulur.
__________________
Selime - Yaprakhisar
[Yalnızca kayıtlı Üyeler Linkleri Görebilirler.] 667878t2.jpg ([Yalnızca kayıtlı Üyeler Linkleri Görebilirler.] a667878.html)
Aksaray’a 28 km. mesafededir.
Ihlara Vadisi’nin bitiminde kurulmuş bir kasabadır.
Ihlara, Yaprakhisar, Belisırma ve Güzelyurtta olduğ gibi burada da kayadan oyma kiliseler vardır. En önemli kilise Selime Katedrali olarak bilinmektedir. Katedral kayalara oyulmuş, yüksekçe bir yerdedir. İçinde iki sıra halinde sütunlar sırası vardır. Bu sütunlar Katedrali üç sahana ayırmıştır.
Vadinin diğer kısımlarında görülmeyen “Peri Bacalarını” Selime kasabasında görmek mümkündür.
ŞEYH HAMİD-İ VELİ (Somuncu Baba) TÜRBESİ
[Yalnızca kayıtlı Üyeler Linkleri Görebilirler.] d7ea99t.jpg ([Yalnızca kayıtlı Üyeler Linkleri Görebilirler.] 7d7ea99.html)
Aksaray merkezi içinde kuzeydoğu tarafında II. Kılıçarslan Tepesi eteğinde Ervah Kabristanlığı içinde bulunmaktadır. Şeyh Hamid-i Veliye ait türbe açık bir türbedir. Mezarı burada bulunmaktadır. Mezarı mermerden yapılmış olup, H.815-M.1412 yazısı bulunmaktadır. Ayrıca torunları ve yakınlarına ait mezarlarda buradadır. Solda ikinci kubbenin olduğu kısmında demir kapıyla türbedar odasına girilir. Türbedar odasındaki iç kısıma geçildiğinde 1.5 x 1.5 m. ebadında tek gözlü penceresi olan çilehane yer almaktadır. Açık türbenin arka kısmında Şeyh Hamid-i Veli'nin itikafhanesi yer almaktadır. Demir kapı açıldığında hafif meyilli dehliz görünümlü bir yer karşımıza çıkmaktadır. Merdivenle inilen bu uzun koridordan arka duvarın kuzeyinde iki,doğusunda bir adet niş bulunmaktadır. Bu dehliz koridorun önü kapatılmış arka kısmındaki 2 x 1.30 m ebadındaki odaya 70 x 40 cm. ebadında son derece küçük ve ancak diz çöküp eğilmek suretiyle girebilecek olan bir kapıdan girilmektedir. Yapıda günümüze ulaşan iki tane mezar taşı vakfiyesi bulunmaktadır.
Biyografisi
ŞEYH HAMİD-İ VELÎ (SOMUNCU BABA) (1331-1412)
Asıl adı Hamid Hamidüddin'dir. Somuncu Baba olarak da bilinen Şeyh Hamid-i Veli Hazretleri, Osmanlı Padişahı Yıldırım Bayezid Han zamanında yaşamıştır.
Miladi 1331 tarihinde Kayseri'nin Akçakaya köyünde doğmuştur. Anadolu'yu manevi fetih için gelen Horasan erenlerinden Şemseddin Musa Kayseri'nin oğludur. Soyu Peygamber Efendimiz (s.a.s)'e ulaşır, 24. kuşaktan torunudur, Seyyiddir. Şeyh Hamid-i Veli Hazretleri ilk tahsilini babası Şemseddin Musa Kayseri'den almıştır. Bilge kişiliği olan Şeyh Hamid-i Veli Hazretleri, ilim alanındaki çalışmalarını Şam, Tebriz ve Erdebil'de sürdürmüştür. Alaaddin Erdebili'den ve Bayezid-i Bistami'nin ruhaniyetinden manevi terbiye almıştır.
Dini ve dünyevi ilimlerle ilgili icazet alarak, irşad vazifesi için Anadolu'ya dönmüş Bursa'ya yerleşmiştir. Bursa'da çilehanesinin yanında yaptırdığı ekmek fırınında somun pişirip çarşı pazar dolaşarak "Somunlar Müminler" nidasıyla insanlara ekmek dağıtmıştır. Bu sebeple Şeyh Hamid-i Veli Hazretleri, Somuncu Baba ve Ekmekçi Koca olarak da tanınmıştır. Zamanın Padişahı Yıldırım Beyazıd Han Niğbolu zaferini kazanınca Allah'a şükür nişanesi olarak Bursa Ulu Camiini yaptırmıştır.
Ulu Cami’nin açılış hutbesini Şeyh Hamid-i Veli Hazretleri okumuş, hutbede Fatiha Suresini yedi farklı şekilde yorumlamıştır. Bu olağanüstü hutbeyi dinleyen cemaat Şeyh Hamid-i Veli Hazretlerine büyük bir teveccüh ve tazim göstermiştir. Manevi kişiliği ve bilgelik yönü ortaya çıkan Şeyh Hamid-i Veli Hazretleri şöhretten korktuğu için talebeleriyle birlikte Bursa'dan ayrılarak Aksaray'a gelmiştir. Aksaray'da Hacı Bayramı Veli Hazretlerini dünyaya ve ahirete ait ilimlerde eğiterek yetiştirmiş, irşad vazifesi için Ankara'ya görevlendirmiştir.
Şeyh Hamid-i Veli Hazretleri, 1412 (h. 815) tarihinde Darende’de ebedi âleme göç etmiştir. Kabri şerifleri, kendi zamanında halvethane olarak kullanılan, misk ü anber kokulu, şimdiki Şeyh Hamid-i Veli Camii içerisinde olup, estetik yapılı cevizden oyma sanduka ile de kaplıdır.
Şeyh Hamid-i Veli Hazretlerinin Yusuf Hakiki ve Halil Taybi adında iki oğlu bilinmektedir. Yusuf Hakiki Aksaray'da kalarak burada vefat etmiştir. Diğer oğlu Halil Taybi ise, hacdan döndükten sonra babası ile birlikte Darende'ye gelerek yerleşmiş ve burada vefat etmiştir. Kabri şerifleri Şeyh Hamid-i Veli Hazretlerinin yanındadır.
Talebeleri:
Somuncu Baba Hazretleri ve en meşhur talebesi Hacı Bayram Veli'nin Osmanlı Devletinde yeni Anadolu ve Rumeli üzerinde çok büyük etkileri vardır. Osmanlı kültürünü etkileyen bu önemli simaların hizmetlerini ve kültürümüze katkılarını anlamak için yetiştirmiş oldukları bazı isimleri zikretmemiz gerekir. Böylece kültürümüz için ne kadar önemli olduklarını ve büyük değerler ifade ettiklerini anlamaya çalışabiliriz. Bu önemli isimler ve medfun oldukları yerler şunlardır:
Halil Taybi Darende
Baba Yusuf Hakiki Aksaray
Akşemseddin - Beypazarı – Göynük
Ömer Dede Göynük
Hızır Dede Bursa
Akbıyık Sultan Bursa
İnce Bedreddin Darende
Yazıcıoğlu Gelibolu
Şeyh Lutfullah Balıkesir
Şeyhî Kütahya
Şeyh Üftade Bursa
Aziz Mahmud Hüdayi İstanbul
Muslihiddin Halife İskilip
Uzun Selahaddin Bolu
Somuncu Baba Hazretlerinin günümüze kadar gelen uzantıları ve yansımaları o kadar mükemmel ki Anadolu'nun her köşesinde bir parçasını bulmak ve yüreklerde hissetmek mümkündür. Âlim ve tasavvuf ehli kimseler üzerinde emeği ve etkisi bulunan Somuncu Baba Hazretleri için kültürümüzün temel taşlarından biridir diyebiliriz. Öyle ki uzantılarının günümüze kadar devam etmesi neseb-i aliyesinin halen etken olması günümüz insanları için Allah'ın bir lütfudur.
Eserleri
Somuncu Baba, zâhirî ve bâtınî ilimlerdeki derin bilgisine rağmen, çok az eser vermiş veya çok az eseri bize ulaşmış bir alim kişidir. Onun fazla eser vermiş olmaması, daha evvel işâret ettiğimiz melâmet meşrebinden de kaynaklanmış olabilir. Nitekim onun yanında yetişmiş bulunan ve halifesi olan Hacı Bayram Veli de, müderris olmasına rağmen eser yazmamış ve hatta Muhammediyye müellifi halifesi Yazıcıoğlu, eserini kendisine takdim ettiğinde, “Mehmet, bununla uğraşacağına bir gönül haketseydin; bir gönle girip onun terbiyesiyle meşgul olsaydın, daha iyi olmaz mıydı?” diyerek kendi düşüncesini de dile getirmiştir. Bu zikredilen hakikata rağmen, Somuncu Baba’nın bize kadar ulaşan Şerh-i Hadis-i Erba‘în, Zikir Risalesi, Silâh’u-l Mürîdîn ve Kâşif’u-l-Estar an Vechi-l Esrar eserleri mevcuttur.
Şeyh Hamid-i Veli Hazretlerinin soyu Darende'de; Halil Taybi ile günümüze kadar devam etmektedir. Prof. Dr. Ahmet Akgündüz "Arşiv Belgeleri Işığında Somuncu Baba ve Nesebi Alisi" adlı eserinde arşiv kayıtlarına dayanarak Şeyh Hamid-i Veli Hazretlerinin nesebi, nesli ve kabri şerifi hakkında genişçe bilgiler vermektedir.
Şeyh Hamid-i Veli neslinden büyük devlet adamları, âlim ve fâzıl zatlar yetişmiştir. Es-Seyyid Osman Hulusi Efendi de bunlardan birtanesidir.
Tavsiyeleri:
Arkadaşlarıma ve Yolumuzdan Gidenlere Tavsiyelerim
Gizli ve aşikâr her yerde Allah'tan korksunlar.
Az yesinler, az konuşsunlar, az uyusunlar.
Avamın arasına az karışsınlar.
Tüm masiyet ve kötülüklerden uzak dursunlar.
Daima şehvetlerden kaçınsınlar.
İnsanların elindekilerden ümitlerini kessinler.
Tüm zemmedilmiş sıfatları terk etsinler.
Övülen sıfatlarla süslensinler.
Şiir ve şarkı (günaha götürüyorsa) dinlemekten kaçınsınlar.
Ayrı bir görüşle, kendini cemaatten ayrı bırakmasınlar.
Aç olarak ölseler bile şüpheli hiç bir lokmayı yemesinler.
Şiirleri:
Biz Ol Uşşak-ı Serbazız
Biz ol uşşak-ı serbazız
Akıl rüşd bize yar olmaz
Mey-i aşk ile sermestiz
Bize hergiz humar olmaz
Diriyiz daim, ölmeyiz
Karanularda kalmayız
Çürüyüp toprak olmayız
Bize leyl ü nehar olmaz
Bizim illerde ay ü gün
Sebat üzre durur daim
Televvün erişip ona
Gehi bedr ü hilal olmaz
Bizim gülşendeki güller
Dururlar taze solmazlar
Hazan olup dökülmezler
Zemistan ü bahar olmaz
Şarab-ı aşkı çün içtik
Feragat mülküne göçtük
Yanıp aşkınla tutuştuk
Bize tahrik ü tar olmaz
Ereliden şems nuruna
Vücudum zerreden katre
Ne katre ayn-i bahar oldu
Ona k'ar ü kenar olmaz
Bırak ey Hamida varı
Görsem desen sen ol yarı
Göricek ol tecellayı
Ondan özge kemal olmaz
x
Senden Dolu İki Cihan
Senden dolu iki cihan
Oldum zuhurundan nihan
Ger bulayam seni ayan
Ya Rab n'ola halüm benüm
Dilde kanaat olmaya
Züht ile taat olmaya
Senden hidayet olmaya
Ya Rab n'ola halüm benüm
Şol gün ki mizan kurula
Hak kapusunda durula
Halayık oda sürüle
Ya Rab n'ola halüm benüm
Ağlarım işte zar ile
Kaldum diriğ ağyar ile
Bilişmedim sen yar ile
Ya Rab n'ola halüm benüm
Hamidi'nin gözü yaşı
Doldurur dağ ile taşı
Bilmem n'idem garip başı
Ya Rab n'ola halüm benüm
Sultanhanı
[Yalnızca kayıtlı Üyeler Linkleri Görebilirler.] fd56aat.jpg ([Yalnızca kayıtlı Üyeler Linkleri Görebilirler.] 0fd56aa.html)[Yalnızca kayıtlı Üyeler Linkleri Görebilirler.] 49bcaf0879214de2869t.jpg ([Yalnızca kayıtlı Üyeler Linkleri Görebilirler.] 4de2869.html)[Yalnızca kayıtlı Üyeler Linkleri Görebilirler.] 4cc67bb759faacbf183t.jpg ([Yalnızca kayıtlı Üyeler Linkleri Görebilirler.] acbf183.html)[Yalnızca kayıtlı Üyeler Linkleri Görebilirler.] 2fba3ddae258958f8f1t.jpg ([Yalnızca kayıtlı Üyeler Linkleri Görebilirler.] 958f8f1.html)[Yalnızca kayıtlı Üyeler Linkleri Görebilirler.] 5dc1cfc22616343ec77t.jpg ([Yalnızca kayıtlı Üyeler Linkleri Görebilirler.] 343ec77.html)[Yalnızca kayıtlı Üyeler Linkleri Görebilirler.] e09a4527cc4085bea5ct.jpg ([Yalnızca kayıtlı Üyeler Linkleri Görebilirler.] 85bea5c.html) [Yalnızca kayıtlı Üyeler Linkleri Görebilirler.] g ([Yalnızca kayıtlı Üyeler Linkleri Görebilirler.] n02.html) [Yalnızca kayıtlı Üyeler Linkleri Görebilirler.] pg ([Yalnızca kayıtlı Üyeler Linkleri Görebilirler.] n03.html) [Yalnızca kayıtlı Üyeler Linkleri Görebilirler.] pg ([Yalnızca kayıtlı Üyeler Linkleri Görebilirler.] n04.html) [Yalnızca kayıtlı Üyeler Linkleri Görebilirler.] pg ([Yalnızca kayıtlı Üyeler Linkleri Görebilirler.] n01.html)[Yalnızca kayıtlı Üyeler Linkleri Görebilirler.] 1338981.jpg ([Yalnızca kayıtlı Üyeler Linkleri Görebilirler.] n05.html) [Yalnızca kayıtlı Üyeler Linkleri Görebilirler.] pg ([Yalnızca kayıtlı Üyeler Linkleri Görebilirler.] n06.html) [Yalnızca kayıtlı Üyeler Linkleri Görebilirler.] pg ([Yalnızca kayıtlı Üyeler Linkleri Görebilirler.] n07.html) [Yalnızca kayıtlı Üyeler Linkleri Görebilirler.] pg ([Yalnızca kayıtlı Üyeler Linkleri Görebilirler.] n08.html) [Yalnızca kayıtlı Üyeler Linkleri Görebilirler.] pg ([Yalnızca kayıtlı Üyeler Linkleri Görebilirler.] n09.html)
Aksaray’ın 42. km. batısında, Sultanhanı kasabasında bulunan Kervansaray 1229 da I. Alaaddin Keykubat tarafından yaptırılmıştır.
1278 de Gıyaseddin Keyhüsrev tarafından genişletilmiştir. Dıştan yazlık ve kışlık bölümlerinin boyu 116.90 m.‘ dir. Yazlık kısmının eni ise 49.35 m. Boyu 61.75 m.dir. Kışlık kısmının eni ise 32.90 m. Boyu 55.15 m. ‘dır. Yazlık ve kışlık kısmının toplamı 4866 m’ y bulmaktadır.
Yazlık kısmının geometrik şekillerle süslenmiş muhteşem bir portali vardır. Han içinde bulunan tüm yapı özellikleri itibariyle Sivas’taki Gök Medreseye benzemektedir. Sivri kemerin hemen altında “Elminnetül Lillah” yani “Kudret Allahın’ dır” duası yazılıdır.
Kervansarayın ilk kitabesinde mukarnaslı dış portal nişini çeviren süs kemerinin iki tarafında altıgen madalyonlar içinde sağda ve solda yer almaktadır. Uzun bir dehlizden geçtikten sonra avluya varılır. Burada arabalara mahsus revak şeklinde yerler, sol tarafında ise kemerli ve yolculara mahsus odalar, salonlar, iki hamam ve ambarlar vardır.
Avlunun ortasında Sasani ateşgedelerinde olduğu gibi dört kemer üzerine dayanmış bir mescit bulunmaktadır. Bu mescit Selçuklu süsleme sanatını en güzel örneğini sergilemektedir. Yazlık kısmın sonunda, batı duvarında tezyinat bakımından giriş portalinden geri kalmayan bir portali vardır. Bununda dış portalde olduğu gibi sağında solunda birer niş bulunmaktadır. Kitabe kemer ve nişlerin üzerindedir.
Basık kemerli bir kapıdan girilince kışlık kısma geçilir. Üstü tonozla örtülü bu kısımı kare kasetli dört kısa, sekizer ayak dizisi, beş sahana ayırmaktadır. Ortadaki sahan diğerlerinden daha büyük ve geniştir. Tam ortadaki yerin yukarısı pandantiflerle sekiz kenarlı kasnağa oturan bir kubbe ile örtülmüştür. İçeriyi kubbe f eneri ile duvarının sağına ve soluna dörder, dip deki duvarda ise, üç olmak üzere yukarılara açılmış mazgal biçiminde iki pencere aydınlatmaktadır. Bunlardan başka ışık ve hava alacak yeri yoktur.
Çok sağlam durumda iç portal, dah kuvvetli rölyefler halinde geometrik yıldız geçmeler ve rozetlerle işlenmiştir. Karatayhanın iç portali bunu örnek alarak aynen tekrarlanmıştır.Bu iki portalin Alaaddin Keykubat zamanında, hol kısımlarıyla birlikte tamamlandığına bir işarettir.Mukarnaslı tromplar üzerine oturan kubbe, süslemeleriyle holdeki sade taş minareyi canlandırır. Kubbenin külahı yıkılmıştır.
Ulucamii
[Yalnızca kayıtlı Üyeler Linkleri Görebilirler.] pg ([Yalnızca kayıtlı Üyeler Linkleri Görebilirler.] tml) [Yalnızca kayıtlı Üyeler Linkleri Görebilirler.] pg ([Yalnızca kayıtlı Üyeler Linkleri Görebilirler.] tml) [Yalnızca kayıtlı Üyeler Linkleri Görebilirler.] pg ([Yalnızca kayıtlı Üyeler Linkleri Görebilirler.] tml) [Yalnızca kayıtlı Üyeler Linkleri Görebilirler.] pg ([Yalnızca kayıtlı Üyeler Linkleri Görebilirler.] tml) [Yalnızca kayıtlı Üyeler Linkleri Görebilirler.] if ([Yalnızca kayıtlı Üyeler Linkleri Görebilirler.] tml)
Ulucamii Aksaray merkezinde yer almaktadır.
Yığma bir tepe üzerinde bulunan caminin kitabesinde, 1408-1409 yıllarında Karamanoğlu Mehmet bey tarafından Mimar Mehmet Firuz Bey’e yaptırıldığı yazılır.
Anadolu Selçuklu Beyliklerinin tipik süslemeleri ile bezenmiş batı portali ile iç mekana ve doğu kale duvarlarına girilen, diğer yanda sağlam payandalarla desteklenen cami, yatık dikdörtgen bir plana sahiptir.
Mehmet Bey’in oğlu İbrahim bey zamanında 1482-1483’de büyük tamiratlar görmüştür. Bugünkü minaresi 1925’te yapılmıştır.
Hasan Dagi
[Yalnızca kayıtlı Üyeler Linkleri Görebilirler.] f74796t2.jpg ([Yalnızca kayıtlı Üyeler Linkleri Görebilirler.] af74796.html)
Yüksekligi : 3268 m
Tipi : Volkanik
Cikis Yollari : Karkin , Helvadere , Yukaridikmen , Taspinar , Uluören
7626 km2'lik yüzölçümünde 6 ilçe (Ağaçören, Eskil, Gülağaç, Güzelyurt, Ortaköy, Sarıyahşi) ile 191 köy ve kasabası bulunan Aksaray İli'nin 30km. kadar G.G.D. yönünde simetrik bir huni şeklinde yükselen, sönmüş bir volkan dağı olan Hasan Dağı; ismini, târihte o yörede yaşamış bir evliyâ olan Hasan Dede'nin ölümünden sonra mezarının bu dağın zirvesine konmasıyla almıştır. İç Anadolu bölgesinin en görkemli dağlarından biri olarak kabûl edilmesi, çevresinde ondan daha büyük dağların bulunmamasından kaynaklanır. Zirvedeki krater çukuru dağa uzaktan bakıldığında dâhi çok net bir şekilde görülebilmektedir. Nem oranı düşük ve açık havalarda, Konya şehir merkezi çevresindeki dağlardan da görülebilir. Toplam büyüklüğü 1500 km2'yi geçen Tuz Gölü'nün yanında yükselerek 3000m.lik manzarası ile açık olan batı yönünde, akşam saatlerinde kırmızı ışığın tonlarında çok güzel görüntülere imkân verir. Hasan Dağı eteklerinde alt ve üst kısım hâlinde meşe, orta kısım ise bir kuşak hâlinde dağ kavağı ağaçları görülür. Çevrenin tabiî bitki örtüsü bozkır bitkileridir. İklim; kışları soğuk ve sert, yazları ise yağaış azlığı sebebiyle kuraktır.
[Yalnızca kayıtlı Üyeler Linkleri Görebilirler.] pg ([Yalnızca kayıtlı Üyeler Linkleri Görebilirler.] irve.html) [Yalnızca kayıtlı Üyeler Linkleri Görebilirler.] pg ([Yalnızca kayıtlı Üyeler Linkleri Görebilirler.] 126.html)
Eski ismi Harlıdere, târihte ise Nora olarak isimlendirilmiş olan Helvadere'den dağ evine giden yol, veya inşaat hâlindeki astım hastanesine ve yaylaya gidilen toprak yoldan dağa doğru sapılarak taşlıklı geniş bir patika ile vâdi içindeki kamp alanına varılabilir. Vâdinin her iki yanı da kuraktır ve gri rengiyle çok uzak mesâfelerden bile seçilebilir. Kamp alanının bulunduğu vâdinin devamında, bacalar olarak isimlendirilen mevkiinin 150m.kadar ilerisinde vâdi tabanı seviyesinde en kurak mevsimlerde dâhi su bulmak mümkündür. Zirvesine ulaşmak için pek çok yol vardır. Herhangi bir teknik tırmanış zorluğuyla karşılaşılmaksızın iyi bir tempo ile rahat bir rotadan günübirlik olarak dâhi zirveye ulaşmak mümkündür. En kolay yol, dağın doğu yamacındaki çarşak saha tarafından gerçekleştirilir. Karsız mevsimlerde iniş, zaman zaman tehlikeli olabilir. Dağ sâdece Yılankar rotası ile, bugüne kadar bilinen 4 kişinin hayâtını kaybetmesine sebep olmuştur. Dik kayalık kısımlardan günün belirli saatlerinde taş düşmeleri de görülebilir. Kış mevsiminde zeminin karla örtülmesi ile birlikte dik ve uzun yamaçların rüzgâra açık olan kısımları kimi zaman buz hâlini alabilir. Bu ihtimâller göz önünde bulundurarak krampon ve buz kazması alınmalıdır. Karşılaşılabilecek bir diğer sorun ise yükseklikten meydana gelebilecek muhtemel dağ hastalıkları olabilir. Ancak bunlar baş ağrısı ve mîde bulantısından farklı şeyler olmayacaktır. Zirve çanağı (veya krater ağzı olarak da isimlendirilir) çok eski tarihlerde bir göle sahip olsa da günümüzde kurak bir çukurdur. Zirve, krater çukurunun güney yönünde yükselir ve birkaç adım kenarında 5 çadır sığabilecek büyüklükte kamp alanları vardır. Açık havalarda; zirveden Melendiz, Erciyes, Aladağlar, Bolkarlar ve Karacadağ rahat bir şekilde görülebilir.
Fotograflarla Aksaray
[Yalnızca kayıtlı Üyeler Linkleri Görebilirler.] pg ([Yalnızca kayıtlı Üyeler Linkleri Görebilirler.]) [Yalnızca kayıtlı Üyeler Linkleri Görebilirler.] pg ([Yalnızca kayıtlı Üyeler Linkleri Görebilirler.] tml) [Yalnızca kayıtlı Üyeler Linkleri Görebilirler.] pg ([Yalnızca kayıtlı Üyeler Linkleri Görebilirler.] tml) [Yalnızca kayıtlı Üyeler Linkleri Görebilirler.] pg ([Yalnızca kayıtlı Üyeler Linkleri Görebilirler.] tml) [Yalnızca kayıtlı Üyeler Linkleri Görebilirler.] pg ([Yalnızca kayıtlı Üyeler Linkleri Görebilirler.] tml) [Yalnızca kayıtlı Üyeler Linkleri Görebilirler.] pg ([Yalnızca kayıtlı Üyeler Linkleri Görebilirler.] tml) [Yalnızca kayıtlı Üyeler Linkleri Görebilirler.] pg ([Yalnızca kayıtlı Üyeler Linkleri Görebilirler.] tml) [Yalnızca kayıtlı Üyeler Linkleri Görebilirler.] pg ([Yalnızca kayıtlı Üyeler Linkleri Görebilirler.] tml) [Yalnızca kayıtlı Üyeler Linkleri Görebilirler.] g ([Yalnızca kayıtlı Üyeler Linkleri Görebilirler.] tml) [Yalnızca kayıtlı Üyeler Linkleri Görebilirler.] pg ([Yalnızca kayıtlı Üyeler Linkleri Görebilirler.] tml) [Yalnızca kayıtlı Üyeler Linkleri Görebilirler.] pg ([Yalnızca kayıtlı Üyeler Linkleri Görebilirler.] tml) [Yalnızca kayıtlı Üyeler Linkleri Görebilirler.] mp ([Yalnızca kayıtlı Üyeler Linkleri Görebilirler.] ml) [Yalnızca kayıtlı Üyeler Linkleri Görebilirler.] pg ([Yalnızca kayıtlı Üyeler Linkleri Görebilirler.] ml) [Yalnızca kayıtlı Üyeler Linkleri Görebilirler.] pg ([Yalnızca kayıtlı Üyeler Linkleri Görebilirler.] .html) [Yalnızca kayıtlı Üyeler Linkleri Görebilirler.] g ([Yalnızca kayıtlı Üyeler Linkleri Görebilirler.] zelyurt.html) [Yalnızca kayıtlı Üyeler Linkleri Görebilirler.] pg ([Yalnızca kayıtlı Üyeler Linkleri Görebilirler.] rvansaray_2.html) [Yalnızca kayıtlı Üyeler Linkleri Görebilirler.] g ([Yalnızca kayıtlı Üyeler Linkleri Görebilirler.] rasut.html) [Yalnızca kayıtlı Üyeler Linkleri Görebilirler.] pg ([Yalnızca kayıtlı Üyeler Linkleri Görebilirler.]) [Yalnızca kayıtlı Üyeler Linkleri Görebilirler.] g ([Yalnızca kayıtlı Üyeler Linkleri Görebilirler.] html) [Yalnızca kayıtlı Üyeler Linkleri Görebilirler.] pg ([Yalnızca kayıtlı Üyeler Linkleri Görebilirler.]) [Yalnızca kayıtlı Üyeler Linkleri Görebilirler.] mp ([Yalnızca kayıtlı Üyeler Linkleri Görebilirler.] .html)
Ziga Kaplicalari
[Yalnızca kayıtlı Üyeler Linkleri Görebilirler.] pg ([Yalnızca kayıtlı Üyeler Linkleri Görebilirler.]) [Yalnızca kayıtlı Üyeler Linkleri Görebilirler.] pg ([Yalnızca kayıtlı Üyeler Linkleri Görebilirler.])
Aksaray'ın Güzelyurt İlçesi Yaprak Hisar Köyünde Ihlara Vadisi yanı başında bulunan Ziga Kaplıcalarının bulunduğu alan, Bakanlar Kurulu Kararı ile Özel Çevre koruma Bölgesi ilan edilmiş.Sular, köyün arkasındaki düzlükten birkaç yerden çıkar. Mevcut tesislerin bulunduğu alanda, kaynak kirlenmesinin önlenmesi amacıyla yapılaşma yasak.
Her yıl yaz aylarında çevre il ve ilçelerden gelen binlerce ziyaretçi burada konaklama imkanına sahiptir. Önceden rezervasyon yaptırılmadığı takdirde yer bulma imkanı yoktur
Ziga Kaplıcaları 47 derece sıcaklığında 150lt/sn debisi olan mineral bakınım dan oldukça zengin. Başta romatizmal hastalıklar olmak üzere metabolizma bozuklukları, göz rahatsızlıkları ve kadın hastalıklarına iyi geldiği biliniyor.
Ziga sıçak suları birçok mineralin birleşiminden oluşmuş ve içerisinde bol miktarda Kalsiyum ve Sodyum ile Klorür iyonu ve Hidrokarbonat İyonu bulunması sebebi ile tortu bırakmakta olup, içinde bulunan katyon ve anyonların traverten oluşumuna uygun olması dolayısıyla bölge traverten alanı planlanmıştır.
Su bünyesinde 200-250 mg. arasında serbest karbon dioksit bulunmaktadır. En önemli özelliklerinden birisi de iyot ve bromiyonca zengin olmasıdır.
ZİGA KAPLICASININ JEOKİMYASI
Jeokimyasal sıcak sular tabiatta bulunan diğer sulardan farklı miktarda SiO2, Na(+), K(+), Ci(+), Ca(++), Mg(++), Cl, F(-), SO4(-), HCO3(--), HBO2 gibi maddeler içerirler. Ziga kaplıcalarından alınan numunenin Türkiye Atom Enerjisi Kurumu tarafından yapılan; Radyoaktivite Analizi değerlendirmesi sonucu;
Sodyum (Na) (mg/lt)-AAS-765,2
Klorür (Cl) (mg/lt)-Titrimetrik-1480,16
Hidrokarbonat (HCO3) (mg/lt)-Titrimetrik-1279,78
Kalsiyum (Ca) (mg/lt)-Titrimetrik-550,7
Sülfat (SO4) (mg/lt)-Spektrofotometik-36,32
İletkenlik (EC) (uhos, 25C°)-Elektrometrik-5800
Bor (B) (mg/lt)-Titrimetrik-25
Toplam Sertlik (FS° )-162,8 olduğu görülmüştür.
Aksaray Yöresel Türkü Ve Siirler
Aksaray Şiiri
Aksaray, Hasan dağı eteğine yerleşmiş
Ervah kabristanlığı, Sonumcubaba ile süslenmiş
Kanlı Pelit Ervah’ın eşiğine çöreklenmiş
İşte AKSARAY’ ın bu günkü hali
Asırlar geçmiş, Tarihler değişmiş
Aksaray’da Sumuncubaba gibi görülmemiş
Onun kadar sevilende yok denilmiş
İşte AKSARAY’ ın bu günkü hali
Ulu cami Selçukluların inanç göstergesi
Günümüz Müslümanlarının göz ağrısı
Diğer camilerimizde güzel ama ikisi Aksaray’ın sesi
İşte AKSARAY’ ın bu günkü hali
Zinciriye Medresesi geçmişte Aksaray fakültesi
İpek yolu Aksaray’ın nefesi
Sultanlar dahi Sultan hanında konuklama hevesi
İşte AKSARAY’ ın bu günkü hali
Şems-i Tebriz-i Mevlana’ya kavuştu
Aksaray’dan geçti Konya’ya koştu
İki deniz Konya’da buluştu.
İşte AKSARAY’ Konya ile geçmişteki hali
Yunus Emre, Hacı Bektaşi Veli’nin ziyaretine gitti
Himmet değil buğday istetti.
İkinci gidişine nasibini kaybetti
İşte AKSARAY’ ın Nevşehir ile geçmişteki hali
Aksaray Kılışarslan mahallesi
Bu isim Selçuklulara, insanların saygı ve sevgisi
Geçmişimize sahip çıkma ifadesi
İşte AKSARAY’ ın bu günkü hali
Azmi Milli görevini bitirmiş
Süresini doldurmuş kenara çekilmiş
Yeni vazife için dilekçe vermiş
İşte AKSARAY’ ın bu günkü hali
Tarihi Paşa Hamamı Aksaray’da
Azmi Millinin hemen yanı başında
Bu günde işletmeye açık durumda
İşte AKSARAY’ ın bu günkü hali
Aksaray’ı yeşile boyayan Uluırmak
Görevi baraj suyu akıtmak
Üstündeki köprüler yaya taşıt trafiğini ayarlamak
İşte AKSARAY’ ın bu günkü hali
Otomarsan Akasaray’ın ekmek teknesi
Aksarayın enbüyük fabrikası
Şehrimizin iftihar listesineki birincisi
İşte AKSARAY’ ın bu günkü hali
Organize Sanayi hızla gelişmekte
İşi olmayanlara ümit vermekte
Avare insanlara kalben iç geçirmekte
İşte AKSARAY’ ın bu günkü hali
Afra, Solmaz ,Kule, Gima, Yimpaş ticaret zincirleri
Aksaray’ın önde gelen alışveriş merkezleri
Halkın yararına sunulur seçenekleri
İşte AKSARAY’ ın bu günkü hali
Fırınlarda pişirilen ekmekler arabalarla taşınmakta
Mahalle , market bakkallarda satılmakta
Halk ihtiyacını buralardan karşılamakta
İşte AKSARAY’ ın bu günkü hali
Bu hazzı veren Aksaray’ı yakından tanı
Geşmişten geleceğe uzanan iyibir anı
Aksaray vatan dır seveceksin vatanını
Sevmeyenin imanı zayıf, kötüdür şanı
Şair Yazar: Cevdet AYAS
AKSARAY'IN KAPILARI
Aksaray'ın kapıları sürgülü
Siyah saçı sırma ile örgülü
Haticem de genç yaşında vergili
Alırım Haticem koymam orada.
Aksaray'ın kapıları çatallı
Kırk gün oldu yardan ayrı yatalı
Kız ben seni sevip alıp kaçalı
Alırım aslanım koymam orada.
Arif Delen
AKSARAY TÜRKÜLERİ:
Saffet Efendi, Sıra Sıra Kazanlar, Karabiber Aş Olmaz, Ceyran, Derviş Hanım Bakmazmısın Postuna, Turna, Kazım, Eşmekayanın Kavakları, Aksaray Sürmelisi, Elif Kızın Obaları, İstanbul Yolları, Osman Abim Evde mi, Tombul Bilekli Gelin, Oy Niye Yandim Niye ve Güvercinim Sütbeyaz. Bunlardan düğünlerde en çok söylenenleri şunlardır:
KESİK ÇAYIR: (Ahmet GÜRSES)
Kesik çayır biçilir mi, sular soğuk içilir mi?
Bana yardan geç diyorlar, yar tatlıdır geçilir mi?
(Burada oynayanlar bir uzun hava söylerler)
Sabahtan uğradım ben bir güzele.
Güzel ağlatmadı, güldürdü beni, Ay gelin, sürmelim.
(Bundan sonra oynak bir hava söylenir)
Kaymakam kızı, etme bu nazı, gel bize bazı bazı
Elinizden, elinizden kurtulaydım dilinizden.
Yeşil başlı ördek olsam sular içmem gölünüzden aman.
(tekrar uzun hava)
Ben güzelden vefa ummazdım, aman ummazdım.
Ak gerdan üstüne kondurdu beni. Ay gelin sürmelim.
Kaymakam kızı, etme bu nazı, gel bize bazı bazı.
EŞMEKAYANIN KAVAKLARI: (Ahmet GÜRSES)
Eşmekayanın kavakları gölgeli
Yel vurdukça denizleri dalgalı
Bugün efelerin başı gavgalı
Beyleri, beyleri eşmekaya beyleri
Beyleri gördükçe a canım, şaşırıyorum dilleri
Eşmekayadan çıktı bir buhur deve
Ağzında dikeni yer geve geve
Kız Allah’ın seversen, gel bizim eve
Beyleri, beyleri Eşmekaya beyleri
Eşmekaya dedikleri bir küçük avlı
Avlının içinde kır atım bağlı
Kurşunu yedimde ciğerim dağlı
Beyleri, beyleri Eşmekaya beyleri
Eşmekayanın bülbülleri ötüyor,
İki testi almış suya gidiyor,
Kaşı ile gözü gel gel ediyor,
Beyleri, beyleri Eşmekayanın beyleri.
SIRA SIRA KAZANLAR: (Ahmet GÜRSES)
Sıra sıra kazanlar gelin, gelin,
Kara yazı yazanlar amman,
Kara yazı yazanlar amman,
Cennet yüzü görmesin gelin, gelin,
Aramızı bozanlar amman,
Aramızı bozanlar amman,
A benim nazlı yarim amman
Çorbası tuzlu yarim vay, vay.
Çık daldan kiraz deşir gelin, gelin,
Dibinde gayfe pişir amman,
Dibinde gayfe pişir amman,
Her gayfeyi içtikçe gelin, gelin,
Beni aklına düşür amman,
A benim hacı yarim amman,
Beni aklına düşür amman,
Başımın tacı yarim vay, vay,
Bir taş attım alıca gelin, gelin,
Bir kuş vurdum delice amman,
Yenile bir yar sevdim gelin, gelin,
Gözleri sürmelice amman.
Gözleri sürmelice amman.
A benim nazlı yarim amman,
Çorbası tuzlu yarim vay, vay.
KALDIR DUMANINI GÖSTER YÜZÜNÜ: (Taşpınarlı Aşık Mahmut)
Kaldır dumanını, göster yüzünü,
Var mı koyağında kar, Hasandağı,
Karlı, buzlu sulardan içeyim,
Yüreğim yaralı duy, Hasandağı,
Hasandağı diye namın duyulur,
Eteğinde mor koyunlar yayılır,
Gün dönünce güzellerin dağılır,
Kanayan yaramı sar Hasandağı.
Hoş yaratmış cemalini yaradan,
Çatılmış kaşların hilal, karadan,
Suyun taksim olur Helvedereden,
Akıyor damarın göl, Hasandağı.
SÜPÜRGESİ YONCADAN: (Ahmet GÜRSES)
Süpürgesi yoncadan, süpürgesi yoncadan,
Gayet beli inceden, aman gayet beli inceden,
Ben seni sakınırım, ben seni sakınırım,
Yerdeki karıncadan, aman yerdeki karıncadan,
Hanım şaşır beni,
Aşka düşürdü beni,
Aşk adamı ağlatır,
Dert adamı söyletir.
ELİF KIZIN OBALARI: (Ahmet GÜRSES)
Elif kızın obasını gezmeli
Galem alıp kaşın, gözün yazmalı
Annı top kekilli, burnu yazmalı
Elif derler bir güzele yangınım
Dinga da dinga da dinga bak
Esme hey bad-ı sabah hey
Bad-ı sabah eserse
Seyranımda buradan geçerse
Kabağıda boynuma takarım hey
Hovardayı gözden çıkarırım aman
Senin gibi yosmayı hey
Haydi pazarlarda satarım hey
Elifin mendiline mestine
Selam verir yarenine dostuna hey
Bende kurban olam dostuna hey
Uyan koç Elifim tacın göründü
Dinga da dinga da dinga bak
Esme hey bad-ı sabah hey
Bad-ı sabah eserse
Seyranımda buradan geçerse
Kabağıda boynuma takarım hey.
AKSARAY’IN KAPILARI: (Asaf GÜVEN)
Aksaray’ın kapıları sürgülü
Siyah saçı sırma ile örgülü
Haticem de genç yaşında vergili
Alırım Haticem koymam orada.
Aksaray’ın kapıları çatallı
Kırk gün oldu yardan ayrı yatalı
Kız ben seni sevip alıp kaçalı
Alırım aslanım koymam orada.
KAPILARI GATIRAN: (Aşık Molla)
Kapıları gatıran
Fatma beni batıran
Fatma değil anası
Beni mahpus yatıran
Aman, aman hopla gel
Al fistanı topla gel
Kapıları kalındır
Kardeşleri zalımdır
Zalım olsa ne yapar
Fatma benim malımdır
Aman, aman hopla gel
Al fistanı topla gel
İSTANBUL YOLUNDA (Ahmet GÜRSES)
Dalma beyim dalma çaylar derindir
Yolunda bekleyen taze gelindir
Size verdi ise Mevlam kerimdir
Aman, aman, aman, aman,
İstanbul yolunda kuş katar, katar
Eşinden ayrılmış bir keklik öter
Bu ayrılık bize ölümden beter
Aman, aman, aman, aman,
İstanbul yoluna uzak dediler
Zülüfü gerdana tuzak dediler
Aman, aman, aman, aman,
İstanbul yoluna diktim gözümü
Bir yiğit yoluna verdim özümü
Aman, aman, aman, aman.
OSMAN ABİM EVDEMİ: (Mehmet AKÇA)
Damdan dama atlan yar Osmana yandım
Püskülleri sarkan yar bir tanem
Püskülleri sarkan yar bir tanem
El eyledim gelmedi Omana yandım
Horozlardan korkan yar bir danem
Horozlardan korkan yar bir danem
Osman abim evdemi, evdemi
Üç odalı yerdemi, yerdemi
Ak kadifeli yerdemi, evdemi?
Terliğimin tepesi Osmana yandım
Gül kokuyor nefesi, bir danem
Gül kokuyor nefesi bir danem
Osman abim evdemi,evdemi, üç odalı yerdemi.
ARABAMIN DİNGİLİ: (Aşık Molla)
Arabamın dingili
Nenni yarim nenni
Nerde buldun dengini
Nenni yarim nenni
Gidin sölen o yare
Nenni yarim nenni
Gamlasın yarim nenni
Nenni yarim nenni
Gökte uçan teyyare
Nenni yarim nenni
Varın söylen o yare
Nenni yarim nenni
Benden ona fayda yok
Nenni yarim nenni
Bulsun başına çare
Nenni yarim nenni
DUVAR ÜSTÜNDE DUVAR: (Asaf GÜVEN)
Duvar üstüne duvar
Aman ne var, sevdiğim ne var?
Oturmuşta ağlıyor
Aman asker olmadık kim var?
Konma bülbül konma dalım boş değil
Gülsem oynasamda göğnüm hoş değil
Yılan aklı karalı
Aman sinem goygun yaralı
Sorsam söylermi bana
Aman acep aslı nereli
Konma bülbül konma dalım boş değil
Gülsem oynasamda göğnüm hoş değil
Güfteleri yukarıda yazılı olanlar dışında kalan diğer Aksaray Türküleri de şunlardır:
Kara biber,
Şerif hanım
Ahmet Gürses’e
Allılar ve Tombul Bilekli Gelin Aşık Molla’ya
Oy niye Yandım niye ve
Güvercinim Süt Beyaz
BÖLGE GİYSİ VE GELENEKLERİ:
a)Çocuk Kıyafetleri: Erkek çocuklarınsaçları birkaç yaşından sonra bir iki numara makine ile traş edilir. Bazen alnında kakül denilen biraz saç bırakılır.
Kız çocuklarının saçları hiç kesilmez. Arkada kırk belik denilen ince belikler halinde örülür. Bu örgülerin arası birbirine bağlanarak çatı yapılır. Çatılara da mavi boncuk takılır. Üzerlerine içte, beyaz kaputtan dikilmiş uzunca bir gömlek giyerler. Gömleğin üzerine elde dikilmiş önü kırmalı, düğmeli, düz yakalı, kolları bilezikli işlik, yaz-kış giyilir. Bunun altından don üzerinden Dotdiri denilen şalvar giyilir.
b) Kadın Kıyafetleri: Saçlar yine kırk belik denilen ince belikler halinde veya kalın iki belik halindedir. Aralarına yine boncuklarla çatı yapılır. Başta fes vardır. Fesin üzerine, birbirinin altına geçecek biçimde (Kayma) denilen penesler dikilir. Fesin etrafına klepler çekilir. Fesin etrafına çekilen bu klepin üzerine de küçük altınlar takılır. Fesin üzerine de çit denilen yazma örtülür. Giysi olarak alta kaputtan yapılmış uzunca bir gömlek giyilir. İşliğin üzerinden bağrı açık, kollu kessik giyilir. Şayet kessik giyilmezse bunun yerine üç etek giyilir.
Ayrıca bele dokuma şal kuşanılır. Şalın üzerine önde, kenarı kontrast renkler ile işlemeli koyu mavi yada kırmızı renkli dizlikler takılır. Ayaklarda nakışlı el örgüsü yün çoraplar ve lastik ayakkabılar vardır.
c) Erkek Kıyafetleri: Başlarında kasket, beyaz gömlek, bunun üzerine iki tarafı kırmalı, göğsü yarı yere kadar kapalı, yakasız işlik giyerler. Üzerinde de delme denilen yelek vardır. Altına dokuma şalvar veya kıravel giyilir. Ayaklara ise yünden örülen çorap ve kundura giyilir. Bayram günleri hariç kadın ve erkekler senenin her mevsiminde aynı elbiseleri giyerler. Yeni veya değişik elbiseler genellikle bayramlarda ve harman sonu yaptırılır.
AKSARAY İKLİMİ:
Aksaray ili meteoroloji istasyonunun, kuruluşundan, 1995 yılına kadar olan bilgileri değerlendirmeye alınmıştır:
A- SICAKLIK:
İncelenen meteorolojik elemanlar Sıcaklık, Bulutluluk, Yağış ve Nispi Nem durumudur. Bu meteorolojik elemanlar mahalli saatle 07.44, 14.44, 21.44’de olmak üzere, günde üç defa rasat edilmektedir. Rasatların uzun yıllara göre ortalama, ekstrem bilgileri ve sayışlı günleri, tablo şeklinde verilmiştir.
Aksaray’da yıllık ortalama sıcaklık 11.5°C derecedir. Ocak ayındaki ortalama sıcaklık ise -02°C derece olarak görülmektedir. Rasat edilen en yüksek sıcaklık Ağustos ayında 38.4°C derece olarak ölçülmüştür. En düşük sıcaklık ise Şubat ayında -29.0°C derece olmuştur.
B- YAĞIŞ:
Aylara göre yağış miktarı incelendiğinde yağışsız ay bulunmadığı, en az yağışın Temmuz ayında olduğu görülür. Yıllık toplam yağış miktarı 351.6 milimetredir. Günlük en çok yağış miktarı Haziran ayında 52.0 mm. olarak ölçülmüştür.
Kar yağışları, kasım ayında başlamakta ve nisan ayında sona ermektedir. Aksaray’da 13 gün kar yağışlı, 24 gün karla örtülü geçmektedir. En yüksek kar kalınlığı ise 45 cm. olarak Aralık ayında tespit edilmiştir.
C- BASINÇ - NEMLİLİK:
Ortalama aktüel basınç 904.8 milibardır. Rasat süresi içinde en yüksek aktüel basınç Ocak ayında 925.6 milibardır, en düşük aktüel basınç ise yine Ocak ayında 880.2 milibar olarak ölçülmüştür. Nispi nem değerleri kış aylarında genellikle daha yüksek, sıcaklığın artığı yaz aylarında ise daha düşüktür. Yıllık ortalama nispi nem değeri % 62, en düşük nispi değeri ise % 5’tir.
Aksaray’da yıllık ortalama bulutluluk 4.0 olarak tespit edilmiştir. Bütün yıl bulutluluğun en az olduğu aylar yaz, en fazla olduğu aylar kış aylarıdır.
Sonuç olarak, yapılan çeşitli iklim tasniflerine göre Aksaray ili orta iklimler kuşağında olup soğuk yarı kara iklim tipine sahiptir. En soğuk ayın ortalama sıcaklığı -3° C derecenin üstünde, yazlar kurak, soğuk devredeki en yağışlı ayın miktarının üç katına eşittir. En kurak ayın yağış miktarı 30 mm.’ den az, nadiren sisli, nemli, az yağışlı, nispeten serin ve en sıcak ay ortalaması 24°C dereceden azdır. Kışlar nispeten kısadır. Fakat birkaç ay toprak donabilir veya karla örtülü kalabilir
YEMEKLER (YÖRE MUTFAĞI):
Aksaray’da hububatın geniş bir alana yayılmış olması ile bundan mamul yiyecekler, hayvancılığın gelişmiş olması dolayısıyla da et ve süt mamulleri, ayrıca bağ ve bahçelerden elde edilen sebze ve meyvelerle de mutfak için oldukça zengin malzemeler elde edilmektedir.
1- YUFKA: Yılın belirli aylarında ve yer yer her gün yapıldığı da olur. Uzun süreli yapılan ekmekler için, ölçeği testi olarak bilinen çok testili hamurlar yoğrulur. Ailenin erkekleri, hamurları üzeri temiz bir bezle örtülü olduğu halde çiğnerler. Yoğrulan hamurlar beze denilen küçük parçalara ayrılır. Bunlar düzgün ekmek tahtaları üzerinde, ince, uzun oklavalarla çok ince bir şekilde açılır ve ateş üzerinde bir sacta pişirilir. Pişirme sırasında ekmeğin yanmaması için (pişirgeç) kullanılır.
2- ŞEPE: Küçük ölçüde açılarak pişirilen yufkadır.
3- SIKMA: Şepeden biraz büyükçe açılan ve içine tereyağı, taze çökelek veya peynir konarak meydana getirilen dürümdür.
4- ÇÖREK: Hamurun mayalanarak, geniş kaplar içinde köy fırınlarında pişirilmesiyle yapılır.
5- MAYALI: Yine hamurun mayalanmasıyla küçük bazılar yapılır. Bu bazılar 1-1.5 cm. kalınlığında açılarak saç üzerinde pişirilir.
6- ERİŞTE: Yufka hamur ince uzun bir şekilde kesilerek güneşte kurutulur. Daha sonra kavrulur ve makarna yerine kullanılır.
7- KUSKUS PİLAVI: Yumurta ile un bir kap içerisinde karıştırılır. Daha sonra saçma büyüklüğünde küçük parçalar halinde kurutulur.
8- DOLMA MANTI: Hamur yufka gibi açılır. Baklava dilimi biçiminde büyükçe kesilir. Hazırlanan kıymalı iç içerisine konduktan sonra katlanır. Suda haşlanarak suyu süzülür. Altına sarımsaklı yoğurt, üzerine özel yapılan zer dökülür.
9- KATIKLI AŞ: Bir çeşit yaz yemeğidir. Torbada süzülmüş yoğurt, soğuk bulgur pilavı ile karıştırılarak çorba gibi içilir.
10- PELTE: İnce un ve pekmez belirli bir kıvama kadar kaynatılarak pişirilir. Sonra üzerine tereyağı dökülür.
11- SOĞANLAMA: Soğan doğranır, yağ, kıyma ve salça ile ya da domatesle kavrulur.
12- TARHANA ÇORBASI: Ekşi yoğurt, aşlık, un kaynatıldıktan sonra belirli bir kıvam alır. Bu kıvama yuvarlak ve yassı şekil verilir ve sonra
kurutulur. Artık tarhana elde edilmiş olur. Bunu pişirmek için ise bir akşam önce ılık suda bekletilerek kabartılır. Daha sonra suyla pişirilerek üzerine nane ve yağ dökülür.
13- SARIĞI BURMA (KATMER): İnce un, yumurta ve yoğurt iyice yoğrulur. İnce yufkalar halinde açılır ve hamur bir sini veya büyükçe bir tepsi üzerinde katmerli bir biçimde dıştan içe doğru yerleştirilir. Üzerine yağ ilave edilerek kızartılır. Soğuduktan sonra kestirme dökülür.
14- HÖŞMERİM: Genellikle köylülerin yaylada oldukları zaman yapılır. Tereyağ eritilir, içerisine un atılarak ateş üzerinde, un tanecikler haline gelinceye
kadar bir müddet karıştırılır ve soğumadan yenir.
15- SAC BÖREĞİ: Şepe halinde açılan hamur, içerisine kıyma, yumurta peynir, sebze konarak ortadan ikiye katlanır. Sac üzerinde pişirildikten sonra yağlanarak yenir.
16- BAMYA ÇORBASI: Malzemeleri: 250 gr. bamya, 200 gr. et, 1 adet soğan, 1 domates, 1 yemek kaşığı salça, 1 limon.
Hazırlanışı: Bamya sıcak suda 15 dakika kaynatılarak, limon tuzlu su ile haşlanır. Tencere içine yağ ile bir adet soğan ve et ilave edilerek soğan kızarıncaya kadar pişirilir. Rendelenmiş domates ile bir kaşık salça ilave edilerek yemek kaynamaya bırakılır, limon ilave edilir. Hazırlanan bamya yemeğe ilave edilerek servis yapılır.
17- YOĞURT ÇORBASI: Hazırlanışı: Yoğurt, su ile karıştırılarak içine pirinç ilave edilir, ocakta kısık ateşte belirli bir kıvama gelinceye kadar pişirilir. Ayrıca bir
kapta tereyağı kızarıncaya kadar ısıtılır. Yağ et suyu ve kırmızı biber ilave edilir sos halinde çorba üzerine dökülür. Sıcak servis yapılır.
18- ARABAŞI: Malzemeleri: 1 litre su, 3 kahve fincanı un, 100 gram tereyağı ve tuz.
Hazırlanışı: 1 litre su, 3 kahve fincanı un, 100 gram tereyağı ve tuz iyice karıştırılır. Sonra ocakta kaynamaya bırakılır. Kaynayan lapa yayvan bir tepsi içine 3 cm. kalınlıkta olacak şekilde düzgünce yayılır. Baklava dilimi şeklinde kesilerek soğutulur Haşlanmış tavuk veya hindi göğsü, tereyağlı bir kahve fincanı un ile beraber kavrulur. Kaynatılmış 1 litre tavuk suyu içine yapılan sos ilave edilir. Soğutulmuş un lapası kaşıkla alınır, soslu tavuk suyuna batırılarak servis yapılır.
19- KALBURABASTI: Hazırlanışı: 1 su bardağı sıvı yağ, margarin ve yoğurt, yeterince un karıştırılır, mayalanır. Yapılan hamur kulak memesi büyüklüğünde hazırlanır, rende ile tel süzgeçten geçirilir, üzerine rendelenmiş ceviz konularak kapatılır. Kapatılan kısım alta gelecek şekilde tepsiye dizilir, kısık ateşte veya fırında pişirilir. Yapılan tatlı için hazırlanan şerbet tatlının üzerine dökülerek servis yapılır.
20- KAYGANA: Malzemeleri: 6 yumurta porselen kapta çırpılır. Hazırlanan un ilave edilir, tekrar çırpılır. Tavada hazırlanan yağ hafif kızarınca hazırlanan yumurta un karışımı malzeme yağ üzerine ilave edilerek kısık ateşte çevrilerek pişirilir. Servis yapılır.
21- ÇİĞLEME: Malzemeleri: 500 gr. un, 2 bardak su, 250 gr. taze kaymak ve tuz.
Hazırlanışı: Hazırlanan un ile su hamur haline getirilir. 15 dakika dinlenen hamur merdane ile küçük yuvarlak şeklinde açılır. Arasında bir tatlı kaşığı kaymak ilave edilip kapatılır. Teflon tavada kısık ateşte çevrilerek pişirilir. Tekrar üzerine kaymak ilave edilerek servis yapılır.
Aksarayimizin üNLüLERi
Abdurrahman Efendi
Alaeddin Ali
Aşık Murat COŞKUN
Cemal Halveti
Cemaleddin Muhammet
Cemaleddini Aksaray-i
Deli Hamid
Fikret OTYAM
Fuzeyl Çelebi
Genç Osman
Habib Efendi
Hallac-ı Mansur
Hoca Mesut
Hürrem Cenali
II. Kılıçarslan
İsa
Katip Mehmet Çelebi
Kerimüddün Mahmut
Külhani Ali Baba
Mahmut MAKAL
Mehmet AKÇA (Aşık Molla)
Mehmet Efendi
Molla Çelebi
Mustafa Vehbi ÇORAKÇI
Muzaffer-üd-din Melik Mahmut
Nurullah Nuri
Ömer Kaşif NALBANTOĞLU
Pir Ali Sultan
Said
Süleyman Rukni
Şair Yusuf Hakiki
Şeyh Ali Efendi
Şeyh Hamidi Veli (Somuncu Baba)
Yaşar AKBAŞ
Yunus Emre
Zenbilli Ali Efendi
Ulaşım :
Aksaray İpek Yolu tur güzergahı ve doğu-batı, güney-kuzey ana bağlantı yollarının kavşak noktasında , E-90 karayolu üzerindedir.
225 Km uzunluğundaki Aksaray-Ankara devlet yolunun 52 Km.si Aksaray ili sınırları içinde kalmakta olup bu yolun tamamı, 265 Km uzunluğundaki Aksaray-Adana yolunun 23 Km.lik kesimi dışında kalan uzunluğu Bölünmüş yol olarak hizmet vermektedir. Ayrıca 148 Km uzunluğundaki Aksaray-Konya devlet yolunun Aksaray sınırları içinde kalan 49 Km.lik kesiminin 5 Km.si, 75 km. uzunluğundaki Aksaray-Nevşehir yolunun Aksaray sınırları içinde kalan 43 Km.lik kesiminin tamamı Bölünmüş yol olarak hizmet vermektedir. 2006 yılında Aksaray-Adana yolunun 23 Km.lik kesiminde üst yapı işleri tamamlanarak bölünmüş yol çalışmaları bitirilecek Aksaray-Konya yolunda Bölünmüş yol çalışmalarına ağırlık verilecektir.
İlin Karayolu ile Komşu İllere ve Bazı Büyük İl Merkezlerine Uzaklığı
Aksaray - Ankara 225 Km.
Aksaray - Adana 265 Km.
Aksaray - Mersin 258 Km.
Aksaray - Konya 148 Km.
Aksaray - İstanbul 674 Km.
Aksaray - İzmir 693 Km.
Aksaray - Niğde 121 Km.
Aksaray - Nevşehir 75 Km.
İlin Havaalanları ve Limanlara olan uzaklığı
Aksaray–Ankara 220 km
Aksaray – Adana 260 km
Aksaray – Nevşehir 70 km
Aksaray – Kayseri 160 km
Aksaray – Konya 140 km
Aksaray – Mersin limanı 258 km
Aksaray – İskendurun limanı 400 km
Aksaray Havaalanı inşaatı da büyük oranda tamamlanmıştır.
Ankara – Aksaray – Ulukışla demiryolu etüt projesinin yapımı için 2004 yılı yatırım programında 300 milyar TL. ödenek ayrılmıştır.
İl’de ulaşım sadece karayolu ile sağlanmakta olup, İlin karayolu ulaşımı için önemli projeler başlatılmış Aksaray-Ankara duble yol çalışması bitirilmiş, Aksaray-Konya ve Aksaray-Nevşehir duble yol çalışmaları ise devam etmektedir.
vBulletin v3.6.8, Copyright ©2000-2008, Jelsoft Enterprises Ltd.
frmpaylas frmpaylas frmpaylas frmpaylas