Türk Allerjisi Ve Anayasa Cinayeti [Arşiv] - FrmPaylas.Com | Paylaşım, Film, Dizi, Müzik, Program, Oyun, Sinema, Video, Komik

PDA

Orijinalini görmek için tıklayınız : Türk Allerjisi Ve Anayasa Cinayeti


Kaptan-ı Derya
09-29-2007, 17:30
Türk Allerjisi Ve Anayasa Cinayeti

Cihan TÜRKER


Türk sualtıcılarının duayeni, emekli sat komandosu Namık Ekin 65 yaşında bir zoru denedi ve başardı. Karadeniz'den Marmara'ya 52 kilometreyi denizde ikmal suretiyle sualtından 13 saatte yüzerek geçti.
Böylelikle dünya rekorlar kitabına Türk adını bir kez daha gururla yazdırdı. İleri yaşına rağmen (yaptığı spor ve denediği rekor açısından) Türk adını dünyada duyurmak için gerçekten fiziki güç ve manevi azim isteyen bir çabayı göze aldı. Kendisini kutluyoruz. Başarısı bizi gururlandırmıştır.
Namık Ekin kendi alanında Türk adını dünyaya duyurmaya kalkışırken Ozbudun Komisyonu tarafından AKP'nin siparişi üzerine hazırlanan Anayasa taslağında ise adeta cımbızla Türk sözcüğü ayıklaması yapılıyor...
Şu işe bakın... Bir yandan bir rekorla bile olsa Türk adını ebedileştirmek isteyen bir yüce şahsiyet, diğer yandan Türk milleti ve devleti için Anayasa taslağı hazırlayan ama hiçbir yerinde Türk sözcüğünü kullanmamak için azami gayreti gösteren zihniyet...
Taslak ise tam bir Anayasa cinayeti.
Bu kadar Anayasa hukukçusu biraraya gelip ancak böylesine garebet bir taslak hazırlayabilir...
Türk devletinin üniter yapısı tehdit ve tehlike altına sokuluyor; milli birlik ve beraberliğe ilişkin hükümler üzerinde oynanıyor, sosyal barış zedeleniyor; ama bunlar kadar vahim olanı, bir Anayasada hiç olmaması gereken şeyler yapılıyor...
Güçler ayrılığı sistemi ortadan kalkıyor.
Cumhurbaşkanının daha az yetkili hale getirilmesi arzusu, cumhurbaşkanınca yapılan eylem ve işlemlerin dağıtılması noktasında komisyonun adeta basiretini bağlamış.
Danıştay'a dörtte bir oranında üyenin doğrudan bakanlar kurulu yani siyasi irade tarafından atanması öngörülüyor. Yüksek yargı organı siyasetin vesayetine bırakılıyor.
Yetmiyor, hakimler ve savcılar yüksek kurulunun oluşumunda TBMM'ye seçme yetkisi veriliyor. TBMM'nin yasama ve yürütmenin denetlenmesi görevlerine ek olarak bir de bu şekilde yargı üzerinde idari vesayet işi getiriliyor.
Dünyada hiçbir çağdaş hukuk anlayışı içinde böylesine anlamsız, olmaz iş yoktur. Şimdi, şu yapılana bakınız. Danıştay'a üye olmak isteyen idareci hükümete ram olacak; Danıştay üyesi olunca da bu hükümetin eylem ve işlemlerini denetleyecek...
Yine Hakimler ve Savcılar Yüksek Kurulu üyesi olmak isteyen birinci sınıfa ayrılmış bir hakim veya savcı TBMM tarafından bu kurula seçilebilmek için gelip kulis yapacak, siyasi partilerin ve siyasilerin kapılarını aşındıracak. Hakim ve savcılık mesleğinin bağımsız ve tarafsızlığını öngören taslak içinde (ki tarafsızlık ifadesi mevcut anayasada yoktur, bağımsız olan hakim ve savcı zaten tarafsızdır, böyle olmadığını düşündükleri için mi ayrıca bir şekilde vurgulama ihtiyacı hissedilmiştir) hakim ve savcıların siyaset kurumu ile irtibat, iltisak ve aidiyet ilişkileri içine girmelerine yol açacak bir yapı öngörülmektedir. Yargı bağımsızlığı, yargı etiği, onuru hiç düşünülmüyor...
Bunlar son derece yanlıştır. Güçler ayrımını yürütme lehine çevirir. Yürütme yargı üzerinde kesin ve net bir vesayet kurar. Mevcut Hakimler ve Savcılar Yüksek Kurulu'nda Adalet Bakanı ve Müsteşarının bulunmasını yargı bağımsızlığı anlamında eleştirenlerin bu hususu dikkate alması lazımdır.
Ne var ki, yargı camiasına bakıyorum da bu konularda sesleri çıkmıyor. Anayasa eleştirilerinde fesi bırakmışlar püskülle uğraşıyorlar.
Ayrıca TBMM pek çok idari işlemle görevlendiriliyor. Halbuki çağdaş meclisler sadece kendi işleyişlerine ilişkin hususlarda idari işlem tesis eder ve bunun dışındaki idari işlemleri görevleri arasında görmezler. TBMM'nin idari işlem manasında yapması gereken işler bellidir; Sayıştay üyelerinin ve Başkanının seçimi, RTÜK üyelerinin seçimi ve Ombudsman seçimi. Çünkü bu üç kurum da nitelikleri gereği denetimlerini parlamento adına yapan kurumlar olmak durumundadır.
Fakat diyorum ya, kimsenin bu hususlar umurunda değil. Birileri yanlış olduğu halde ve sonuçta ülkeyi ciddi sıkıntılara sokacağı aşikar olduğu halde bu türden öneriler getiriyor, asker anayasasından kurtulmak bahanesiyle bir siyasi parti anayasası dikte ettiriyor, birileri de bu anayasayı olmayacak yerlerden eleştirip bu neviden hususları perdeliyor.
Allah encamımızı hayretsin. Ama bilinmeli ki durum vahim.
Türk adı duymak ve görmek için Namık Ekin'lerin rekorlarına daha çok ihtiyacımız olacak...